27.09.2016

O AN: Back to The Future

back-to-the-future

1985 yılında Robert Zemeckis tarafından çekilen Back to The Future, o günden bu yana hala yarattığı etkiyi azaltmamış, sonrasında devam filmleri çekilmiş ama ille de ilkiyle gönüllerin baş tacı olmuş bir yapım. Özellikle benim gibi seksenli yıllarda bir çocuk olanların hayatı boyunca en çok etkilendiği, unutamadığı film, elbette Back to The Future olmalı. Zira bir çocuğun hayal dünyasıyla adeta yarışabilecek denli çılgın olan bu film, düşleyemediklerimizi bile bizlere sunan bir yapım olarak tarihte yerini aldı. Zaman makinesi ile geçmişe gitmek, zamanda olanları değiştirmek gibi şeyler birçoğumuzun fazlasıyla cesur hayal dünyasında bile kendine yer bulamayacak kadar inanılmazdı. Fakat Zemeckis, hayallerin ne kadar sınırsız olabileceğini, çocuk, genç, yaşlı filmi izleyen herkese kanıtladı. İşte böylesine bir filmin her sahnesi, her diyalogu bizi bizden alırken, bir sahne hepsinin önüne geçecek etkileyiciliğe sahipti. Kuşkusuz 1985’lerde henüz ülkemizde yeni yeni kendine yer bulan kaykaya sahipseniz ya da en büyük hayaliniz ona sahip olmak ise…

Marty, Dr Brown’un yaptığı zaman makinesi ile istemeden de olsa geçmişe, 1955 yılına gitmiştir. Yani tam da annesi ile babasının lisede okuduğu ve birbirleriyle henüz aşk yaşamaya başlamadıkları bir dönemdir. Marty’in gelmesi, zamanda yaşanacakları değiştirmiş, annesi ile babasının tanışmasını iyi niyetli de olsa engellemiştir. Marty’nin bunu acilen telafi etmesi amacıyla annesi ile babasını tanıştırmak için planlı bir işe girişmesini izleriz böylece. Fakat bu da annesinin babasından değil de yine kendisinden hoşlanmasına sebep olmasıyla hüsranla sona ermez mi? Nasıl olmasın ki? Marty, yine orijinal, yine öyle etkileyici şeyler yapar ki… Sadece annesi değil, onu izleyen herkes büyülenir. Marty’in, annesine takılan Biff ve arkadaşlarının, onun ağzını yüzünü dağıtmasından kurtulmak için yolda kaykayın belki de atası diyebileceğimiz bir aleti çocuklardan alıp, onu birkaç rütuş ile kaykay haline getirmesine ve onunla kaçışını (şovunu) izleriz. Evet, 1985’lerde normal olan hamleler, 55’lerde bir şov hatta şovdan da ötesi olma anlamı taşımakta. Mart’nin kaykay üzerinde Biff ve arkadaşlarını bir gübre yığınının altında bırakana kadar farenin kediyle oynadığı gibi, türlü oyunlar yaparak oynaması, sinemada izlediğimiz en eğlenceli, en soluksuz izlenilen anlarından biridir. Devamı olan filmde de bu sahne çok sevildiğinden dolayı olsa gerek çok benzerinin, gelecekte uçan kaykay ile tekrar sahnelenmesi hiç de şaşılacak bir hamle olmasa gerek.