17.11.2017

7. Malatya Uluslararası Film Festivali’nin Ardından

7. Malatya Uluslararası Film Festivali Günlükleri 4

Bir Malatya Film Festivali daha ödül töreniyle sona erdi.

Kot Farkı ve Summer Time with My Mother adlı kısa filmler kendi kategorilerinde en iyi film ödülünü hak ederek kazandılar.

Uluslararası yarışmada ödül Nar Bağı’na giderken bana göre bir sürprize imza attı. Doğu kökenli bir jürinin yer alması, filmin batı filmlerine gitmesini engelledi gibi görünüyor. Çünkü Nar Bağı ne yazık ki en iyi filmi kazanabilecek niteliklerden uzak bir yapımdı.

Ulusal yarışmada ise ödüllerin pek sürprizli olduğunu düşünmüyorum. Kadın oyuncu ödüllerine İşe Yarar Bir Şey ve erkek oyuncu ödüllerine Daha damgasını vururken, beklendiği gibi Buğday teknik ödüllerle yetindi. Siyad ödülü ile bir anlamda konuşmasını yapabilen Semih Kaplanoğlu geceden bir nebze mutlu ayrıldı.

Sarı Sıcak İstanbul Film Festivali’nden sonra Malatya’da da fırtına estirdi. Yeni gerçekçiliğe yakın duran sinema yapısı ile belli ki Sarı Sıcak yine jürilerin kalbini çalmayı başarmıştı.

Eksi Bir jüri özel ödülü alarak potansiyel duruşunu ödüle çevirmeyi sonunda başardı. Ancak Oktay Kaynarca’nın ödülü takdim ederken “Eski Bir” demesi gecenin potu olarak görülebilir.

Daha ise hak ettiği en iyi film ödülüne kavuştu. Böylece Malatya Film Festivali, ödülleri çok da eleştirilemeyecek seçimler yaparak alnının akıyla sonlandı.

Festivalde izlediğim birkaç film üzerine görüşlerim ise şöyle:

 

BUĞDAY

Semih Kaplanoğlu’nun Tokyo Film Festivali’nden en iyi filmle dönen filmi Buğday, siyah beyaz renklerin estetiğinde distopik bir dünyanın kapılarını açıyor. Mistik, tasavvufi ve metaforlarla donatılmış bir sinema dili yakalayan Kaplanoğlu, filmin için farklı filmlere göndermeler yapıyor. Tarkovsky etkilerinin fazlaca hissedildiği yapımda, tamamı yabancı oyunculardan oluşan kadro filmin içine oturaklı bir şekilde yerleştirildiğinden filmin seyir zevkini yükseltmeyi başarıyorlar. Saf bir sinema deneyimi olarak adlandırabileceğimiz film, sanat tasarımı ve görüntü yönetimi konusunda görkemli bir işin yansıması olarak özetlenebilir. Film genel hatlarıyla başarılı bir iş diyebiliriz. Kimi göze sokulmuş imgeler ve din üzerine filmin söylevleri yüzünden kimi izleyiciler tepki gösterebilir. Ancak iyi bir film kotarıldığı gerçeği görmezden gelinemez.

THE OTHER SIDE OF HOPE

Aki Kaurismaki’nin Fin sinemasının kurtarıcısı olduğu bir gerçek! The Other Side of Hope da böyle bir durumu kanıtlar nitelikte diyebiliriz. Avrupa’nın göçmen sorunuyla imtihanını bu kadar zekice, kara mizahla ve eğlenceli şekilde vermek zor bulunacak şans olarak değerlendirilebilir. Usta yönetmen absürtlük tonunu o kadar dengeli bir şekilde sinemasına yediriyor ki, filmde defolu az yer kalıyor. İğneliyici üslubu, minimalist görsel seçimleri ve İskandinav sinemasına has öğeleriyle yılın en iyi filmlerinden biri…