24.10.2017

54. Antalya Film Festivali Günlükleri – 2

Scary Mother

Festivalin yarışma filmlerinden Scary Mother 50’li yaşlarında, yıllarca aile yaşamı yüzünden bastırdığı yazarlık tutkusunun peşinden gitmesini konu alıyor. Manana adındaki bu kadın yazmak için günlük yaşamından ve zihinsel sağlığından fedakarlıklar verirken kendini soyutladığı dünya ise üstüne üşüşmektedir.

27 yaşındaki Gürcü yönetmen Ana Urushadze’nin ilk filmi ve bir ilk filmden beklenmeyecek düzeyde enteresan bir sinema dili var karşımızda. Kurmaca ile otobiyografi arasında keşfedilmemiş bir yazın türüne değinen film sona doğru kendini izleyiciye açıklama kolaycılığına kaçmasa etkisi daha çarpıcı olabilirdi.

Radiance

Japon yönetmen Naomi Kawase’nin bu seneki Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışan filmi Radiance (Hikari) fikir olarak çarpıcı, yer yer etkili sahnelere sahip olsa da dağınıklığı ile dikkat çekiyor. Görme engelliler için film sesli betimlemesine kendini adamış bir kadınla görme yetisini yavaş yavaş kaybeden eski bir fotoğrafçıyı merkezine alıyor Radiance. Kawase öyküye bu iki karaktere derinlik katmak için aile, özel hayat gibi etmenleri dahil etmesiyle hikaye dallanıp budaklanmak yerine dağınıklaşmış. Belgeselvari anlatımıyla güzel noktaya parmak basan Radiance izlemesi zor bir seyirlik.

 

Gelin

Festivalde dünya sinemasının ustaları bölümünün yerli temsilcisi Ömer Lütfi Akad’ın göç üçlemesinin ilk ayağı olan Gelin, beyaz perdede Antalya halkıyla buluştu. İbrahim peygamberin öyküsü üzerinden kapitalizmi taşlayan film inançları için kurban veren toplumdan mal, mülk uğruna çocuğunu kurban eden topluma geçişi çarpıcı bir şekilde göstermiştir. Üçlemenin tamamında başrol olan Hülya Koçyiğit Gelin’de yabancı bir ortama uyum sağlamaya çalışan göçebe bir gelini enfes yansıtır. Ütopyalarına dönüştürdükleri İstanbul’da ikinci bir dükkan açma sevdasıyla yaşayan aile bu sevda uğruna ağır ağır kendini bitirir.

 

Death in Sarajevo

Festivalde dünya sinemasının ustaları bölümünün yabancı temsilcisi Danis Tanovic’in Gümüş Ayı sahibi filmi Saraybosna’da Ölüm de festival kapsamında yeniden beyaz perdede izleyici ile buluştu. Hotel Europe adlı bir tiyatro oyununun serbest uyarlaması olan film, Birinci Dünya Savaşı’nı başlatan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Arşidükü Franz Ferdinand’ın Sırp milliyetçisi Gavrilo Princip tarafından öldürülmesinin 100. yıl dönümünde geçmekte. Tanovic, bu özel gün için tüm dünyadan önemli siyasilerin geleceği bir oteli konum olarak seçmiş. Borç içindeki otel yönetimi bu günü düzlüğe çıkmak için büyük bir fırsat olarak görürken otelin alt kademesindeki çalışanlar ise basının ayaklarına geldiği bu anı grevle taçlandırmayı hedefler.

Bosna Hersek’in iç ve dış siyasi ikliminin 100 yıllık geçmişini 90 dakikada özetlemeyi başaran film Tanovic’in tekniğiyle de izleyiciyi içine çekiyor.