23.05.2016

Azazil Filminden Tolga Akman’la Röportaj

Öncelikle filminiz için tebrik ederiz. Korku filminde oynamak sizin için nasıl bir deneyim oldu?

Enteresan bir deneyim oldu. Çocukluk yıllarımdan beri iyi bir korku filmi izleyicisiyim ve tuhaf bir şekilde korku – gerilim türünden hiçbir zaman korkmadım. Oynadığım ilk sinema filmi inşallah yerli bir korku filmi olur demiştim. Bu gerçekleşti ve gerçekleştiği için de çok mutlu oldum. Enteresan bir deneyim çünkü normal bir komedide ya da dramada oynasam orada var olan bir durum var ve onun üzerinden bir şekilde bir şeyler çıkartıp oynuyorsun ama korku filminde hiç görmediğin bir varlıktan korkuyorsun. Bir şekilde onu post prodüksiyonda ortaya çıkaracaklar ama sen ne olduğundan habersizsin. Dolayısıyla oyunculuk anlamında zorlayan kısmı biraz bu oldu çünkü bir şeyler oluyor ve onu sen sadece hayal ediyorsun bir oyuncu olarak. Evet, orada bir şey var, ondan bu şekilde korkmalıyım diye. Bu anlamda biraz enteresandı. Tek zorluğu bu oldu diyebilirim. Bir de şu olabilir, gece sahneleri çok fazlaydı korku filmi olduğu için. Geceleri sabaha kadar çalışıp saat 9-10 gibi eve gelip akşamüstü 5’e kadar uyuyup ondan sonra akşam tekrar sete gidiyorduk. O yüzden 2 hafta boyunca hayatımın düzeni alt üst oldu ama değdi bence.

En çok hangi sahnede zorlandınız?

Aslında korku sekanslarında beni çok zorlayacak bir şey yoktu. Sinem karakterini oynayan Cansu bu anlamda daha çok zorlandı çünkü varlıklar Cansu’ya musallat oluyordu. Ben aslında biraz ona yardım eden bir karakter olduğum için korku sahnelerinin çok dışındaydım. Ama bizim bir kaza sahnemiz var. En çok gerildiğim sahne o oldu. Araba camının patlaması gerekiyordu ve ben o kazayı doğru noktada yapamasaydım fazla tekrar şansımız olmayacaktı. Bu beni biraz zorladı açıkçası ama tek seferde yaptık. Onun dışında bir de finaldeki sahne biraz enteresandı, odada bir şeyler oluyor, sen oynamaya çalışıyorsun ama senin dışında bir sürü şey gelişiyor.

Paranormal olaylara inanır mısınız?

İnanırım. Çünkü ben az önce de söylediğim gibi çocukluktan beri iyi bir korku filmi izleyicisiyim. Bunun dışında bir şeyler karalayan da bir oyuncuyum aynı zamanda. Yani böyle notlar alırım, bu tarz olaylar yaşayan insanlarla yolum kesişirse mutlaka onları dinlerim. Bunu ilk defa söylüyorum şimdi, benim de açıkçası bir korku hikayem var. Onu beslemek için insanlarla iletişime geçiyorum bu konularla ilgili. Ama bunun dışında da her zaman ilgimi çekmiştir, bu varlıklara, doğaüstü, paranormal olaylara her zaman inanmışımdır.

Çekimler sırasında ya da sonrasında tuhaf olaylar yaşadınız mı?

Ben yaşamadım. Sinem karakterini oynayan Cansu ne yaşadı onu bilmiyorum. Onun için biraz daha zordu çünkü. Psikolojik olarak da etkilenmiş olabilir belki, bana musallat olan bir şey yoktu filmde. Bu varlıklara inanıyorum ama hiç böyle bir deneyim yaşamadım şimdiye kadar.

Çekimler ne kadar sürdü, nerelerde çektiniz?

12 gün sürdü. Karşı tarafta Anadoluhisarı dolaylarında çektik. Anadolu yakasındaki ikinci köprünün ayağında çok güzel bir ev vardı, manzaralı. Filmde de zaten bu manzaraya uzunca yer verilmiş. Okul sahnelerini Kültür Üniversitesi’nde çektik. Onun dışında birkaç platoda çekim yaptık hastane sahnelerini. Ama bizim esas mekanımız Anadolu hisarında bahsettiğim gecekonduydu. Atmosfer olarak da çok iyiydi. Evin içine çok fazla bir şey yapılmadı, zaten evin yapısı da bir şekilde oyuncuya o motivasyonu veriyordu.

Filmin yönetmen ve senaristini de bazı sahnelerde gördük, çekimler sahnesinde epey eğlenmişsiniz galiba…

Evet, çok eğlendik. Aslında doğaçlama ilerledi onlar. En başından beri biz oynarız diye bir fikirleri yoktu ama çok keyifli oldu tabii. Özellikle o sempozyum sahnesinde neredeyse bütün ekip vardı. Figürasyon ajansından kimseyi çağırmadılar. Komik oluyor tabii, özellikle o sahnede çok eğlenmiştik. Senaristlerden Alper Kıvılcım sınıftaki sınav sahnesindeki hocayı oynuyor mesela. Ben o sahnede dışarıda dinleniyordum ama gülüşmeleri falan çok duydum. Bayağı eğlendiler o sahnede.

Sizi en çok korkutan / etkileyen korku filmi hangisi?

“They” (2002) filmini çok severim. Dört defa izlemişimdir farklı insanlarla. “Böyle bir film var bence izlemelisin. İzlediğim en iyi korku filmi” diyerek ama “The Conjuring” (2013) bence They’den de iyi. Şimdiye kadar izlediğim en iyi korku filmi diyebilirim The Conjuring için.

Sizce Türkiye’de korku filmlerindeki ani patlamanın nedeni?

Tamamen seyirciyle bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Bu zannedersem “Büyü” filmi ile başlayan bir furya. Onun öncesinde “Okul” çekilmişti Taylan Biraderler’in ama o tabi tam olarak korku üzerine değildi. Korku-komediden yola çıkmıştı. Büyü filmiyle birlikte seyircinin aslında yerli korku filmi izlemeye başladığını keşfettiler. Ondan sonra Hasan Karacadağ bir şekilde çok etkili olmaya başladı. 6 tane film çekti zannedersem. Bu tamamen Türk seyircisi gerçekten bu topraklarda geçen ve etkilenebileceği hikayeleri beyazperdede görmek isteğinden kaynaklanıyor. O film ne kadar kötü olursa olsun bir şekilde bir seyirci sınırını geçiyor. Yapımcılar ve yönetmenler artık bunu keşfetmiş durumdalar ve açıkçası bunun ekmeğini yiyorlar. Bence iyi de oluyor, yavaş yavaş gelişiyor gibime geliyor ama tabii çok daha yolumuz var bu anlamda.

Yakın zamanda başka projeniz var mı? Tekrar korku filmi teklifi gelirse oynar mısınız?

Oynarım 🙂 Kesinlikle hiç düşünmeden evet diyorum. Dediğim gibi ben zaten çok seviyorum korku filmlerini ama tabii senaryosu da çok önemli. Özgür (yönetmen) benim 10 yıllık arkadaşım. Özgür’den teklif gelince zaten düşünmeden ok dedim ama formalite icabı senaryoyu da okumak istedim. Azazil’in senaryosu çok etkiliydi, benim için önemli olan oydu. Bir daha teklif gelirse mesela, senaryosu iyiyse neden olmasın. Yakın zamanda bir sinema projem yok ama yeni bir diziye başladım. Eylül ayı itibariyle Star’da yayınlanacak “Aşkın Bedeli”. Onun dışında bir projem yok şu an.

Son olarak söylemek istediğiniz başka bir şey var mı?

Belli bir standartın üzerinde bir korku filmi izlemek istiyorsa seyirci “Azazil: Düğüm”ü sinemada izlemeli bence. Ben bile filmi biliyor olmama rağmen izlerken bazı yerlerde etkilendim açıkçası. 

Filmin eleştirisini okumak için tıklayın