27.04.2019

Ankara Uluslararası Film Festivali Günlükleri – 2

Manolya AKDEMİR

In My Room

Berlin’den En İyi Yönetmen ödülü olan Ulrich Köhler’in yeni filmi Odamda, bir sabah uyandığında dünyadaki herkesin aniden ortadan kaybolduğunu gören bir adamın hikayesini anlatıyor. Bu nedenle filmin önemli bir bölümü diyalogsuz geçiyor. Filmin bu riski pek kotaramadığını düşünüyorum.

Cannes’ın Belirli Bir Bakış bölümünden çıkıp gelen film, festivalde izleme fırsatı bulduğum filmlerin en çok rağbet görenlerindendi. Buna rağmen filmden şahsım adına zevk aldığımı söyleyemeyeceğim. Yeni hiçbir şey söylememesinin yanı sıra festivaller için hesaplanmış sahneleri ile de kendinden uzaklaştırdı. Genel itibariyle kötü değil fakat tüm bunlar tempo sıkıntısı ile birleşince vasat film kalıyor geriye.

Pal Sokağı Çocukları

Zoltán Fábri’nin 1968 yapımı filmini ilk defa izleme fırsatım oldu. Filmi oldukça eğlenceli buldum. Son kısmına kadar tam bir kendini iyi hisset filmi olacakken Fabri, u dönüşü yaptı. Bu hamleyle filmi fazlaca hüzünlü bulacakken, finalinde hayata ve büyümeye dair bambaşka düşüncelere sevk ederek naif ve çocuksu bir his bıraktı. Tüm bu yoğunluğuyla kesinlikle izlenmesi gereken bir film.

Festivalde Herzog retrospektifi dışında Oyunbozan, Öylece Oturan Fil, Pal Sokağı Çocukları, Agnes, Warda’yı Anlatıyor, Gölge, Evdeydim, Ama, Domestik gibi filmler hala izlenebilir.

Ulusal yarışmadan Nebula, Görülmüştür, Saf filmleri değerlendirilebilir. Yuva ve İçeridekiler ise benim için büyük hayal kırıklığı oldu. Bu nedenle de ulusal yarışma filmlerini genel olarak güçlü bulmadım. Uluslararası filmlerden (eski filmleri dışında tutuyorum) Tarihe Barbarlar Olarak Geçsek Ne Olur Sanki ile Oyunbozan filmleri şimdilik favorilerim. Festivalde denk gelmese dahi senenin görülmesi gereken filmlerinden.

Festival genel itibariyle geçen senelerine göre seyirci, katılımcı sayıları ve atmosferi açısından sönük geçiyor gibi. Ana sponsorun olmaması, seçkideki filmlerin pek çoğunun İstanbul izleyicisi tarafından izlenmiş olması etkilidir sanırım bunda, fakat yine de Ankaralıların neden festivale yeterince katılım göstermediğini anlamak zor.

Herkese iyi festivaller!