24.07.2016

Videodrome

videodromeDavid Cronenberg, her ne kadar milenyumla birlikte farklı türlere kaysa da 1980 sonrası üst üste çektiği filmlerle kendi sinemasını yaratmayı başarmıştı. Üniversitede, biyoloji dersinde görüp ilgisini çeken “insan vücudu ve değişimi” ile bir diğer merak konusu teknolojiyi birleştiren Cronenberg, çektiği gerilim soslu bilim kurgu filmleriyle 20. yüzyılın son çeyreğine damgasını vurdu. Cronenberg sinemasının kilometre taşlarından biri olan Videodrome ise bu yükselişin en önemli sebeplerindendi.

Sahip olduğu televizyon kanalının reytinginden endişe eden Max Renn, cinsellik ve şiddet içeren programlarla bu sıkıntıyı çözmeye çalışır. Şans eseri izlediği Videodrome ismindeki korsan yayın, Max’in ilgisini çeker. Tek bir mekanda geçen snuff türündeki programın televizyon dünyasına damga vuracağını düşünen Max programın diğer bölümlerini de bulup izlemeye başlar ve kaynağını merak eder. Bir süre sonra halisünasyonlar görmeye, gerçekle hayali ayırt etmekte zorlanmaya başlayan Max bu dipsiz kuyuya hapsolur. 

Televizyonu ve etkilerini gerçeküstü bir dille merkezine alan Videodrome, çıkış yılını da göz önüne aldığımızda mesajı ve değinmek istediği konuyla oldukça önemli bir film. Televizyonun yeni yeni herkesin evinde yer almaya başladığı zamanlarda, bu araçla ilişkinin bir bağımlılığa dönüşürse nelere yol açabileceği ve televizyon sayesinde kitleleri etkilemenin ne derece kolay olduğu öngörülüyor. Devam eden yıllar ve günümüzde, toplumun kitle iletişim araçlarıyla ilişkisini de düşününce Cronenberg’in bu öngörülerde pek yanılmadığı da ortada. Videodrome, “Kara Ayna”nın etkisinin yanı sıra snuff konusuna da değiniyor. Max’in snuff türündeki Videodrome programının reyting getireceği tahmini topluma yöneltilmiş bir eleştiri. İnsanın doğası gereği şiddet – cinselliğe olan tutkusu ve buna karşı koyamaması. Bu yapısı sayesinde yalnızca “medya ve kitle iletişim araçlarının insan ve topluma etkisi” cümlesiyle özetlenemeyecek, karmaşık bir film Videodrome.

videodrome2Videodrome’da anlatılmak istenenler Cronenberg’in sinema diliyle adeta ete kemiğe bürünüyor. Bedenle teknolojinin, cinsellikle şiddetin iç içe geçtiği sahneler bizi içine çekiyor. Cronenberg filmlerinin olmazsa olmazı ‘garip’ vahşet sahneleri Videodrome’da doruk noktasına çıkıyor. Max’in televizyonla öpüşmesi gibi izleyiciyi korkutmaktan çok düşünmeye iten birçok sahne, insan üretimi olan teknolojik araçların yapay zeka ile bağımsızlaşıp yaratıcısına tehdit oluşturmasını vurguluyor.

Body horror” sinemasının temsilcilerinden Videodrome, üzerinden 30 sene geçmesine rağmen anlatmak istedikleri ve anlatış biçimiyle hala değerini koruyan bir film. Cronenberg, filmi çektikten yıllar sonra yaptığı açıklamada bir yönetmen olarak hiçbir zaman geleceği tahmin etmeye çalışmadığını söylemesine rağmen…