31.05.2017

45 Years: Nasıl Geçti Habersiz

İngiliz bağımsız yönetmen Andrew Haigh kısa filmleri ile başladığı kariyerine Greek Pete adlı ilk uzun metraj ile devam etmişti. İkinci filmi Weekend ile başarıyı, kariyerinin çok başlarında yakalayıp sayısız ödül alarak eserini taçlandırır. Özellikle kuir sinema severlerin takdirine şayan olur Haigh. Kariyerinin erken zamanlarında başarıyı yakalamak bir yönetmen için çok da iyi bir şey olarak görülmez aslında. Genelde bir sonraki filminde aynı çıtayı yakalayamayacağı düşünülür; zira çoğu zaman korkulan da olur. Fakat Haigh bu genellemeyi tıpkı Xavier Dolan gibi boşa çıkarır; üçüncü filmi 45 Years ile de beğenilir, Berlin Film Festivalinde en iyi kadın ve erkek oyuncu ödüllerini kazanıp özellikle festivallerin aranan filmi olur.

Weekend filminde tek gecelik ilişki için bir araya gelen gay çiftimizin birbirine aşık olması ile gelişen olayları izlemiştik. Daha hayatlarının baharında olan bu genç çiftimiz hızlı yaşayıp çabuk tüketen kuşağın birerleri olarak aşklarını tüm coşkusuyla hafta sonu gibi kısa bir zamana sığdırmışlardı. 45 Years’da ise hayatlarının son demlerini yaşayan, bir ömrü birlikte yaşamış çiftimizin evliliklerinin kırk beşinci yıl kutlamasının arifesindeki bir haftasını izliyoruz. Weekend’de belki de hayatlarının en büyük aşkını hafta sonu gibi kısa bir zamanda yaşamalarına, 45 Years’da ise uzun yıllar boyunca yaşanmayan sorgulamanın bir haftada yaşanmasına şahit olunuyor.

Film olabildiğince rutin bir hayatı gözlemlememiz ile başlar. Öyle ki saati saatine hiç şaşmadan ilerleyen bir sistemleri vardır çiftimizin. Artık dile kolay nerdeyse bir ömrü birlikte geçirmiş, birbirlerini fazlasıyla iyi tanımış, kanıksanmış bir birliktelik vardır. Artık ne şüphe ne de kaygı hissedilir hayatlarında. Tabii bunda çocuk sahibi olmamalarının da verdiği bir sakinlik vardır. Fakat gel gör ki arı kovanının bu huzuru sonuna kadar devam edemez. Kovana çomak sokulur. O mükemmel düzen aksamaya başlar.

Karakterlerini bol bol konuşturmayı seven Haigh, Geoff ve Kate’yi de bol bol konuşturur. Özellikle Geoff’un konuştuğu sahnelerde aslında kırk beş yıldan beri hayat arkadaşı olan Kate’den geride değilizdir. O da bizim ile birlikte bazı şeyleri öğrenir, evliliğinde ilk kez duyar. Kate’nin yaşadığı sarsıntı her ne kadar duygularını belli etmemeye çalışsa da anlaşılır. Kate duygularını muhtemelen yaşının da etkisiyle göz önünde yaşamayı sevmez. Çoğu zaman Kate’in duygularının seyrini ortamdaki seslerin şiddetinin artmasından anlarız. Çoğunlukla da Kate’in takipçisi olmamızı ister yönetmen. Zaten film Kate ile başlar ve Kate ile biter. Zira bu filmin Kate’in filmi olduğu her anından hisseder.

Film iki güçlü oyuncunun omuzlarında yükseliyor. O kadar ki etkin yan karakterlere bile gerek kalmıyor. Tabii bu iki karakterimize bir de hiç görmediğimiz hatta karakterlerden birinin hayallerinden dinlediğimiz kadar var olan üçüncü biri eşlik ediyor. Bir de evin her tarafına dağılmış fotoğraflar ve anı defteri gibi eşyalar çok güçlü bir şekilde hikâyeye dahil oluyorlar. Evin her bir tarafı zaman ilerledikçe matruşka gibi açılıyor; anılar etrafa pervasızca dağılıyor. Kimi zaman bu karakter olacak kadar güçlü eşyaları bize göstermemeyi tercih eden yönetmen merakımızı çokta arttırmayarak bizden saklı hiçbir şey bırakmıyor.

Genelde filmlerde aşkın başlaması ve sonunda beraberlik ya da ayrılıkla son bulmasını izleriz. 45 Years ise Richard Linklater’ın Before Midnight filminde yaptığı gibi mükemmel aşkın sonunda yapılan evlilik ve üzerinden yıllar geçmesi ile yaşanılan sorunları gözetler. Asıl gerçekler sonrasında saklı değil midir zaten. Haigh yine tam da hayatın içinden bir hikâyeyi sade bir senaryo eşliğinde muhteşem oyunculukların eline emanet ederek yolunda emin adımlarla yürümeye devam eder.