01.08.2016

Anti-Hero: 70’ler

Öykü anlatısının soy ağacına baktığımızda oldukça eski kuşaklara kadar sürdüğünü görürüz. Ancak öykü anlatmak, öyküyü oluşturmak ve kısaca öykünün ritmini belirlemek söz konusu olduğunda çok çok geriye gitmeye gerek yoktur. Nitekim Aristo’nun kurduğu öykü diyalektiği her daim başucumuzda tutacak kadar yeni, eskilerde aranmayacak kadar güncelliğini korumaktadır. Yapısal olarak formüle edildiğinde bir öyküyü oluşturan başlıca temel faktörler: Protagonist (ana karakter), Antagonist (ana karakterin engeli), Tritagonist (üçüncü oyuncu), olay ve mekandan ibarettir. Öykünün dramatik yapısı ise bir piramit şeklinde gelişir: Önce yükselen ve doruk noktayı yaşayan ardından sonuca varan. Öykü anlatma pratiğinin ele alındığı ve uyarlandığı pek çok alanda bu yapı formülü inşa edilir. Ancak Aristo’nun geliştirdiği yapı döngüsü bazen ters-yüz edilerek, örneğin bir antagonist ya da anti-hero ana karakter olabilmektedir. Resmedilen gerçeklik ise anti-hero genel olarak karışıklığa sebep olan, kötücül bir varlıkken; hero ya da protagonist iyiliğe hizmet eden varlık olarak nitelendirilmektedir. Biz ise bu listede öykülerini beyazperdede izlediğimiz “anti-hero”ları hatırlıyoruz. İlk listede geri sayım 1970’lerin beş anti-herosu. Onların sizi kandırmasına izin vermeyin!

Kaynak: tasteofcinema

barry-lyndon-1975

5- Redmond Barry – Barry Lyndon (1975)

William Makepeace Thackeray tarafından 1844’de yazılan pikaresk roman, 1975’te Stanley Kubrick tarafından beyazperdeye uyarlanır. Genç bir İrlandalı haydut olan ve sonrasında sosyal statüsü değişen Redmond Barry’yi canlandıran ise Ryan O’Neal olur. En iyi kostüm, sanat yönetimi ve en önemlisi görüntü yönetimi gibi pek çok dalda ödül alan filmin, mumlarla yapılan doğal aydınlatmalı planlarını unutmak ne mümkün!

Öyküsel olarak yükselen ve düşen bir eğriye sahip filmde Barry, zaman içinde sahip oldukları üzerinden kaybettikleriyle yaşadığı çatışma üzerine kurulu bir evrene sahiptir. Ama bu hikâyede o, sahip olduklarıyla ne cesur, ne de asildir. Zengin karısının ismini aldıktan sonra değişen hayatı içinde sadece ideal bir eş olmak durumundadır. Filmin son sahnesinde Kubrick tarafından gerilimi artırmak üzere ustaca sahnelenmiş sahnede anlarız ki Barry hala bir şeyleri doğru yapmanın çatışması içindedir. Barry, iyi olanı karmaşa içinde elde etmeye çalışan kusurlu ama bir o kadar da anlayışsız bir anti-hero olarak karşımıza çıkar. Yönetmenin final notunda bıraktığı yanılgı ise bizi karakterin nerede durduğundan ziyade bu sosyal çıkmaz çalkantıda nerede durduğuyla ilgilidir.

12345