30.05.2017

34. İstanbul Film Festivali: Bu Filmi Iskalamayın!

.

34. İstanbul Film Festivali yaklaştıkça sinemaseverlerin heyecanı da katlanıyor haliyle. Hepimiz listeler yapıyor, izlemek istediğimiz filmleri kendimizce önem sırasına diziyoruz. Kendi listelerimiz yanında site yazarları olarak “İki elimiz kanda olsa bu filmi izlerim” dediğimiz filmleri bir başlık altında toplamak istedik. Okuyucularımıza da diyoruz ki “İki eliniz kanda olsa bu filmleri kaçırmayın!”

Ceren Çalıcı: “Words with Gods”

Dokuz yönetmenin, her coğrafyanın tabusu olan inanç sistemleri üzerine dokuz ayrı kısa filminden oluşan “Tanrılarla Konuşmalar/Words with Gods”, hem konusu hem de yönetmenleriyle heyecanlandırıyor beni. Guillermo Arriaga, Emir Kusturica, Amos Gitai ve Bahman Ghobadi gibi sevdiğim yönetmenlerin isimlerini bir arada görmek bile “Tanrılarla Konuşmalar”ı izlemek için yeterli bir nedenken, inanç ve inançsızlık gibi dikkat çekici bir konuya sahip olması filmin “festivalde kaçırılmayacak filmler” listesine girmesini kolaylaştırıyor.

İbrahim Tosyalı: “Before I Disappear”

Shawn Christensen’in 2013’te En İyi Kısa Film Oscar’ını alan filmi Curfew’in uzun metraja uyarlanmış hali olan Before I Disappear, intiharın eşiğindeki bir adamın yeğeniyle geçirdiği günü anlatıyor. Yönetmenin filmi kısadan uzun metraja nasıl geçirdiğini görmek için bile izlenebilir.

İnci Tulpar: “Phoenix”

Alman sinemasının Nazi hikâyelerinden ürettiği/üreteceği filmler hep olacak, bunların içindeki, insan hikâyelerini izlemeyi sevdiğim için, şimdilik ülkemizde vizyonu gözükmeyen bu filmi 34.İstanbul Film Festivali’nde ‘mutlaka görmek istediklerim’ listesine aldım.

Oğuz Albayrak: “The Homesman”

Üç Defin ile yönetmenlik konusundaki yetkinliği ile bizleri şaşırtan Tommy Lee Jones yine kamera arkasında ve bu sefer bir adım daha ileri giderek her biri sektörün vazgeçilmezi olan oyunculara kaptanlık yapmış. Eğer Üç Defin’i izlediyseniz neden izlenmesi gerektiği konusunda herhangi bir gerekçeye ihtiyaç duymazsınız.

Onur Kırşavoğlu: “Manglehorn”

Manglehorn, gelmiş geçmiş en büyük oyunculardan Al Pacino ile modern sinemanın komedi yükünü çeken yönetmenlerinden David Gordon Green’in sentezi için bile izlenmeli. Kim bilir? Son yıllarda iyi bir performansına hasret kaldığımız Pacino, belki de geri dönüşünü müjdelemiştir.

12