10.04.2018

37. İFF Her Seansa Bir Öneri – 10 Nisan

11:00 Private Property / Özel Mülk – Zorlu

1960 yapımı Hitchcock esintileri barındıran Özel Mülk 2015’e kadar kayıp film statüsündeydi. Bunun yanı sıra film 60’larda eleştirmenler tarafından topa tutulmuş, Katolik Kilisesi ise filmi yasaklatmaya çalışmıştı. Fransız Yeni Dalga akımını Amerikan sinemasına taşıyan öncülerden olan Özel Mülk, “Gömülü Hazineler” seçkisinin en ağır topu.

 

13:30 Reinventing Marvin / Marvin – Atlas

Coco avant Chanel, Gemma Bovery gibi filmleriyle tanıdığımız Lüksembuglu yönetmen Anne Fontaine’in yeni filmi Marvin, aktör olma hayalinin peşinden giden bir çocuğun öyküsü. Köy hayatından ve bunaltıcı özel yaşamdan bir kaçış. Marvin’in yaşamını çocukluk ve gençlik olmak üzere iki bölümde izlerken toplumdaki cinsiyet ezberleri ve dayatmalar üzerine de düşünme fırsatı buluyoruz.

Filmin bir diğer artısı ise rolünde kendini canlandıran Isabelle Huppert.

 

16:00 Smultronstället / Yaban Çilekleri – Beyoğlu

Isak adında yaşlı bir doktorun kendisine verilecek ödül için çıktığı yolculukta yaşamı ve geçmişiyle yüzleşmesi… Eşsiz rüya sahnesi ve Victor Sjöström’in oyunculuğu ile Yaban Çilekleri, Ingmar Bergman’ın en nadide ve perdede izleme şansı doğmuşken mutlak suretle izlenmesi gereken eserlerinden.

 

19:00 The Legend of The Ugly King / Çirkin Kral’ın Efsanesi – Atlas

Galasını geçtiğimiz sene Toronto Film Festivali’nde yapan Çirkin Kral’ın Efsanesi, ailesi, çalışma arkadaşları ve dostlarıyla yapılan röportajlarla sanatçının dünya görüşü, sanat anlayışı ve zorluklarla dolu hayatına eğiliyor.

Cinemania seçkisinde izleyeceğimiz filmde 1982’de Cannes Film Festivali’nde “Yol” filmiyle Altın Palmiye ödülüne uzanan Yılmaz Güney’i ailesinin yanı sıra çeşitli yönetmenler de anlatıyor. Bu yönetmenler arasında Costa Gavras, Michael Haneke de var.

 

21:30 Silke / İpekçe – City’s

Dünden Bugüne Türk Klasikleri seçkisinden İpekçe, Bilge Olgaç’ın taşranın gündelik haline mercek tuttuğu döneminin “aykırı” filmlerinden. Bilge Olgaç’ın, henüz erkeklerin dünyasından ibaret olan sinemada, bir kadın olarak varlığı, duruşu ve bakış açısını da simgeleyen İpekçe’nin festivaldeki tek gösterimi mutlaka görülmeli.