21.10.2020

8. Boğaziçi Film Festivali’nin Kaçırılmaması Gereken 8 Filmi

Film seçkisi ve yan etkinlikleriyle her geçen yıl ağırlığını biraz daha hissettiren Boğaziçi Film Festivali’nin sekizincisi bu yıl 23-30 Ekim 2020 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Bu yıl seyircisini #HerŞeyeRağmen sloganıyla filmlerin gerçek izlenme yeri olan sinemalarda ağırlamaya hazırlanan festivalin pandemi koşullarına göre oldukça iyi olan film seçkisi ise sinemaseverleri festivale sayılı günler kala ikilemde bırakabiliyor. Bu yılki gösterimlerin Beyoğlu ve Kadıköy Sineması’nda olacağı 8. Boğaziçi Film Festivali’nin kaçırılmaması gereken 8 filmini derleyerek liste yapmakta zorlananlara ve henüz listesini hazırlamayanlara yardımcı olmaya çalışacağım. Hazırsanız başlayalım:

1- Sheytan vojud nadarad (There Is No Evil – Şeytan Yoktur)

Festivalin Galalar bölümünde yer alan Sheytan vojud nadarad, hiç kuşku yok ki festivalin en çok merak edilen filmleri arasında. Festivalin film seçkisi içinde filmi bu denli önemli kılan ise hiç kuşku yok ki dünya prömiyerini yaptığı 70. Berlin Film Festivali’nde kazanmış olduğu Altın Ayı ödülü. Yönetmenliğini Mohammad Rasoulof’un yaptığı film, günümüz İran’ında uygulanan idam cezasını anlatan dört farklı öyküden oluşuyor. İlk öykü, yaşam konforu için ağır bir ahlaki bedel ödemek zorunda kalan orta sınıf bir aile babasını konu alıyor. İdam cezasını infaz etmekle yükümlü olan acemi erlerin öyküsünü inceleyen ikinci ve üçüncü bölümler, böylesi bir baskının beraberinde getirdiği gerilim ve huzursuzluğa ışık tutuyor. Aile sırlarına odaklanan son bölümündeyse film son derece etkileyici bir final yapıyor.

2- Gölgeler İçinde

Festivalin Ulusal Yarışma bölümünde yer alan Gölgeler İçinde ise Ulusal Yarışma seçkisinde en merak edilen işlerden biri. Dünya prömiyerini 42. Moskova Uluslararası Film Festivali’nde yapan ve burada Jüri Özel Ödülü kazanan film, 57. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ise beş ödülün birden sahibi olmuştu. 2012 yılında çektiği ilk filmi Zerre’yle iç burkan bir insan hikâyesini incelikle perdeye taşıyan Erdem Tepegöz, bu kez insanlığın her an izlendiği bir dünyadaki var oluşuna dair sorular soruyor. Distopik bir dünyaya kuşkucu bir bakış atan film, ilkel bir teknolojiyle yönetilen bir fabrika bölgesinde bir grup işçinin hayatına odaklanıyor. Tüm gününü kameraların takibinde çalışarak geçiren bir maden işçisi, içinde bulundukları yapıdan şüphe duymaya başlıyor ve kameraları kontrol ediyor. Kabloları takip edip sistemi sorguladıkça, başka bilinmezlikler, derinlikler ve gerçekler gün yüzüne çıkıyor.

1234