02.06.2017

2014’ün Gözden Kaçan Filmleri

Miele

Teksin BEGEÇ

 

Miele (Bal)

Bir ritüel vardır: Ayağı kırılmış bir at daha fazla acı çekmemesi için öldürülür. Peki, ölümcül hastalıklara yakalanmış ve acı çeken insanların hayatlarına son vermek istedikleri zaman yapacakları ne vardır? Filmimize göre bu sorunun cevabı, Miele’yi aramak. Ölüm meleğini rol model edinmiş bir kadının, ruhumuzu bedenimizden almak için değil de bedenimizde hissettiğimiz acıyı yok etmek için geldiğini düşündüğümüzde olumlu bir sonuç elde edeceğimizi düşünsek de, cinayet hiçbir zaman masum bir eylem olarak adlandırılmayacaktır. Miele, hayatla ölüm arasındaki ince çizgi üzerinde seyir eden oldukça zor bir hikâyeyi hakkını vererek anlatabilmesi ile öne çıkan, fakat 2014 yılı içerisinde pek de hak ettiği ilgiyi görmediğine inandığım bir film.

Matar a un hombre (Bir İnsanı Öldürmek)

Bir İnsanı Öldürmek, yasaların kişi özlük haklarını korumaktan ziyade bürokrasinin dayattığı kâğıt israfı olduğunu gözler önüne sererken, bu hakka sahip çıkmak ve çevresindeki tehlikelerden korunmak adına bireyin benliğindeki değişimin en uç noktada gerçekleşebileceğini söylüyor. Filmin akla getirdiği öncelikli şey Kafka’nın “yasanın ne olduğunu asla öğrenemedim” söylemiydi. Beni bu düşünceye iten sebep ise, rahatlıkla kötülüğün ancak kötülükle yok edilebileceği savını desteklemeye düşecek bir yaklaşım sergileyen filmin, bundan uzaklaşmak adına tekrar yasaya dönmesiydi. Kişinin yaşam ve özlük haklarını korumaktan aciz yasanın, aynı zamanda bir gereklilik ve yanlış bir söyleme düşmemek adına kurtuluş noktası olduğunu söyleyen yapım, iyi bir tezatlık örneği sunuyor. Yasa kavramının gerekliliği, güç olgusunun yaptırımları ve yasanın birey tarafında mı otorite tarafından mı uygulanması üzerine düşünmemizi sağlayan Bir İnsanı Öldürmek, intikam filmleri içerisinde gerilim düzeyi düşük olmasından dolayı adı en az zikredilen filmlerden biri oldu.