01.11.2021

9. Boğaziçi Film Festivali İzlenimleri – 3

9. Boğaziçi Film Festivali’nde gösterimler sona erdi. İzlenimlerimi içeren üçüncü ve son yazıda da takip ettiğim son filmleri değerlendireceğim.

Bağlılık Hasan

Semih Kaplanoğlu’nun geçimini babasının meyve bahçesinden sağlayan bir adamın, arazisinin ortasına dikilmek istenen elektrik direğinden kurtulmaya çalışmasıyla gelişen olayları konu alan ve dünya prömiyerini 74. Cannes Film Festivali’nin “Belirli Bir Bakış” bölümünde yapan Bağlılık Hasan, festivalde izlediğim on birinci filmdi. Yaradılıştan bu yana taşıdığımız açgözlülük ve hırsı kardeşlik hukukuyla bağdaştıran film, başrolün üstüne yıkılan anlatımına karşın yavaşça pişen hikâyesi, metaforları ve güçlü sinematografisiyle serinin ilk filmine göre daha olgun bir anlatı sunuyor.

Filme notum: 7,5/10

İki Şafak Arasında

Selman Nacar’ın geçirdiği iş kazasının ardından vicdani bir hesaplaşmaya giden bir adamın hikâyesini konu alan ve dünya prömiyerini 69. San Sebastian Uluslararası Film Festivali’nin “New Directors” bölümde yapan ilk uzun metrajı İki Şafak Arasında, festivalde izlediğim on ikinci filmdi. Fabrikada yaşanan bir iş kazası ile başlayan hareketli temposunu Kadir’in yaşadığı vicdan muhakemesi ve çatışmalarla olgun bir ağırlığa dönüştüren İki Şafak Arasında, İran sinemasından esintiler taşıyan hikâyesiyle insan ruhunun röntgenini çeken bir ilk film.

Filme notum: 6,5/10

Wild Roots (Vahşi Kökler)

Hajni Kis’in yedi yıl boyunca hiç iletişim kurmayan bir baba kızın birbirlerini tanımaya başladıkça aralarındaki bağın ve affetmenin gücünü fark etmesini anlatan ve 55. Karlovy Vary Film Festivali’nde East of West ödülü için yarışan Wild Roots, festivalde takip ettiğim on üçüncü film oldu. Bir baba ve kızının yeniden filizlenen köklerini aile bağlarının solmayan gücüyle birleştiren film, başarılı oyunculuklarıyla olay örgüsünün sıradanlığını örtemese de yer yer keyiflendiren anlarıyla şans verilmeyi hak ediyor.

Filme notum: 5/10 

The Electrical Life of Louis Wain (Louis Wain’in Renkli Dünyası)

Festivalde izlediğim on dördüncü ve son film ise Benedict Cumberbatch ve Claire Foy’un yer aldığı, yönetmenliğini Will Sharpe’nin yaptığı The Electrical Life of Louis Wain oldu. Psikedelik resimleriyle kedi algısına farklı bir bakış açısı getiren egzantrik İngiliz sanatçı Louis Wain’in hayatına renkli bir bakış sunan film, komediyle dramın tatlı uyumu ve Cumberbatch’in harika performansıyla göz dolduruyor.

Filme notum: 6/10

Gelecek yıl gerçekleştirilecek 10. Boğaziçi Film Festivali’nde görüşmek dileğiyle…