01.11.2020

8. Boğaziçi Film Festivali Ulusal Kısa Belgesel Yarışma Filmleri

23-30 Ekim tarihleri arasında Beyoğlu ve Kadıköy Sineması’nda düzenlenen 8. Boğaziçi Film Festivali’nde Ulusal Kısa Belgesel kategorisinde bu sene sekiz film yarıştı. Türkiye’nin çeşitli yerlerinden birçok farklı konuda çekilmiş belgeseller anlatım olarak da birbirinden oldukça farklıydı. Kimi zaman Çukurova’ya kimi zaman Afrika’ya, Karadeniz’e kısa seyahatler etmemizi sağladılar. Sadece farklı mekanları değil değişik bakış açılarını ve farklı hayatları görme fırsatı bulduk.

Bu da mı Gol Değil?

Diyarbakır’ın bir köyünde büyüyen, büyük bir futbol tutkunu olan Azize nihayet kırk dokuz yaşında futbolcu olur. Futbolcu olmasını engelleyen koşullara ya da kişilere kin beslemeden elinden geldiğince tutkusunun peşinden koşmayı sürdürür. Belgeselin aktarmak istediği konu he ne kadar ilgi çekici olsa da belgeseli teknik açıdan değerlendirdiğimde eksiklerini fark etmemek mümkün değil. Teknik aksaklıkların bütçenin düşük olmasından kaynaklandığını düşünsek bile bu durum çekimlerdeki tutarsızlıklara cevap olur mu emin değilim. Otuz dakikalık belgesel sürekli tekrara düşüyor ve kendine ait bir anlatım biçimi oluşturamıyor.

Seval

Adana’nın dağlık bir köyünde babası ve kedisiyle yaşayan Seval’in hikayesini anlatan belgesel teknik açıdan başarılı sayılabilecek filmlerden biri. Filmde Seval hakkında her şeyi öğrenirken, hayata onun açısından bakmamızı sağlayacak bir anlatım oluşturulmaya çalışılıyor. Bu anlatım ara sıra aksasa da izleyiciyi sıkmadan Seval’in hikayesini anlatabiliyor.

Sürgünde Bir Yıl

Suriye’den Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan genç bir adamın İstanbul’daki ilk bir yılına tanık oluyoruz. Oldukça deneysel bir film olan Sürgünde Bir Yıl, yönetmenin on iki ay boyunca kaydettiği görüntülerin kurgulanmasından oluşuyor. Kurgu o kadar akıcı ki duygulardan görüntülere bir köprü kurup izleyiciye tüm hisleri geçirebiliyor. Bu belgesel sayesinden olmaya alıştığım yere başka hislerle, başka gözlerle baktım.

Bisikletçi

Bisikletçi, ulusal kategoride görmeye çok da alışkın olmadığımız bir şey yapıp bizi Güney Afrika’ya götürüyor. Film üç bölümden oluşuyor ve anlatıda animasyondan yardım alıyor. Gettodan amaçsız bir gencin bisikletle tanışması, gruba katılması ve yarışlara katılması anlatılıyor. Teknik ve anlatı oluşturma açısından oldukça başarılı bir film.

Donuk Bakışlar

Yaşadıklarından sonra müzikle var olmaya çalışan ikizlerin hikayesi. Belgeselin anlatımı da karakterlerin kafası gibi karışık. Aktüel çekimler de bu anlatıma hizmet ediyor. Kimi zaman filmin karakterleri de filmin yönetmeni oluyor. Donuk Bakışlar, karakterlerin günlük hayat akışına uygun olarak kurgulanmış ve anlatım biçimi geliştirmiş bir yapım.

Baraka

Adana’da kuşçulukla ilgilenen insanların hikayesi. Kuşçuluk onlar için ne anlama geliyor, neden böyle bir hobiyle ilgileniyorlar gibi soruların cevaplarını alırken bu kişilerin hayata bakış açılarını da öğrenmiş oluyoruz. Belgesel, hikayelerin geçtiği mekanın dinamiklerini de izleyiciye sunuyor. Bu filmin ilginç yanı kurgusu. Kurgusunda özgün bir Adana havası var ki izleyiciyi ister istemez gülümsetiyor. Baraka hem konusu itibariyle hem de kurgusuyla özgün sayılabilecek yapımlardan. Bir alt kültürün kendine ait bir sinema dili yakalamaya çalışması umut verici.

Âşık Feymani

Türkiye’nin yaşayan değerlerinden Aşık Feymani’nin hayatına konuk oluyoruz. Çeşitli röportajlardan ve Aşık Feymani’nin günlük hayatından görüntülerden oluşuyor. Bunun yanında arşiv görüntülerden de yararlanılmış. Belgeseller açısından klasik bir anlatının hayata iyi geçirilmiş hali.

Yaylacı

Artvin Şavşat’da yaylacılık kültürünü sürdüren kadınların hayatını konu alan belgesel teknik açıdan oldukça başarılı. Farklı bir kültüre tanıklık ederken bölgenin doğal güzelliği de çekimlere yansıyor. Yönetmenin mekanla ve kültürle olan duygusal bağı da rahatlıkla hissedilebiliyor.

Fotoğraflar: http://www.bogazicifilmfestivali.com/