19.04.2019

Arctic: Mads Mikkelsen Şov, Peki Gerisi?

Hayatta kalma temalı filmleri izlerken alınan tadın lezzetin yeri ayrıdır. İnsanın dünyada neyle karşılaşacağının belirsizliği bir yana; doğayla veya bir şekilde yaşamın sınırında dolaşılan bir yerle (Ryan Reynolds’ın oynadığı Toprak Altında/The Buried gibi) imtihan edilen karakteri röntgenlemek normal bir macera aksiyon filminden çok daha heyecanlı ve sürükleyici olmuştur. Çok başarılı örneklere ev sahipliği yapan bu türün çok daha popüler olan örnekleri 127 Saat, Cast Away, Open Water, All Is Lost olsa da Marslı/The Martian gibi mekân anlamında ilginç projelerle de karşılaşmıştık.

Öncelerinde kısa filmler çeken, şimdiyse beyaz perdede ilk yönetmenliği olan Joe Penna henüz daha ilk filminde olan Arctic‘de Mads Mikkelsen ile çalışma fırsatı elde ediyor. Brezilyalı bir YouTuber olan Penna ilk filmiyle eli yüzü düzgün bir iş çıkarmış ama burada da en önemli faktörün Mads Mikkelsen olduğunu söylemekte yarar var.

İnsan, Doğa, Bir de Kutup Ayısı

Kuzey Kutbu’nda uçağı düşen pilot Overgard’ın buradan kurtulmaya çalışma hikayesine odaklanıyor film. Kuzey Kutbu olduğunu da filmde yer alan kutup ayısından anlıyoruz. Overgard’ın günlük rutinleri hayatta kalmak için balık avlamak, S.O.S yazısını kalıcılaştırmak ve kendine yardımda bulunacak bir uçak veya helikopter için radarı kontrol etmek iken bir gün bir helikopterle yolu kesişiyor ama gelen yoğun tipi nedeniyle helikopter düşünce Overgard bu kez helikopterde yaralanan bir kadınla yoluna devam ediyor. Mads Mikkelsen’in gerek duygusal olarak gerekse fiziksel olarak karakterini bize aktarımı üst düzeyde.

Yönetmen Joe Penna, oyuncusundan çok iyi bir performans almayı başarırken bulunduğu coğrafi bölgenin nimetlerinden yararlanmayı da ihmal etmemiş. Ama gelgelim burada sıkıntı senaryoda başlıyor. O kadar tek düze bir senaryo var ki karşımızda filmin başından sonuna kadar olacak olan süreci tahmin edebiliyorsunuz. Açıkçası kutup ayısı perdede ilk gözüktüğünden bir itibar Overgard’ın kutup ayısı ile girişeceği bir mücadele olacak sanıyorsunuz. Zaten kutup ayısı gözüktüğü anda tansiyon yükseliyor. Ama bu bir dakika bile sürmeyen iki sekanstan oluşuyor. Bu da filmin gerilim tonunun ne yazık ki verimsiz olmasına yol açıyor. Filmin akılda kalıcılığı ise Mads Mikkelsen’ın performansı haricinde silik bir ifade takınıyor.

Umut Vadeden YouTuber Yönetmen

Joe Penna filmi her ne kadar senaryo konusunda sıkıntılar yaşasa da yönetmenlik, kurgu ve görüntü yönetimi hususlarında yetkin. Bu da Penna’nın umut vadeden bir isim olmasını kaçınılmaz hale getiriyor. Filmin gerilim anlarını ve belli başlı numaralarını anımsadığımızda Penna sineması takip edilebilir filmlerle dolabilir. Yalnızca senaryo konusunda hem çalıştığı isimlerle hem de kendinde değişimlere gitmesi gerekebilir ama Arctic bir ilk filme göre hayli eli yüzü düzgün bir iş. Filmden tek şikayetimiz fazla olaysız olması. Olaydan kastımız karakterin sürekli bir maceraya aksiyona girişmesi değil pek tabi ama daha tansiyonun yükseldiği sekanslara vakit ayrılabilirdi. En basitinden ayıyla daha fazla vakit geçirebilirdik. Yine de Mads Mikkelsen’ın performansı için bile izlenebilir!