17.08.2018

Beyaz Diş: Çocuklara Sinemayı Doğru Tanıtacak Bir Fırsat

Tayfun Çidem

Lezzetli Bir Animasyon

Jack London’ın klasik serüveni olan Beyaz Diş bir kez daha fakat bu sefer lezzetli bir animasyon olarak beyaz perdeye uyarlandı. Bilmeyenler için hikâye Amerika’nın kuzeyinde bir kurt köpeğinin başından geçenler üzerinden o zamanın toplumsal ve siyasi yapısından tutun da insan tiplerine, ekonomik uğraşlara kadar bir gazete kupürü gibi her unsuru bizlere sunuyor.

Sinema bugün her ne şekle gelmiş olursa olsun yedinci sanat olarak varlığını sürdürmelidir. Bu algı bağlamında yeni nesillerin kötüleşen sinema görüşlerini son dönem piyasa filmlerinin ağızlarda bıraktığı kekremsi tada bir kaşık bal müdahalesi de bu Fransız dokunuşlu animasyondan geliyor. Çoluk çocuk, torun torba ne varsa hafta sonu hep birlikte sinemaya gidip bu serüveni izlemekten geri durmayın. Hem dramatik temelini bir klasikten alması hem iyi işlenmiş ve üzerinde çokça çalışılmış olması bu filmi hem çocuklar hem yetişkinler için iyi; iyiden öte faydalı bir film kılıyor. Özellikle çocuklarımıza sinema sanatını doğru tanıtmak istiyorsak.

Eve olan bağlılık

Doğacılık ve romantizmin tavan yaptığı filmin son on beş dakikasında Beyaz Diş üzerinden hep birlikte yaşadığımız kırılma ve korkuları yenme, uzun zamandır beklenen kararların verilmesi, suçluların cezalarını bulmaları ve en önemlisi “ev” olgusu. Kendinizi ait hissettiğiniz yer. İşte bu yerin önemine çok güzel bir sahneyle vurgu yapıp finale gidiyoruz. Kimsenin olduğu şey yüzünden yargılanamayacağı, en saf kötünün bile birtakım neden-sonuçlardan o hale geldiğine dair ince mesajlar barındırıyor. Gerçi bu kırılma noktaları pek çok yere yedirilmiş gibi bu bakımdan da filmin oldukça akıcı olduğu kabul görür diye düşünüyorum.

Kitabı Okuyamayanlara

Yukarıda bahsettiğim gibi pek bir kurt köpeği üzerinden duygu seli yaşatarak bize dönem betimlemesi yapan hikâye izlenmeye değer. Bu kurt köpeği öyle bir konumda ki ne kurtlar ne de köpekler tarafından kabul ediliyor. Önce hayatın tatlı yüzünü görüp iyi insanların sonra da en kötüsünün eline düşüyor. Kızılderililerin sorunlarına ayna tutuyor. Yaşam stillerini ve çeşitliliği; doğanın insanla olan savaşını ve barışını gösteriyor. Jack London’ın ağır üslubundan şikâyet edenler! İyi seyirler…