01.12.2016

Müttefik (Allied)

Müttefik ( Allied ) filminde, İkinci Dünya Savaşı gizli casusları Max Vatan (Brad Pitt) ve Marianne Beauséjour (Marion Cotillard) için hayatta kalmanın anahtarı hiçbir zaman kimse tarafından tanınmamak olmuş. Aldatma, rol yapma, ne olacağını kestirmek ve suikast konusunda uzmanlar. Çok riskli bir görevin ortasında birbirlerine aşık olduklarında tek umutları tüm bu ikiyüzlülüğü geride bırakmaktır. Global sonuçları olan ölümcül bir sadakat, kimlik ve aşk testinde birbirleriyle karşı karşıya gelirken savaş dönemi evliliklerinin merkezi şüphe ve tehlike olur.

Forrest Gump, Cast Away ve Flight’ın yenilikçi, Oscar ödüllü yönetmeni Robert Zemeckis’den hem hipnotize eden bir casus gerilim, hem sürükleyici bir savaş dramı hem de ruh eşleri ya da ölümcül düşman ya da her ikisi birden olabilecek iki suikastçı arasında geçen tutku dolu bir romantik film olan Müttefik ( Allied ) 2 Aralık 2016 tarihinde vizyona giriyor. Kazablanka’dan Londra’nın hava saldırısı günlerinden Alman işgalindeki Fransa’ya uzanan nitelikli görsel çağrışımlar yapan yapımda Zemeckis, Hollywood’un Altın çağında gelişen, gizemle, heyecanla ve romantizm ateşiyle dolu, 21. yüzyılın insanı içine çeken gücüyle anlatılan büyük bir hikaye yaratıyor.

Müttefik ( Allied ) En İyi Erkek Oyuncu Oscar adayı Brad Pitt ile (Moneyball, The Curious Case Of Benjamin Button, Twelve Monkeys) ile En İyi Kadın Oyuncu Oscar ödüllü Marion Cotillard’ı (La Vie En Rose, Two Days, One Night, The Dark Knight Rises) birbirlerine karşı olan ateşli duygularıyla önem verdikleri her şeyi yok edebilecek bir iki yüzlülük hareketi arasında kalan iki usta casus olarak bir araya getiriyor.

Yıl 1942 ve 26 ülke, Avrupa’yı saran Nazi tehdidiyle mücadele etmek için Müttfeik Güçler’i oluşturmuştur. İngiliz Özel Operasyonlar Sorumlusu, Kanadalı hava askeri Max Vatan, acil bir görevle Almanya’nın büyükelçisini öldürmek üzere işgal altındaki Kazablanka’ya paraşütle iner. Orada eşi rolünü oynamak üzere seçilmiş büyüleyici, Fransız direniş savaşçısı Marianne’le karşılaşır. Ama ikili bir yandan yıkıcı ihtimallerle karşılaşırlarken birbirlerine karşı besledikleri ateş de rolden öteye gider. Londra’da tekrar bir araya gelme cesaretiyle aşkları daha da derinleşir ve bir aile kurarlar. Fakat sonra Max’a bu pastoral, yeni aile hayatının büyük bir aldatma olabileceği bildirilir. Hem uluslararası hem de kişisel müttefiklerden ve sınırlardan oluşan potansiyel ölümcül bir labirentte gerçeğin peşindeki umutsuz bir kovalamacayı başlatır.

Müttefik ( Allied ) ‘in Gerçek Hikayesi !

Bazı hikayeleri bir kez duyarsınız ve hiç unutmazsınız. Stephen Frears’ın Londra gerilimi Dirty Pretty Things’le Oscar adaylığı alan, David Cronenberg’in Rus mafyası hikayesi Eastern Promises’ın ödüllü senaryosu ile cesur tek kişilik dram Locke’ın yazarı ve yönetmeni Steven Knight da birbirlerine çılgınca aşık olan ama gerçek kimlikleri ortaya çıktığında birbirlerine karşı ölümcül olan iki gizli kimlik sahibi 2. Dünya Savaşı casusunun hikayesini duyduğunda da öyle olmuş.

Aşkta ve savaşta her şey mübah derler. Ama iki kişi en istikrarsız şekilde, bir araya geldiğinde mutlak kurallar hemen kontrolden çıkabilir.

Knight’ın kısa sürede takıntı yaptığı hikayenin merkezinde Kanadalı bir casusla Fransız bir öğretmenken direniş savaşçısı olan ve birbirleriyle bir görev sırasında tanışıp istihbarat ajanslarının vazgeçirmek istediği bir uygulama olarak cüretkar bir biçimde evlenmeye karar veren iki karakter yer alır. Yine de mutlu bir son gibi görünür. Ta ki bir anda içlerinden birinin, düşmana istihbarat sağlayan ve aşklarını ve hayatlarını tehlikeye atan çift taraflı casus olduğu ortaya çıkana kadar.

Ölüm kalım durumlarında, yakın çalışan 2. Dünya Savaşı casuslarının arasında ilk görüşte aşkların yaşandığı biliniyor. Özellikle de erkekler ve kadınlar sık sık kimlik değiştirerek casus rolüne girdiğinde. Ama korkutucu bir kural varmış. “Aile içi İhanet Kuralı”. İki casus evlenirse ve biri partnerinin karşı tarafa sırları ifşa ettiğini öğrenirse o casusun üzücü bir fedakarlık yaparak sevgilisini hiç ertelemeden öldürmesi ya da vatan hainliğinden hemen asılmayı kabul etmesi gerekiyormuş.

Dünyanın geleceği için kazanılması gereken bir savaşta sevgililerin evliliğin kırılmaz vaatleriyle ülkelerine olan sadakatleri arasındaki ikilemle karşılaşmaları fikri Knight’ın ilgisini çekmiş ve kısa süre içinde çok fazla ilgi çeken bir senaryo için başlangıç noktası olmuş.

Knight, hikayeyi merkezinde özellikle çıkarcı, uzman suikastçı, flörtleşmenin düşünmesine engel olmasına izin verecek bir tip olmayan Max Vatan olacak şekilde yeniden hayal etmiş. Max’i, Winston Churchill’in “Avrupa’yı çok ateşe verin” diye emir verdiği ve Fransız istihbaratıyla işbirliği yaparak Nazi hatlarının ötesinde bir dizi küstah sabotaj görevi ve suikast denemeleri gerçekleştiren çok gizli istihbarat ajansı olan efsanevi iyi eğitimli İngiliz Özel Operasyonlarda uzman yapmış.

Knight daha sonra Max’in karşı koyamayacağı çekici, gizemli Fransız direniş savaşçısı Marianne’i yaratmış. Tıpkı Max gibi zeki, yetenekli ve sert ama göründüğü gibi olmayan bilen bir kadın. “İnsanların böyle durumlarda yaptığı hata duygulardır der Marianne. Ama ikisi de birbirlerine olan özlemlerini gideremez. Max ve Marianne başından beri sürekli birbirlerini oyuncu yollarla test eder ve sataşırlar. Ama o oyun Max’in en akla gelmeyen soruyu yanıtlamak için sevgili karısını izlemeye zorlandığında son derece ciddi bir hal alır; Marianne gerçekten bir hain olabilir mi?

İkili arasında hızla büyüyen yoğunluk, değişen güven ve tehlike savaştan yıpranmış ülkeler arasında çözülmek duygusal olduğu kadar bitmek bilmeyen bir şüphe de barındıran bir senaryo olmuş.

allied