15.06.2017

O AN: Only Lovers Left Alive

Bir Modern Zamanlar Vampir Güzellemesi

Amerikan bağımsız sinemasının en önde gelen isimlerinden biri olan Jim Jarmusch’un filmografisinin sondan bir önce filmi olan Only Lovers Left Alive bir modern zamanlar vampir güzellemesi. Jarmusch’un ilk filminden itibaren Hollywood filmlerinin tam da aksi yönde bir sinema anlayışını benimsediğini her ne kadar bilsek de Only Lovers Left Alive’deki vampir janrına getirdiği yenilikleri karşısında şaşırmamak elde değil. Zira Jarmusch bu konuda Tomas Alfredson’ın 2008 yapımı Låt den rätte komma in, Neil Jordan 2012 yapımı Byzantium ve Park Chan-wook’un 2009 yapımı Bakjwi ile birlikte anılacak yeni dönem vampir filmlerinin öncülerinin arasına katılan bir film yapar. Daha sonraki yıl da bu minvalde filmlerle karşılaşmamız da tesadüfî olmasa gerek.

Dünyanın Gidişatını Etkilemiş, Entelektüel Vampirler

Jarmusch, bizi vampir dünyasında bambaşka bir deneyime ve muhteşem bir aşk hikâyesine tanık ediyor. İnsanlara tuzaklar kurarak, öldürerek hayatını devam ettiren, şatolarında insanlardan uzak yaşayan vampir anlayışının tersine, insan öldürmeyi barbarlık olarak gören, fazlasıyla entelektüel, dünyanın gidişatını etkilemiş, tüm acıları, kıyımları görmüş ve bu eşsiz yaşantı karşısında tarifi mümkünsüz bir olgunluğa erişmiş karakterlerdir vampirlerimiz bu kez. Özellikle film boyunca tanıdığımız dört vampir içerisinde diğerlerinden kısmen daha yaşanmışlığı az olan Eva’nın kardeşi Ava hariç Adam (Tom Hiddleston), Eve (Tilda Swinton) ve tanıyıp, tanıyabileceğimiz en yaşlı, filozof karakter olan Christopher Marlowe’un (gerçekten yaşamış bir şair, oyun yazarından adını alır) yaşantılarına, kişiliklerine özenmemek, tutulmamak mümkün değil. Birbirleriyle de çok anlamlı bir ilişkileri olan –Adam ile Eve sevgili, Marlowe (John Hurt) de arkadaş- bu üçlünün, bizi bizden alan, adeta hipnotize eden bir sahneleri var ki…

Kan ile Buluşan Bedenlerin Kendinden Geçişi

Kendilerini hayata bağlayacak tek yaşam kaynağı olan kanı, bin bir zahmetle, insan öldürmeden ya da ölümüne sebep olmadan bulmuşlardır yine karakterlerimiz. Ve elbette vampir evriminde oldukça ilerlemiş bir noktada olan karakterlerimiz, yaşam enerjilerini içmeyi adeta bir ritüel havasında gerçekleştireceklerdir. Minik, şık kadehlerine koydukları kanı, büyük bir nezaketle içerler. Jarmush, bu kısacık ama vampirlerimiz için eşsiz anı yakalayabilmemiz için tek tek her karakterimizi ayrı ayrı perde ile buluşturur. Karakterlerimizin kanı yudumlamaları bile bambaşkayken, kan ile buluşan vücutların kendinden geçişi karşısında, söylenebilecek laf yoktur. Zevkin doruklarına çıkan Eva, Adam ve Marlove’nin bu yaşadığı deneyimi ilk kez uyuşturucu kullanan bir insanın haline ya da muhteşem bir seks deneyimi yaşayan birinin orgazm olmasına benzetebiliriz ancak. Zira böylesi bir hazzın başka türlü yaşanma ihtimali pek yok gibi. Jozef van Wissem & SQÜRL ‘un lavtadan ve gitardan çıkan muhteşem tınılarıyla hayat bulan Sola Gratia parçasının eşliğinde tanık olunan bu eşsiz deneyime, şahit olmak bile çok anlamlı.