17.11.2016

Bacalaureat: Bataklığın İçinde Temiz Kalmak Mümkün mü?

 

bacalaureat

Çürüyen bir toplumu düzeltmek mümkün mü?

Romen sinemasının öncü yönetmenlerinden biri olan Christian Mungiu’nin yeni filmi Bacalaureat / Graduation / Mezuniyet sinema çevrelerince merakla bekleniyordu. Hatta Cannes Film Festivali’nde Romen filmlerinin adeta şova dönüşen övgülerinden sonra insanların merak kat sayıları gittikçe de artmaya devam ediyordu. Bir kesim büyük beğeniyle karşılanan bu filmden önceki iki filminden geride mi, yoksa daha iyisini yapabilir mi sorusunu sorarken, diğer kesim ise iyi film dışında pek bir beklentiye girmemişlerdi. Sonunda filmin gösterimiyle beraber soru işaretleri son buldu.

Romeo (Adrian Titieni) saygın bir doktordur. Cluj şehrinde kendince nezih bir hayat sürdürmeye çalışmaktadır. Kızı Eliza (Maria-Victoria Dragus)’nın yüksek not ortalamasını düşürmeyerek İngiltere’deki iyi okullardan birine gitmesini istemektedir. Ancak tam final sınavları öncesinde Eliza bir saldırıya uğrar. Eliza bu psikolojiyle sınavlardan olumsuz anlamda etkilenme ihtimali yüzünden, kızın geleceği pamuk ipliğine bağlıdır. Romeo bir yandan kızıyla uğraşırken, bir yandan da başka problemlerinin üstesinden gelebilecek midir?

mezuniyet-mungiu

 

Romanya’da artan şiddet olayları…

Her filmiyle heyecan yaratan Mungiu, yeni filmde kendine göre bir hikaye şablonu hazırlayarak, sağlam bir senaryonun, olabildiğince akıcı bir kurguyla ilerlemesini amaç ediniyor. Bu amaçla merak unsurunu en başa koyaraktan, farklı sorunları ard arda sıralayarak izleyicinin ilgisini canlı tutuyor. Filmin çevreleyen gizem duygusu atmosfere direkt olarak yansıyarak, soluksuz bir seyir keyfini mutlak kılıyor.

Yine kendi sinemasında görebileceğimiz çözümsüz noktaları, hayatta her şey çözülemiyor mottosuyla muallakta bırakırken, filmin odak noktasındaki ana hikayeye yoğunlaşıyor. Filmin neredeyse tüm unsurları fedakar bir babamın, kızı için çırpınışına odaklanıyor. Bir yandan da Romanya filmlerinde gördüğümüz yozlaşmış, kirli Romanya’yı eleştirerek izleyicinin önüne seriyor. Bir yandan da Romanya’da artan suç olaylarına göndermelerde bulunuyor.

Filmde fazlaca vurgulanan çürümüşlük olgusu, filmin geneline yayılıyor. Mungiu filmin içinde tekrarladığı gibi Romanya’da kalarak farklılık yaratamazsınız. Bu yüzden de iyi bir hayat istiyorsanız, ülke dışında bir hayat kurmalısınız metni filmin temelini özetliyor. Eliza karakteri ise genç kız olduğundan sadece anı düşünmeye çalışıyor. Maruz kaldığı suç olayı bile onun için gelecek kaygısından daha travmatik olmuyor. Film bir anlamda bataklığın içinde iyi bir evlat yetiştirmeye çalışan bir adamın hikayesine yoğunlaşıyor.

mezuniyet

 

Akıcı kurgu seyir zevkini arttırıyor…

Film iki saatlik süresini akıcılığından dolayı hissettirmiyor. Önceki filmleri 4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün ya da Tepelerin Ardında gibi derin mevzulara inmezken, bu filmde daha çok hikayesinin su gibi akmasına odaklanıyor. Böylelikle bahsedilen iki filmi seven kesim için daha zayıf bir örnek olurken, tek başına bakıldığında sağlam bir filmin kotarıldığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Sonuç olarak düzeyli oyunculuklar, kimi boşluklarına rağmen iyi kurulmuş bir senaryo ve dur durak bilmeyen yağ gibi kayan bir kurgunun varlığıyla film sinemaseverleri mutlu edecek bir örnek olarak sinema tarihine adını yazdırıyor. Film hikayesindeki bazı merak unsuru yaratan boşluklarını doldurmayarak, izleyicinin düşünmesini bekliyor. Belki de her şeyi seyirciye bırakmayıp kendi çözümlerini yaratsa Rumen sinemasının en iyi filmi dahi olabilecek potansiyelini kullanabilirdi. Tek bir cümleyle özetlersek, son derece sağlam bir film izleyicileri bekliyor. Bir an önce izleseniz iyi olacaktır.