23.11.2016

En İyi 30 Uzakdoğu Filmi: 6 – İntikam Üçlemesi

3

Chan Wook Park, şiddet olgusunu işleyen sinemacılar arasına adını altın harflerle yazdırdı. Tarantino, Peckinpah, Cronenberg gibi yönetmenler üzerine tamamen özgün ve estetik olmayı başaran filmler çekti. İntikam duygusunu, insanın yaşama amaçlarını ve sadakati derinlemesine irdeledi. Tüm bunları yaparken merak duygusunu ve gerilimi de insanı koltuğa çivileyecek türden işledi. Kurduğu atmosfer, kullandığı anlatım dili hayran olmamızı sağladı ve her filminde, en fantastik olanlarında bile kendimizi sorgulatmayı başardı. Chan Wook Park’ın filmlerinde insanı kendine çeken bir yan her zaman mutlaka var. Sürprizlere daima açık, sinematografik olarak üst seviye ve derdini anlatırken, en şiddetlisinde bile naif, aceleci olmayan bir sinema. Onun en önemli yapımı tek başına Oldboy olarak görülebilir ama intikam üçlemesini birbirinden ayırmamak, topyekün değerlendirmek Park’ın kurduğu yapı itibarı ile de kaçınılmaz…

mr

Sympathy for Mr.Vengeance – 2002

Park’ın en karamsar filmi diyebileceğimiz serinin ilk yapımı, mafya elinde hayatı daha da beter olan umutsuz insanların hikayesi üzerinden ilerliyor. Bir başkasının yarası üzerinden umutlanmak, intikamın da intikamını almak ve bir yerden sonra suçlu suçsuz kavramlarının altüst olması filmin izleyiciyi de tersyüz etmesine yol açıyor. Ülkenin sorunları üzerinden suç ögesini de her anlamda masaya yatırmayı başarıyor ve bunu öylesine harika bir senaryo ile kotarıyor ki her manevra, her an daha da sinemasal bir tat bırakırken, hayat ile ilgili dehşete düşürücü detylar barındırıyor. İntikam el değiştirdikçe ve olay hiç beklenmedik yerlere gittikçe biz de tarafımız seçiyoruz, daha doğrusu seçemiyoruz. Haklı haksız birbirine karııyor ve intikamın peşinde ilerleyen algılarımız daha da hayrete düşüyor. Film bittiğinde ise uzunca bir süre sorgulamalarımız ile geçiyor. Seri için muhteşem bir başlangıç ve sinemaya damga vuran bir film.

oldboy

Oldboy – 2003

Oldboy, tartışmasız sadece tür ya da ülke değil, aynı zamanda ve genel anlamda da gelmiş geçmiş en iyi filmlerden. Sadece Uzakdoğu değil tüm dünya için adeta bir ders. Atmosferinden senaryosuna, diyaloglarından kurgusuna ve tabii ki muhteşem sinematografisine kadar kusursuz bir başyapıt. Park’ın kadrajları ve özellikle dönüm noktalarında kotardığı sahneler ise kesinlikle büyüleyici. Sinemaya hizmet eden hemen her türden, her duygudan bir şeyler bulmak da mümkün.  İntikamın, hayatın en acımasız amaçlarından biri olmasının dehşeti, intikam sonucunda istenen intikamın da yeni bir amaca, bambaşka bir dehşete sürükleyecek olması… Park’ın kurduğu her şey, her ayrıntı muhteşem bir işçilik eseri. Senaryo matematiği hatasız, atmosfer büyüleyici ve final akıllardan hiç ama hiç çıkmayacak türden bir deneyim. Oldboy’un sinemasal tadı da derdinin yansımaları da insanı en zayıf anına yakalayıp yükseltecek cinsten. Okullarda ders olarak gösterilme klişesi sanırım Oldboy için tamamen gerçek. Tek bir cümlesi bile hayata bakış için referans olabilecek filmin en önemli repliği de kesinlikle şu;

“Gülersen bütün dünyada seninle güler. Ağlarsan tek başına ağlarsın.”

lady

Sympathy for Lady Vengeance – 2005

İşlemediği bir suç için yıllarca hapiste yatan bir kadının dışarı çıkınca düştüğü intikam yolculuğu serinin son filminde bizleri karşılıyor. Filmin şiddet açısından daha yumuşak olduğunu ama estetik açıdan bu anlamda daha yoğun olduğunu belirtelim. Bazı kanlı sahnelerde siyah beyaz kullanımı tercihi de bu amacı destekliyor. Tabii ilk iki filminden farklı bir bakışı da var. Karakterlerin intikamından daha yoğun olarak adalet duygusu masaya yatırılıyor. Kendi adaletini insanın kendisinin gerçekleştirmesi gibi tehlikeli ama hepimizin bazen içten içten düşündüğü bir fikri odak noktasına yerleştiriyor Park ve yine o dehşet içerisinde kendimizi de sorgulamamızı istiyor. Serinin en naif filmi de diyebileceğimiz doneler barındıran film, alttan alta şiddet dozunu da estetize ederek, kaba tabirle adeta yediriyor. Park’ın çözümlemeleri ve intikama bakışında boşluk kalmayarak ve muhteşem bir finalle seriyi tamamlıyor.

Son Söz

Tekrar tekrar izlenmesi gereken ve sinemasal anlamda adeta bir haz aracı olan üçleme, kendimizi sorgulamamız ve başımıza  gelse ne yapabiliriz sorusu için de bir araç. Senaryoların ve sinematografinin kusursuzluğu, oyuncuların harika performansları ve muhteşem dizayn edilmiş sahneleri ile Park’ın dünyası eşsiz bir tecrübe. Metaforlar, göndermeler, sırtını Uzakdoğu öğretilerine kadar yaslayan diyaloglar ve biraz da gerilim. Sadece bu kadar da değil: Aşk, sadakat, adalet ve insanlığa dair birçok olgu…Chan Wook Park, kesinlikle modern sinemanın ustalarından…