05.06.2017

O AN: Life is Beautiful

En ”Baba” Oyunun Son Perdesi

Life is Beautiful bugüne kadar çekilen belki de en soft holokost filmlerinden biridir. Bir İtalyan filmi olan Roberto Benigni imzalı Life is Beautiful, aslında iki bölümden oluşuyor. İlk bölümü tamamen bir aşk hikâyesine odaklanan filmde ikinci bölüm ise bir ailenin (anne, baba ve çocuk) toplama kampında yaşadıklarını perdeye taşıyor. Bu da zaten filmin derdinin tam olarak soykırım olmadığını bir ailenin aşk ile başlayan doğumuna ve fedakârlıklar sonucunda yara alarak, eksilerek de olsa yaşatılıp, yoluna devam etmesini anlatıyor. Aslında filmin bu kadar geniş kitlelerce bilinmesi, izlenmesi, sevilmesi de tüm bu sebeplerden kaynaklanıyor. Zira bir katliam izlemektense,  ölüme dahi giderken çocuğuna bunu oyun gibi gösterebilen bir babanın fedakârlığı seyirci daha çok etkiliyor. Şimdi dilerseniz bir babanın çocuğu ile oynadığı en muhteşem, en unutulmaz ama aynı zamanda en acıklı oyunun, son perdesini tekrardan hatırlayalım.

Sahne kampta ortalığın karışıklığından faydalanıp duvarın öte tarafındaki karısına ulaşmaya çalışırken görevliler tarafından Guido’nun yakalanmasıyla başlar. Ne yazık ki karısını bulmak adına kendine battaniyeden yaptığı etek onun yakalanmasına sebep olur. Uzun süredir kampta yaşayan herkes gibi çırpınmanın anlamı olmadığını bilen Guido, hemen teslim olup, silahın önüne düşer. Lakin artık pek de kurtuluşu olmadığını bilen Guido’nun, kampa geldiğinden beri oğlu Joshua’ya yaptığı tek kişilik dev gösteriye son noktayı koymadan gitmeye niyeti yoktur. Artık gösterisine devam edemeyeceğine emin olan Guido, tek kişi olan ama belki de dünyanın en kalabalık seyirci topluluğundan daha büyük öneme sahip Joshua’ya, oğluna, yaşama sebebine, sahneden çıkmadan önce sükseli bir selam vermek ister. Başından beri ustalıkla sergilediği oğlu ile birlikte büyük bir yarışmaya giren baba rolünü sergilerken son düzlükte seyircisi tarafından minicik bir ekrandan-Joshua, babasının onu gizlediği küçücük bir bölmenin ince bir açıklığından onu izliyordur- izleniyordur. Fakat ne önemi vardır ki? Guido ne zorlu koşullarda rolünü sekteye uğratmamış biri olarak ne her an arkasından kendini tarayacak silahtan ne de başka sebeplerden çekinir. Guido, tam da Joshua’yı sakladığı yerin önünden geçerken ona en afilli göz kırpmasını yapar. Joshua’da tüm kötülüklerden hala bir haber olarak babasının bu eğlenceli oyununu izlemeyi sürdürür. Joshua’nın babasını izlerken ki hayranlığı görülmeye değer kesinlikle. Guido, öylesine ustalıklıdır ki insanlıkla alakası olmayan ölüm makinelerinden biri olan askeri de bu oyununa dâhil eder bir nevi aslında. Katıldığı oyunun da, hayatın güzelliklerin de farkında olmayan zavallı insan müsveddesi, ne yazık ki Guido’nun en şapşik baba yürüyüşüne kızarak onu uyarır. Neyse ki Guido artık Joshua’nın görüş alanından çıkmış, bir nevi perdenin dışına itelenmiştir. Sahne dışındaysan rolünü devam ettirmenin de artık bir anlamı yoktur haliyle. Guido, artık ölüme giden ama oğlunu son bir kez gülümsetmeyi başaran bir insanın gururuyla yürür. Bir süre sonra olacakları seyirciyi çok da hırpalamamak adına göstermemeyi sadece duymamızı tercih eder Benigni. Hafızalarda baba ile oğlun gözlerle vedalaşması, kulaklarda dünyanın en tatlı baba ile oğul ilişkisini sonlandıran silah sesleri baki kalır.