26.04.2016

Ankara Film Festivali’nden Basın Açıklaması

Bîra-mı-têtın-hatırlıyorum

TEK YÜK FESTİVALLERİN OMUZUNDA OLAMAZ!
AUFF KAYNAKLI BİR ENGELLEME YOKTUR

Yaklaşmakta olan 27. Ankara Uluslararası Film FestivaliBîra Mı’têtın (Hatırlıyorum)” isimli belgeselin programdan çekilmesine ve akabinde gelişen “sansür” gündemine dair açıklamada bulundu.

Bu yıl 28 Nisan – 8 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek 27. Ankara Uluslararası Film Festivali şu sıralar sansür gündemiyle karşı karşıya. Festivale gönderilen belgesellerden Bîra Mı’têtın (Hatırlıyorum), ilk eleme sürecini geçerek Ulusal Belgesel Yarışması bölümünde yarışmaya dâhil edilen filmlerden. Ancak film ve film ekibi Bakanlıktan kayıt-tescil belgesini almayı kabul etmedikleri için programdan çıkarıldı. Öte yandan Ulusal Belgesel Yarışması jüri üyesi Necati Sönmez ise filmin programdan çekilmesi üzerine istifa ettiğini açıkladı. Sönmez’in festivale gönderdiği ve Bianet adlı platformdan duyurduğu mektup şu şekilde:

Bu sene Ankara Film Festivali’nin Ulusal Belgesel Yarışması jürisine davet edildim, uzun bir kararsızlıktan sonra kabul ettim. Geçen hafta elemeyi geçen bir filmin eser işletme belgesi olmadığı için programdan çıkarılacağı duyumunu alınca, festival yönetimine işin aslını sordum. “Evet, belge getirmediği için bir film programdan çıkacak” yanıtını alınca, şu mektubu yazdım onlara: “Üzülerek söyleyeyim, öyle bir şey olursa benim jüride görev almam söz konusu olamaz. Mevzu büyümeden önce, şimdiden net olarak söylemek isterim bunu. Nedenini özetlemeye çalışayım: Belgeselciler/ sinemacılar bildiğiniz gibi Eser İşletme denen belgeyi (özellikle geçen seneden beri Kültür Bakanlığı tarafından dayatılma biçimini) bir sansür uygulaması olarak gördü ve bunu açıkça deklare etti/ettik. Festivaller de, Ankara Film Festivali dâhil, sinemacıların arkasında olduklarını ama ellerinden bir şey gelmediğini ifade etti.

Bu sene siz de dâhil festivaller, tüm tepkilere rağmen bu belgeyi talep etmeye başladı. Ben bu sebeple jüri teklifine epey tereddüt ettikten sonra evet demiştim, hatırlarsanız. Yoksa eser işletme belgesi ile ilgili görüşüm değişmedi. Sonuçta film sahipleri bunu dert etmiyorsa bana laf düşmez diye düşündüm ve iyi niyetle kabul ettim. Ama eğer bir yönetmen/ yapımcı bu belgeye başvurmak istemiyorsa ki istememekte sonuna kadar haklı, ben festivalin değil sinemacının yanında yer almak durumundayım. Bunlar bir yana, programa seçilip duyurulmuş bir filmin her ne gerekçeyle olursa olsun programdan çıkarılmasının tek izahı var benim için, o da sansüre boyun eğmek. Bilginize.

Hemen sonrasında telefonla arandım, ikna edilmeye çalışıldım. Festival yönetiminin konuyu ‘basit bir teknik mesele’ gibi görme ve geçiştirme eğiliminde olduğunu hayretle gördüm. Geçen sene sansürle cengâverce savaşan festivaller, bu sene ‘şartnamede yazıyor’ düzeyine atlamış. Konunun bizim açımızdan küllenmemiş ve çok net olduğunu anlatmakta zorlandım doğrusu.

Buyrun işte, sansüre karşı mücadelede sinemacıların yanında olduğunuzu göstermek için bir fırsat! Bir belgeselci bu dayatmaya karşı direnmeye karar vermiş. O direnen tek filmi yarışmadan atmak yerine, daha önce yıllarca yaptığınız gibi belgesiz göstermenin bedeli, Ankara gibi büyük bir festival için ne kadar ağır olabilir ki? Eh o kadarcık ağırlığı kaldıramıyor ve ufak bir riski dahi göze alamıyorsanız zaten geçmiş olsun, havuza epey yaklaşmışsınız demektir”.

ankara film

Festivalin ise bu sürecin sadece festivalin omuzlarında olmadığını dile getirdiği bir basın bülteni yayınlandı. Basın bülteni ise şu şekilde:

27. Ankara Uluslararası Film Festivali kapsamında açılan Ulusal Belgesel Film Yarışması’na  98 film başvuruda bulundu.  Üç kişiden oluşan ön jüri,  bu yapımlar  arasından 17 filmi yarışmaya değer buldu. Yarışmaya seçilen tüm filmlerin yönetmenlerine  “teknik ve hukuki gerekliliklerin yerine getirmeleri” anımsatıldı.  

Ulusal Uzun, kısa ve belgesel film yarışmalarına katılıp, ön elemeden geçen ve “teknik ve hukuki gerekliliklerini yerine getiren” filmlere gösterim programında yer verildi.  Yönetmen Selim Yıldız ise, “Kayıt tescil belgesi için başvurmayacağını” beyan etti.  “Bu kararın kendi takdirleri olduğu  ancak  ilgili yasa gereği filmin gösterilemeyeceği, kayıt belgelerinin getirilmesi durumunda  filmin gösterime alınacağı” kendilerine  iletildi.

Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 15.  maddesi şöyle: 
“Başka herhangi bir ticari dolaşım veya gösterim konusu edilmeksizin ülke içinde düzenlenecek fuar, film festivali, şenlik ve benzeri sanatsal etkinliklerde halka gösterilmek veya yarışmalara katılmak üzere yurtdışından getirilen yabancı menşeli filmlerin gösteriminden doğan her türlü sorumluluk, bu etkinliklerin düzenleme komitelerine aittir. (…) Ülke içinde üretilen filmler kayıt ve tescil edilmiş olmak kaydıyla bu etkinliklere katılabilir.” 

Festival  Yürütme  Kurulu olarak, festivallerin, filmleri izleyiciyle buluşturma yönündeki temel misyonunda gereğini yaptığımızı düşünmekteyiz.  

Söz konusu belgesel, hak sahipleri, kayıt tescil belgesi almamak yönünde verdikleri karar çerçevesinde gösterim programının dışında kalmıştır. Dolayısıyla “filmin içeriği nedeniyle festival programından çıkarıldığı”na dair iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Konu tamamen mevzuatla ilgili  olup, festivalin sansür uygulaması olarak asla düşünülemez. 

Kayıt tescil belgesi etrafında süren özgür sinema tartışmalarında tüm yükün festivallerin omuzlarına yüklenmesinin de yanlış olduğu kanısındayız. Türkiye sinemasının tüm paydaşları üzerlerine düşen sorumluluğu almalı, gerekli girişimlerde aktif rol üstlenmelidir. Konu tüm duyarlı sinemacıların girişimiyle, Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdinde çözülmelidir”.

27. Ankara Uluslararası Film Festivali
Yürütme Kurulu