01.06.2017

O AN: Barton Fink

Aklın Hayatını Göstermek…

Coen biraderlerin neredeyse filmografilerindeki filmlerin hepsi birbirinden başarılıdır. Lakin 1991 yapımı Barton Fink bir başkadır. Yönetmenlerin hayatlarından izler taşımasıyla yarı otobiyografik bir film de diyebiliriz Barton Fink için. Bir yazarın üretememe sancılarını temel alan film alt metinde Hollywood endüstrisine ağır bir darbe indirir. Hatta Barton’u sosyalist, endüstriyi ise faşizm olarak düşünebiliriz. Zaten Charlie Meadows karakteri de bir nevi Hitler’i temsil eder. Peki, Barton Fink denince aklınıza sahildeki sahne mi geliyor? Sanırım yanıt evet. Ama Charlie karakterinin cehennem zebanisi gibi otele döndüğü sahne her açıdan sinemanın unutulmaz anları arasına girmiştir. İşte bu nedenle Barton’un değil de Charlie’in performansının ağırlıklı olduğu anları irdeleyeceğiz.

Sahne otelin tıpkı sırat köprüsü gibi uzun ince bir koridorunda başlar. Bu koridorun ortasında konumlanan polis dedektifleri koridorun ucunda duran Charlie’e teslim olmasını söylerler. Lakin Charlie bunu kabul etmediği gibi hayatının en büyük parçası olan silahını çıkarır. Charlie’nin arkasında hafiften bir ateş yanar. Silahını eline alan Charlie hedefin birini hemencecik yere serer. Zira kendisi bu işte çok ustadır; profesyonel bir katildir. Daha sonra kaçmaya çalışan diğer hedefin üzerine hızla koşmaya başlar Charlie. Koşarken de yanından geçtiği odalardan alevler dışarı doğru yükselir. Burada oteli cehenneme, Charlie’i de zebaniye benzetebiliriz. Cehennem zebanisi bugüne kadar çok sıcak olan hatta her yanı terleyen oteli sonunda alevler içerisinde bırakır. Bu kendini gizleyen mekân sonunda maskesini indirmiştir. Zebanimiz koşarken diğer hedefi de ayağından vurarak durdurur. Daha sonra ise ‘’Heil Hitler’’ diyerek ikinci hedefini de alnının çatından yere serer. Charlie’nin buradaki sözlerinden de anlıyoruz ki Hitler’e selam çakan faşizmin bir neferidir kendisi. Charlie alevler arasından hiç korkusuz ilerleyerek Barton’un odasına gelir. Yalnız burada Charlie’nin silahını odaya sokmaması önemli bir ayrıntıdır. Burada Barton ile yüzleşirler. Charlie bir süre kendinden bahseder. Bu anlarda kamera tamamen ona odaklanır; bu da seyirci üzerinde bir baskıya sebep olur. Charlie’e neden tüm bunları (hoşlandığı kadını ve çok önemsediği yazarı öldürmüştür) yaptığını sorar Barton. Cevap çok kısa ve nettir. Barton’a ‘’Beni dinlemedin’’ der. Barton, hiçbir vakit Charlie’nin dertlerini, paylaşmak istediklerini dinlememiş, hep kendi konuşmuştur. Bu kısa sohbetten sonra Charlie, Barton’u kelepçe ile bağlı olduğu yataktan kurtarır. Aslında Barton’un Yahudi olmasından dolayı Charlie tarafından öldürülmeyip serbest bırakılması şaşkınlık yaratırken Charlie odadan çıkarken son darbesini indirir. Barton’a buraya gelmeden önce sahip olduğu akrabalarını ziyaret ettiğini söyler. Bu son sözüyle alevler arasından odasına gider. Barton ise onun arkasından otelden ayrılır. Burada Charlie’in yanan oteli terk etmemesi de onun bir zebani olduğu gerçeğini pekiştirir. Evet, onlar faşist zebanilerdir. Ve Barton’un hiçbir zaman ait olamadığı otelden ve şehirden gitmesi gerekmektedir. Barton kendisine Charlie tarafından emanet edilen kutuyu- içinde ne olduğunu asla bilemeyeceğimiz kutuyu- alarak alevler içerisinden (Sırat köprüsünden) cennete (odasındaki resmin gerçeğine) doğru yol alır.