19.06.2018

Altered Carbon: Kim Sonsuza Dek Yaşamak İster?

Bilincin Yapay Bedenlere Aktarılması

Richard Morgan tarafından 2001 yılında yayınlanan Altered Carbon, vaktiyle çok iyi eleştiriler almış bir roman.  Film haklarının satın alınmasıyla ha çekildi ha çekilecek diye beklerken Altered Carbon nihayet Netflix ile dizi formatında hayat bulmuş. İyi ki bulmuş. Çünkü muhtemel bir iki saatlik filme sığamayacak kadar çetrefilli bir konuya sahip.

Bu çetrefilli konunun ana ekseninde ise bilincin dijitalleştirilerek yapay bedenlere aktarımı meselesi yatıyor. Black Mirror (White Christmas adlı bölüm) ve Westworld gibi diziler ile gittikçe daha fazla aşina olduğumuz, son zamanların en popüler konularından biri bilinç aktarımı.

Koş Vatandaş Ölümsüzlüğün Şifresini Çözmüşler!

Altered Carbon’ın günümüzden üç yüz yıl sonrasında geçen hikâyesinde de insan vücudunun yalnızca bir aracı olarak kullanıldığını görüyoruz ki Morgan’ın ilham aldığını söylediği Budist felsefeyle birebir örtüşen bir durum bu. Hindu inancı ve Budist felsefede insan ruhu reenkarnasyon yoluyla tekrar beden kazanarak bu dünyada var olmaya devam eder. Samsara olarak adlandırılan yeniden doğumlar çemberi içerisinde insan ruhu bu dünyaya sıkışmış vaziyettedir. Ancak Altered Carbon’da ortada Budizm’de olduğu gibi doğal işleyen bir süreç yok. İnsanoğlu kendi çıkarları ve ölümsüzlük uğruna yaşam döngüsüne müdahale etmektedir. Yani kopyalanabilen bilinçler sayesinde mutlak ölümden sonsuza dek kaçmaktadır.

Takeshi Kovacs, yeni dünya düzenine karşı ayaklanan bir grup yıldızlararası savaşçıya mensup bir askerdir. Zihni, yüzlerce yıldır (yaklaşık iki yüz elli yıl) buz üzerinde saklanmıştır. Kovacs’e yeniden yaşama şansını sunan kişi ise inanılmaz derecede zengin, parası sayesinde ömrüne ömür katan Laurens Bancroft’dur. Bancroft Kovacs’i kendi dövüş tekniklerinde uzmanlaşmış bir bedende yeniden hayat döndürmüştür çünkü ölümünün ardındaki sır perdesini aralamasını istiyordur.

Gelelim oyunculara. Takeshi Kovacs’i canlandıran 2014 yılında Robocop’ta izlediğimiz Joel Kinnaman hem fiziksel yapısı hem de başarılı oyunculuğu ile bu rol için biçilmiş kaftan. Ancak polis teğmeni Kristin Ortega rolündeki Martha Higerida için aynı şeyi söylemek zor. Ağır aksiyon ve şiddet içeren dizinin bir sürprizi ise Raven Oteli’nin sahibi yazar Edgar Allen Poe ve onu canlandıran Chris Connor. Connor gerçekten Poe rolünde çok başarılı. Ayrıca Poe ile ilgili bir başka hoş ayrıntı da The Following adlı diziyi izlemiş olanların dikkatinden kaçmayacaktır. The Following’de Edgar Allen Poe takıntılı katil profesörü oynayan deneyimli aktör James Purefoy da Altered Carbon kadrosunda.

Paran Varsa Bilincin Var!

Ölümsüzlük insanoğlunun zihnini oldum olası meşgul eden bir mesele. Sadece o da değil. Günümüzde genç kalmak, genç bedenler her zamankinden çok revaçta. Altered Carbon’da bu mutlak gençlik ve güzellik arzusunun insanoğluna yaptırabileceklerinin sınırı olmadığının altını çiziyor. Sonuçta bilinç kopyalamaya varan bir düzeyde teknolojiye sahip olan insan yine de  insanlık açısından bir gıdım yol kat etmemiş görünüyor. Bütün ilkelliği ve gözü dönmüşlüğü ile ceza almadan suç işleme lüksüne veyahut parayı bastırıp genç ve güzel bir bedene kolayca sahip olmak peşinde. Evet, Altered Carbon dünyasında zenginler en güzel bedenlere sahip olurken fakirler kendilerine dayatılan bedenlere mahkum olmaktadır. Aslında başkalarının mutsuzluğu pahasına olan bu yaşam hırsı nedir?

O zaman Freddie Mercury’den gelsin: Who Wants to Live Forever? (Kim Sonsuza Dek Yaşamak İster?) Cevabı Altered Carbon’da.