19.11.2016

4.UBFF: Koca Dünya

koca-dunya-2

Reha Erdem’in Özüne Dönüşü

Prömiyerini Venedik Film Festivali’nde yapan Reha Erdem’in yeni filmi Koca Dünya, ülkemizde ilk olarak 23. Adana Film Festivali’nden sonra şimdi de 4.Uluslararası Boğaziçi Film Festivali’nde görücüye çıktı. Ulusal Yarışma seçkisinde yer alan Koca Dünya, Ulusal Yarışma Senaryo Ödülü’nün sahibi oldu.

1988 yılında A Ay filmi ile yönetmenlik kariyerine başlayan Reha Erdem,  hiç ara vermeden birbirinden başarılı filmlere imza atmış, ülkemiz sinemasını ayağa kaldıran yönetmenlerden biri olmuştur. Lakin herkesin bir zirve noktası varsa eğer Erdem’inki de 2010 yapımı Kosmos olmuştur. Erdem,  Kosmos ile çıktığı zirve noktasından ne yazık ki Jin ve Şarkı Söyleyen Kadınlar ile irtifa kaybetmişti. Birçok yönetmenin yaşadığı talihsizliği böylece Erdem de tatmıştı. Lakin önemli olan bu yalpalamadan kurtulup, tekrar kendine yarattığın düzlüğü bulabilmekse, Erdem, Koca Dünya ile bunu başardı.

koca-dunya

Mekân ve Görüntünün Muhteşem Buluşması

İki kardeşin şehirdeki tüm insanlardan, kötülükten, riyakârlıktan ve daha bir dolu şeyden kaçarak ormana sığınmaları etrafında gelişiyor hikâye. Hala kötülüğün adım atmadığı, balta girmemiş orman, onları koruyup, kolluyor bir nevi. Zaten onlar da can havliyle sığınmışlardır bu uçsuz bucaksız yeşilin koynuna. Bu ürkekçe yanaşan iki yaralı kuşa, sorgusuz sualsiz kollarını, en şefkatlisinden açmaktan çekinmiyor orman. Lakin kardeşlerden abi olan Ali, biricik kardeşi Zuhal’in karnını doyurmak için tehlikelerle dolu şehre her gün gitmek zorunda kalıyor. Ormanın gösterdiği şefkati ve koruyup kollanmayı şehir göstermiyor. Bu da kardeşlerin yaşadığı peri masalına gölge düşürmekte geç kalmıyor böylece.

Filmografisinin neredeyse tüm filmlerinde, yaşanılan dünyadan başka bir atmosfer yaratan Erdem, Koca Dünya ile de bizleri başka âlemlere götürüyor adeta. İnsanın doğa ile olan ilişkisini filmlerinde fazlaca ön plana çıkaran Erdem, yine büyük oranda hikâyesini ormanda anlatmayı tercih ediyor. Ülkemizin nadir kalan cennet köşelerinden birini kendine mesken tutan film, bu muhteşem ormanın tabiri caizse tüm nimetlerinden faydalanıyor. Böylesine etkileyici, ruhani bir atmosferin olağanüstü görselliğini perdeye yansıtmak konusunda Erdem’in, çok başarılı olduğunu sanırım söylemeye gerek yok. Zira Erdem yıllardır birlikte çalıştığı başarılı görüntü yönetmeni Florent Herry ile yine çalışarak, ülke sinemamızın perdeye yansıyan en muhteşem görüntülerine birlikte imza atıyorlar.

koca-dunya-4

Bir Modern Zamanlar Hansel ve Gretel’i

Erdem,  kimi zaman Hansel ve Gretel’i kimi zaman da Külkedisi’ni andıran filmiyle bizleri masalların dünyasına götürüyor. Fakat bu masal, bizlerin çocukken dinlediği masallardan daha acımasız, daha gerilim yüklü ve daha gerçekçi. Ali ile Zuhal’in ormanda bir başlarına kalmaları da Zuhal’i ayakkabısının tekinin Ali’nin elinde kalması da çok daha yürek parçalayıcı elbette. Üstelik gerçekten kardeş olup olmadıklarına ne onların ne de bizim emin olamadığımız Ali ile Zuhal’in durumları da oldukça girift ilişkileri aklımıza getirmemize neden oluyor.

Çocukluğumuzu sürekli dinleyerek geçirdiğimiz hikâyelerin yanında bir sinema sevdalısı olan Erdem’in birçok önemli filmlerin(Stalker, Melankolia, Antichrist) akıllardan çıkmayan anlarını filminde başarıyla tekrar yaratması ise gerçekten izleyici olarak bizlerin yüzünde hoş bir tebessüm bırakıyor. Stalker filminde koruyucu melek olarak düşüneceğimiz köpeğin yerine bir dağ keçisini görmemiz de yine çok etkileyici.

Peki, muhteşem mekânı, olağanüstü görüntüleri, büyüleyici masalsı atmosferi, güçlü karakterleri ve başarılı oyunculuklarıyla gerçekten kusursuz olan Koca Dünya’nın sıkıntısı hiç yok mu? Elbette her güzelliğin illa ki bir kusuru vardır öyle değil mi? Koca Dünya, Erdem tarafından kapsamlı bir senaryoya layık görülmemiş bir film oluyor ne yazık ki. Yetersiz senaryonun bünyesinde gerçekleşen diyaloglar ise tam anlamıyla can çekişiyor. Öyle ki büyülenerek kendini kaptırdığın filmde tam nirvanaya erişecekken karakterlerin sırıtan diyalogları her şeyi yerle bir ediyor. Güçsüz bir senaryo ve havada duran diyaloglar Koca Dünya’yı kusursuz bir başyapıt olmaktan alıkoyan iki önemli sebep oluyor. Karakterlerin hiç konuşmadığı ve ormandan dışarıya uzanmayan bir Koca Dünya, nasıl olurdu diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Yine de Erdem’in bizlere filmografisinin tüm filmlerine selam gönderen bu büyüleyici masalını izlemeyi aman diyeyim, ihmal etmeyin.