29.01.2019

2019’un Merakla Beklediğimiz Filmleri

Onur Kırşavoğlu

Radegund

Sinemanın filozofu Terrence Malick, The Thin Red Line’dan yirmi bir sene sonra bir savaş filmiyle karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. Vicdani ret konusunun işleneceği ve hem dilinde hem kadrosunda Almanya ağırlığı bulunan film, elbette ustanın felsefi ve şiirsel yönünü de taşıyor olacak. Son dönem çektiği filmlerdeki anlatım ve kurgudan vazgeçerek eskiye döndüğü yönünde haberler olan Malick filminin ismi ise Radegund. Kadrosu her zamanki gibi yıldızlar topluluğu olan Radegund’un görsel açıdan doyurucu olacağını da tahmin etmek sanırım güç olmaz. Tabii en büyük sorun, Malick filmlerinin tahmin edilemeyen gösterim tarihleri. 2018 yılında beklenen film şimdilik 2019’a kalmış gibi duruyor ama Malick bu, filmi 2022’de falan da izleyebiliriz.

The Irishman

Kimilerine göre yaşayan en büyük yönetmen olarak adlandırılan ve kötü filmine pek rastlamadığımız Scorsese, son yıllar daha bir üretken oldu uzun süredir masada duran projelere el attı. Bunların en çok konuşulanlarından biri ise The Irishman filmiydi. Daha önce peliküle aktarılan Jimmy Hoffa hikayesinde, Frank Sheeran, sendika ve mafya üçgeni bu kez efsane kadroyla karışımızda. Yaşayan en büyük oyunculardan Al Pacino ve Robert De Niro, mafya filmlerinin yıldızı Joe Pesci, usta oyuncu Harvey Keitel bu filmde Scorsese yönetimindeler. Filmin gösterimi henüz belirsiz. Netflix yapımı filmi hem evde hem sinemada aynı zanda izleyebiliriz ama 2019’da izleyeceğimiz neredeyse kesin.

Wendy

Yaşlanmanın ve zamanın durduğu gizemli bir adada geçen Zeitlin’in mitolojik hikayesi Wendy, 2019’un en merak ettiğim filmlerinden biri. 2012 yılında, minimal bir yapıya sahip olan ve yönetmenin kendi imkanlarıyla kotardığı Beasts of the Southern Wild sinemanın büyüsünü yaşamamızı sağlamıştı. Zeitlin’in bu filmden yedi sene sonra yeni bir film çekecek olması başlı başına bir heyecan kaynağı. Bu kez mitolojik sularda gezecek olan ve daha çok imkana sahip olması muhtemel Zeitlin, eminim ki yine sinema sevgimizi körükleyecektir.

Bonus: Once Upon a Time in Hollywood – Brad Pitt, Leonardo Dİ Caprio ve Al Pacino’lu bir kadro zaten bütün dünyayı şimdiden heyecanlandırmış durumda. Fazla bir şey yazmaya gerek yok. Bir yönü de, bu yılın Al Pacino yılı olmasını sağlama ihtimali. Hem Scorsese hem Tarantino filminden çıkacak bir Oscar adaylığı Pacino’ya saygı anlamında da yıllar sonra harika olacaktır.

 

Seçil Toprak

İlk önce bu yıl nihayete erecek olan Avengers serisinin Endgame’ini, X-Men serisinin Dark Phoenix’ini ve elbette John Wick serisinin Parabellum’unu merakla beklediğimi söylemek isterim. Ancak bu filmleri listeme almadım. Kitlesel bir histeri yaratan filmlerden ziyade kendi çapımda beni heyecanlandıran filmleri listelemeye çalıştım.

Where’d You Go Bernadette

İlkin mart ayında vizyona gireceği bildirilen ancak geçtiğimiz haftalarda gösterimi ödül sezonu da düşünülerek 9 Ağustos’a alınan Where’d You Go Bernadette, sinemada sevdiğim insanlardan iki tanesini bir araya getiriyor. Kamera arkasında Richard Linklater, önünde ise Cate Blanchett. Blanchett ismi zaten ortaya çıkacak oyuncu performansına dair müthiş bir ipucu ancak kameranın ardındaki isim de anlattığı hikâyelerde, karakterlerde müthiş ayrıntılar yakalayan bir gözlemci. Dolayısıyla benim için tüm zamanların en özel filmlerinden birine (Before Sunset) imza atmış Linklater’ın yeni filminin beni heyecanlandırmaması olanaksız.

Sorry We Missed You

Ken Loach benim sinemayı sevme sebeplerimden biri. Hem hikâyeleri anlatış şeklini çok seviyorum hem de sinemayı neden önemsediğimi, bu kadar çok sevdiğimi bana hatırlatıyor. Belki yüzümüze çarpıyor demem daha doğru olur. Sinemanın bir rüya makinesinden çok daha fazla bir öneme sahip olduğu hatırlatıyor bana Loach filmleri. Loach’un bu yönüne değinmişken hemen Costa-Gavras’ın da yeni film hazırlığında. Ancak 2019’a yetişmesinin imkanı var mı bilmiyorum. Onu da seneye merakla bekleyeceğim.

Little Women

Geçen yıl Lady Bird ile adından yönetmen olarak da övgüyle bahsettiren -kimileri karşı çıksa da, normaldir ikilikler- oyuncu, senaryo yazarı Greta Gerwig, hızını kesmeden yeni filmine başladığını duyurmuştu. Hem de benim gibi bir edebiyat âşığını mest edecek bir uyarlama ile geliyordu Greta Gerwig: Little Women. Daha önce de sinemaya aktarılan Little Women (Küçük Kadınlar) kostüm draması sevenleri çok sevindirecek bir haber değil mi? Hiç kimseyi değilse de beni epey heyecanlandırıyor ve filmi merakla bekliyorum. Filmin kadrosundaki isimler de Timothée Chalamet, Saoirse Ronan, Emma Watson, Florence Pugh gibi genç neslin yetenekli oyuncuları. Üstelik yanlarında Meryl Streep, Laura Dern de var. Benim için daha fazlasına gerek yok, yaşasın kostüm dramaları…