10.10.2018

Başka Sinema Ayvalık Film Festivali’nde Sona Gelindi

5 Ekim’de düzenlenen açılış töreniyle başlayan ve Ayvalık’ta sinema dolu günler yaşatan Başka Sinema Ayvalık Film Festivali bu akşam sona eriyor. Festival, Cunda Meydanı’nda tüm Ayvalık halkının davetli olduğu Ali Atay’ın ikinci uzun metraj filmi “Ölümlü Dünya”nın gösteriminin yapılacağı Penti sponsorluğundaki kapanış töreniyle sona erecek.

Kariyo & Ababay Vakfı sponsorluğunda düzenlenen Başka Sinema Ayvalık Film Festivali dün, güne Gökçe Doruk Erten’in casting atölyesi ile başladı. Üniversite öğrencileri için düzenlenen atölyede geleceğin yönetmen ve senaristleri oyuncu seçimine ve keşfine dair merak ettiklerini sordu. Günümüzde başta karşı çıktığı sosyal medyadan cast yapmayı artık çağımızın gerçeği olduğu için kabullendiğini, bütçesizliğin film yapmaya engel olmadığını artık akıllı telefonlarla bile filmler çekildiğini söyleyen Gökçe Doruk Erten, kısa filmlerine oyuncu arayışındaki öğrencilere de yol gösterici tavsiyelerde bulundu.

1986 yılında Berlin Film Festivali’nde gösterilmiş, ardından da uzun yıllar unutulmuş 80 darbesinden 5 yıl sonra bir kadının peşinden İstanbul sokaklarında dolaşan Tekerleme Ma’adra Binası’nda izleyicilerle buluştu. Gösterim sonrası filmin yönetmeni Merlyn Solakhan ve seslerini yapan Thomas Balkenholizleyicilerin sorularını yanıtladı. Filmi yıllar sonra bulan ve gün yüzüne çıkaran Tuzdan Kaide filminin yönetmeni Burak Çevik moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşide Solakhan“Bu film benim 33 yıl önceki okul bitirme projemdi. Filmin Türkiye’deki ikinci gösterimi bu. 16 mm çekilmiş bir film ve tam da Yeşilçam’ın çöküşe geçtiği ve henüz yerine yeni bir şeyin konmadığı bir dönemde çekildi. Hatta sesli çekilmiş bir film. O zamanlar tüm filmler dublajlıydı. Ancak o dönemlerde Türkiye’de gösterme imkânımız olmamıştı.” dedi.

Thomas Balkenhol ise o zamanlar sesli çekimlerin olmadığının altını çizerken; “Ben doğal sesleri kullandığımda herkes şaşırıyordu. Ses bakımından bu filmde gerçekten İstanbul’u dinliyorduk. Bu durum da filmin önemli bir zenginliği oldu.” dedi.

Ma’adra Binası’nda Fatih Özgüven moderatörlüğünde gerçekleşen Siyah- Beyaz adlı panelde yönetmenler Burak Çevik, Tayfun Pirselimoğlu ve ressamAhmet Doğu İpekTürkiye’den Farklı Hikâyeler bölümündeki filmler başta olmak üzere siyah-beyazın hala ya da “yine, yeniden” ne gibi anlamlar taşıdığını konuştular. Ahmet Doğu İpek, “Günler” isimli siyah-beyaz kendi resim çalışmalarından örnekler gösterdi ve son dönemde yapıtlarının siyah-beyaz oluşunun karanlık ve kasvetli bir çağda yaşamamızdan kaynaklandığını düşündüğünü söyledi, ruh halinin eserlerine yansıdığını ifade etti. Tayfun Pirselimoğlu ilk kez siyah-beyaz bir film çektiğini ve filmi ilk tahayyül ettiğinde böyle belirdiğini söyleyerek şöyle devam etti: “Sinemada var olan bazı siyah-beyaz filmleri renkli olarak hayal edemiyoruz bile ve sinemanın altın yıllarının önemli filmleri siyah-beyaz. Ben ilk kez siyah-beyaz çektim ama daha önceki filmlerime de siyah-beyaz olurmuş aslında diye düşünüyorum. Aslında renkliden daha zahmetli bir iş ama seyircinin kafasında bir problem oluşmasına neden oluyor bence. Siyah- beyaz biraz yap-boz gibi. Son filmim Yol Kenarı renkli olsaydı aynı etkiyi yaratır mıydı bilemiyorum.” Burak Çevik ise“Geçmişte belki zorunluluk olan siyah-beyaz benim jenerasyonum için bir tercih. Filmim Tuzdan Kaide’nin yaklaşık 3 dakikalık kısmı siyah-beyaz. Filmin zamanda sabitlenmekle alakası olduğu için siyah-beyaz bu filme çok oturdu. Filmin mekânsızlık ve zamansızlık algısı için siyah-beyazın önemli olduğunu düşünüyorum.” dedi.

   

Osman Nail Doğan’ın yönettiği, bu yıl Saraybosna Film Festivali’nde prömiyerini yapan Güvercin Hırsızları, Vural Sineması’nda izleyicilerle buluştu. Gösterim sonrasında filmin yönetmeni Osman Nail Doğan, senaristi Samet Doğan, yapımcısı Sinan Sertel ve Turgay Şahinoyuncularından Gökhan Yıkılkan seyircilerin sorularını yanıtladı. Aynı zamanda kardeş olan Osman Nail Doğan ve Samet Doğan filmin çocukluklarından izler taşıdığını söyledi. Osman Nail Doğan;“Güvercin insanlar işin çok farklı bir tutku. Araştırdığımızda çok eskilere dayanıyor bu tutku. İncil’de bile geçiyor. İsa havarilerine savaşa gideceği zaman; kadınlar, yaşlılar ve güvercin besleyenler gelmesin diyor. O zamanlardan beri var. Bizim çocukluğumuzda da çevremizde çok vardı, ağabeyim de beslerdi. Biz de filmin hazırlık safhasında güvercin besleyenlerle çok vakit geçirdik.” dedi. Samet Doğan ise geleneği çok eskiye dayanan güvercin tutkusunun taşranın kapalı dünyası ve coğrafyanın sertliğine karşı kendini ifade etme biçimi olabileceğini söylerken oyuncu Gökhan Yıkılkan; şimdiye kadar daha çok komedi rolleriyle tanındığını, bu filmin kendisi için farklı bir deneyim olduğunu söyledi. Bu filmde profesyonel çok az oyuncu olduğunu ve Yozgat’ta yaşayan yerli halkla karşılıklı oynadıklarını belirtti.

Vincent van Gogh’un trajik hayatını ve esrarengiz ölümünü, ressamın tablolarının 125 profesyonel ressam tarafından çizilmesiyle anlatan Loving Vincentaçıkhava sineması kapsamında Eski Köylü Pazarı‘nda gösterildi.