06.01.2018

2017’nin Unutulmaz Anları

1)The Square (Kare)

Yönetmen: Ruben Östlund

Ruben Östlund’un sanat dünyasını hicvettiği Altın Palmiye ödüllü The Square, bir grup seyircinin hayranlığını fazlasıyla kazandı. Bir modern sanat müzesinde ve orada sergilenen bir eserin çevresinde ilerleyen filmde, bir an var ki… Serginin açılış yemeğinde performans sergilemek amacıyla Oleg’in (Terry Notary) performansının da ötesine giderek bir nevi korsan gösteriye soyunması filmin en unutulmaz sahnesini yaratıyor. Sinema tarihinin şimdiden kült sahneleri içerisinde kendine en müstesna yeri ayırtan bu sahne üst-orta sınıfa atılan büyük bir tokat. Hatta tokattan da öte acısı kolay kolay geçmeyecek bir dayak. Terry Notary’nin yıllarını verdiği bu performansın şahaneliği karşısında şapka çıkarmamak elde değil.

Filmin eleştirisine buradan ulaşabilirsiniz.

2)Call Me by Your Name (Adınla Çağır Beni)

Yönetmen: Luca Guadagnino

 Aşk, kaçamak, arzu, keşfediş gibi birçok kavramın en saf haliyle vücut bulduğu Guadagnino sineması bu kez tüm bunların çok daha mükemmel bir buluşmasını gerçekleştiriyor. Call Me By Your Name, aslında sancılı bir büyüme hikâyesi ile karşımızda. Bu saf hissiyat ile akılları baştan alan filmin finali ise adeta yürek dağlayan cinsten. Elio’nun ilk ve belki de son kez böylesine güçlü bir aşk acısını yaşadığı anlar, kelimelerle tarifi edilecek gibi değildir. Gözyaşlarını sessizce akıtıldığı anlarda Sufjan Stevens’ın muhteşem Visions Of Gideon adlı parçası, Elio’nun duygularının da tercümanı olur adeta: Son kez dokunmak, son kez öpmek, son kez sevmek… Son kez…

Sahnenin detaylı incelemesine buradan ulaşabilirsiniz.