20.07.2019

Aslan Kral: Ultra Gerçekçi Nostalji

1994 yılında vizyona giren orijinal Aslan Kral, o dönemin çocuklarını derinden etkilemiş, gönüllerine taht kurmuştu. Körfez Savaşı sonrası çıkması ve barındırdığı kimi sembollerden dolayı belli bir kesimin tepkisini de üzerine çekmişti. Çocuklar ise yan etkenleri bir kenara bırakıp saf ve temiz duygularla bu film ile bağ kurdular. Bir gün Mufasa gibi olmak isteyen küçük Simba’lar, yaratılan dünyanın içine kolaylıkla girmişlerdi.

Kim Olduğunu Hatırla!

Film, hayatta daha öğrenecek çok şeyi olan Simba’nın babasına olan bağlılığı ve onun kudretini hissedişi ile başlar. Zamanla, babası gibi güçlü ve cesur olduğunu kanıtlamak ister fakat eline yüzüne bulaştırır. Evden ayrılıp yeni bir yaşam tarzına adapte olur. Gün geçtikçe geride bıraktıklarının değerini farkına varır ve sorumluluklarını yerine getirerek babasını onurlandırır.


Cesur Olmak Demek Tehlikeye Koşmak Demek Değildir!

En sade özetiyle ana hikaye bundan ibaret. İşin içine Hamlet süslemeleri de girince daha komplike bir yapı kazanıyor elbet. Fakat filmde bizler için bundan çok daha fazlası var. Karakterler ile özdeşim bunların başında geliyor. Orijinal filmin bir soyutlama örneği olması, duygu aktarımının karakterlerin mimiklerinde, akan göz yaşlarında ve tüm ağız hareketlerinde dolaşmasını sağlıyordu. Diğer taraftan vizyona giren yeni Aslan Kral’ın herhangi bir Afrika belgeselinden farksız görüntüsü ve yarattığı gerçeklik olgusu, hikayeyi bambaşka bir seviyeye taşıyor. Film, kabaca orijinalinin restorasyonlu hali. Ufak değişiklikler olsa da aynı. İnsanların bu filme dair beklentisi varsa o da  kuşkusuz teknolojinin getirdiği imkanların yanında filmin sahip olduğu duygu yoğunluğundan uzaklaşmaması olacaktır.

Müzikler, Aslan Kral‘da çok önemli bir yer kaplar. Yeni versiyonu ile bu durum daha da ön plana çıkıyor. Tasarımlar o kadar gerçekçi ve doğalına uygun ki haliyle mimikler ortadan kalkıyor. Üzüntü ve mutluluk anlarını, müzikler ve seslendirme sanatçılarının performansı ile destekleyerek güçlendirmeye çalışmışlar. Kotaracak seviyede başarılı olduklarını söyleyebiliriz.

Film, orijinalinde atlanan veya eksik bırakılan kimi hikâye boşluklarını dolduran ve karakterlerin motivasyonlarını güçlendirecek kimi yeni detaylar ile de karşınıza çıkıyor. Jon Favreau, neredeyse kare kare tekrar çektiği filmde kendini bu noktalarda gösteriyor.

Hakuna Matata!

Aslan Kral, bir çocukluk aşkı. Bu film ise hem yeni nesile kendisini tanıtıyor hem de yepyeni bir gerçeklikte eski nesile nostalji yaşatıyor. Shakespeare’den etkilenmek ama Shakespearevari yeni bir yol çizmek Aslan Kral‘ın mottosu. Ultra gerçekçi versiyonu da nispeten aynı duyguları yaşatıyor.