06.05.2016

SİNEFİL GÜNLÜĞÜ: An Unfinished Piece for Mechanical Piano

1945 Moskova doğumlu Nikita Mikhalkov, abisi Andrei Konchalovsky ve dönemin diğer usta Rus yönetmenleri gibi, VGIK mezunudur. Şairler ve ressamlarla dolu bir aileden gelen Mikhalkov, ailesine çeken yönleriyle; sanatsal yönü güçlü ve sinematografisiyle de öne çıkan filmler yönetmiştir. Genellikle 1994 yapımı ‘Güneş Yanığı’ ile geniş kitlelerce tanınan Mikhalkov, erken döneminde de, oldukça önemli filmlere imza atmıştır.

Mekanik Bir Piyano İçin Bitmemiş Beste’yse (An Unfinished Piece for Mechanical Piano) Rusya’nın en büyük yazarlarından Anton Çehov’un on yedi yaşında yazmış olduğu ve ölümünden uzun yıllar sonra el yazmalarından çıkarılan, kendisinin yazdığı ilk oyun olan Platonov’dan uyarlanmıştır. Platonov, Çehov’un en az bilinen oyunu olmasının yanında, ülkemizde de tiyatroda sahnelenmiştir.

Bir oyun uyarlaması olduğundan, genel olarak tek bir mekanda geçen film, geniş ailelerin yıllar sonra bir araya gelmelerini konu alan ve genellikle ‘yıllar sonra filmleri’ adıyla anılan alt türe dahil edilebilir. Gürcü yönetmen Otar Iosseliani’nin kült filmi La Chasse Aux Papillons (Kelebek Avı, 1992) da yine benzer temadaki, bu filmin etkileri sezilen ve sinefillerin ıskalamaması gereken bir başka Doğu Avrupa Sineması örneğidir.

Mikhail Vassilyevich Platonov, oldukça popüler olduğu üniversite yıllarını, o dönemde sevdiği kadınla (Sophie Yeganarova) ayrılışı ardından girdiği bunalım sonrası, okulu terk ederek harcamış, asla büyük bir şehvetle sevmediği bir başka kadınla evlenmiş ve özgüvenini artık yitirmiş bir öğretmendir. Kendisine hâlâ aşık olan zengin dul Anna Petrovna Voinitseva’nın evine misafir olur ve evde verilen partiye, bu geniş ailenin diğer üyeleri de katılır. Kader, Platonov’a büyük bir oyun oynar ve üniversitedeki büyük aşkı Sophie Yeganarova’yı, ev sahibesinin üvey oğlunun karısı olarak bu partide karşısına çıkarır.

Sophie Yeganarova, hukuk mezunu Serge ile evlenmiştir. Serge, herhangi bir işte çalışmayan, eşinin ailesinin geliriyle evliliğini sürdüren, çekingen ve kırılgan yapıda, Platonov’un tam tersi karakterde biridir. Dönemin modasına uygun bir saygı göstergesi olarak, bir bayanın elinin öpülmesine “Kadınların elinin öpülmesine karşıyım, bu bir eşitsizliğe işaret eder ve her eşitsizliğin altında, bir aşağılama yatar.” sözleriyle muhalefet eder, Serge.

Evin büyükbabası sürekli ‘uyuklar’ ve bu özelliğinden dolayı herkesle iyi geçindiği ve herkesi sevdiği konusunda eleştirilir.

Karakterlerin, geçmişe dair anılarının canlanmasıyla ve içlerinde tuttukları kimi düşünceleri açığa vurmalarıyla, evde hafif bir gerilim başlar; eski aşıkların başbaşa konuşması ve özgüveni yok olmuş Platonov’un, kendisiyle bir iç hesaplaşmaya girişmesiyle, maskeli balodaki maskeler de düşmeye başlayacaktır.

Dönemin Sovyet Rusya’sına dair incelemeler, aşkın bir ömür boyu kanayan yarası, geçmişte yapılan hatalar ve bunların insanı, olmaktan korktuğu kişiye dönüştürmesi gibi konulara eğilen ve bir usta yönetmenin, başarılı karakter incelemeleriyle, kariyerinin erken döneminden çok önemli; ama az bilinen filmlerinden biri, Mekanik Bir Piyano İçin Bitmemiş Beste.