04.08.2019

Alışılmışın Dışına Çıkmak İsteyenlere: Pose

Glee, Nip/Tuck, American Horror Story, Ye Dua Et Sev gibi yapımların altında imzası olan başarılı yapımcı ve yazar Ryan Murphy, yine çok konuşulacak bir diziyle karşımıza çıkıyor: Pose.

Yayınlanmaya başladığı günden beri eleştirmenler tarafından övülen ve Altın Küre’de “En İyi Drama Televizyon Dizisi” ve “En İyi Erkek Oyuncu” dalları dahil birçok prestijli ödüle adaylığı olan ve bunların birkaçını kazanan dizi, şu sıralar ikinci sezonuyla FX kanalında izleyiciyle buluşuyor. Haziran ayı içerisinde üçüncü sezon onayı da almış olan dizinin yaratıcılarından biri olan Ryan Murphy, dizinin aldığı ilgiden memnun.

Evan Peters, Kate Mara, James Van Der Beek, Mj Rodriguez, Billy Porter ve Dominique Jackson’ın de içinde bulunduğu oyuncu kadrosu, yaklaşık elli trans aktör ve aktristi barındırarak televizyon tarihinde bir ilke imza atıyor. “Trans kadronun yeteneği olmasa dizi bu kadar başarılı olmazdı” diyen Ryan Murphy’nin kendisi de eşcinsel.

Klasik Bir Konu, Bambaşka Bir Bakış Açısı

Dizi 80’li yıllarda toplum dışına itilmiş, sosyo-politik zorluk içinde yaşayan homoseksüel, siyahi ve latin azınlığın kabullenilmek ve değer görmek için oluşturdukları balo kültürü ile o zamanların kapitalist New York’undaki burjuvalaşmayı yan yana işliyor.

Pose, izleyiciye ilham vermek isteyen birçokları gibi ilk bakışta ümitleri ve hayalleri olan bir grup insanın yaşam mücadelesini anlatsa da aslında çok daha derinlere inerek tabu olan, konuşulmayan, ilgi görmeyen, kenara itilmiş gerçekleri gözler önüne seriyor. Gay olduğu için evinden kovulan, dayak yiyen gençler, AIDS’le mücadele etmeye çalışan eşcinseller, vücuduyla barışık olmayan trans bireyler, paranın ve gücün, sevgi ve aileden üstün olduğunu düşünen genç iş adamları dizinin ana karakterleri arasında yer alıyor.

Bir Yere Ait Olmak İsteyenlerin Hikâyesi

Yalnızca sokağa atılanlar değil, bulunduğu hayata kendini yabancı hissedenler de dizide başrol oynuyorlar ve aile kavramını yeniden yazıyorlar. Ailenin kendileriyle kan bağı olan bireylerden değil, onları olduğu gibi kabul eden, ne olursa olsun onlara destek olacak, onların seçtiğin kişilerden oluşan topluluk olduğunu altına basa basa gösteriyorlar.

Dizide seçtikleri kişilerle aynı evde kalan karakterler balo zamanlarında evlerini temsil ediyorlar ve kendi toplulukları içinde prestij yakalamaya çalışıyorlar. Her evin bir annesi ya da babası olurken, evin geri kalanına çocuklar diye hitap ediyorlar. Evin sahibi bu anne ya da babalar çocuklarının sorumluluğunu üstleniyorlar ve onlara barınak, yiyecek, sevgi ve her konuda destek sağlıyorlar.

İzlediğimiz ve alışık olduğumuz dizilerden daha farklı, daha enerjik olması bir yana, toplumsal sorunları sıkmadan, yavaş yavaş ana konunun içine yedirerek aktaran dizi, özellikle balo sahneleriyle eğlendirirken bizleri 80li yıllara götürüyor ve birçoğumuzun bilmediği, duymadığı bambaşka dünyaların içine sokuyor.

Dizi, AIDS olduğunu öğrendikten sonra bağlı bulunduğu “Abundance Evi”ni terk edip kendi “Evangelista Evi”ni kuran Blanca ve kol kanat gerdiği çocuklarını konu alıyor. Ailesi tarafından eşcinsel olduğu için evden atılan Damon, sokakta yaşayan ve uyuşturucu satarak geçimini sağlayan Lil Papi, kendisine değer verecek bir koca ve sakin bir hayat isteyen seks işçisi Angel ve Damon’ın eşcinsel sevgilisi Ricky, kısa sürede Blanca’nın çatısı altında toplanıyorlar. Evan Peters’ın oynadığı, karısı ve çocukları olan genç iş adamı Stan ise, Angel’la sevgili olarak bu dünyaya ayak basıyor.

Her şey bir yana, Blanca’nın sezon boyunca çocuklarına iyi bir hayat kurmak için çabalaması, biyolojik annelerinin onlara sunmadığı şartları sağlaması, kendilerini yaşamaya değer ve önemli hissettirmesi ile örnek bir ebeveyn nasıl oluru göstermesi eleştirmenler tarafından dizinin en dikkat çekici ve en ders alınması gereken noktası olarak görülüyor. Yazarlar da böyle düşünmüş olmalı ki, ilk sezonun son bölümündeki baloda Blanca’yı “Yılın En İyi Annesi” kategorisinde birinci seçiyorlar ve Blanca karakterinin gelişim eğrisini tamamlamış oluyorlar.

Kadrosu, konusu ve ele aldığı çarpıcı gerçeklerle samimiyeti ön plana çıkaran Pose ne yazık ki herkese hitap etmiyor. Yine de farklılık arayanları hayal kırıklığına uğratmayacağı kesin.