28.05.2016

Beyazperdede Öpücüğün Tarihi

Çeviri: Birben Karan

Anthony Oliver Scott, the New York Times’daki yazısına şu soru ile başlıyor; “Beyazperde’deki ilk öpücünüz hangisi?”; “Leydi ve Sokak Köpeği”ndeki spagettinin birleştirdiği acemi dudaklar mı? Jack ve Rose’un “Titanik”teki buhar odasında kaçamağı mı? “Brokeback Dağı”nda Jack ve Ennis veya “Ay Çarpması”ndaki Cher ve Nicolas Cage mi? Yoksa ekrandaki ufacık bir öpücüğün bile sayısız kontrol ve sansürden geçmesi gerektiği o dönemden; “Casablanca”nın Bogey ve Bergman’ı, “Notorious”un Bergman ve Cary Grant’i, veya o en üzel filmlerin Grant ve Eva Marie Saint’i, Grace Kelly veya Katharine Hepburn müydü ekranlardaki ilk öpücüğünüzün yıldızları?

Scott yazısında beyazperdede öpücük tarihine kısa ama detaylı bir özet geçerken; Hollywood filmlerinin gerçek hayatın bu sakar ve zarif olmaktan uzak tecrübesini ikonlaştırarak nasıl şık bir kareografiyle göz önüne çıkarabilip daha görünür kıldığını -Freud’un masum bir öpücüğün insanın en derin sapkınlıklarına yumuşak bir giriş olduğuna dair psikoanalizlerine de yer yer referans vererek- güzel ve detaylı bir şekilde tasvir ediyor yazısında.

Örnek mi diyelim? Kim gözü kapalı öpüşür? Veya gözünüzü açtınız diyelim? Nasıl yamuk ve bulanık bir açıdan görüntü yakalayabilirsiniz ki?… İşte Hollywood, filmler, yönetmen, oyuncular ve kameranın gücü bu duygu ve heyecanı hiç göremeyeceğiniz şekilde çerçeveleyip estetik bir halde gözlerimizin önüne sunar.

Beyazperdedeki ilk öpücük; Thomas Edison tarafından 1896 tarihinde çekilen 25 saniyelik kısa filmdir. Tabii ki seyirci tarafından duyulamayan kısa diyaloglarla kesilen küçük ve beceriksiz öpücük denemelerinden sonra, erkek şöyle bir kendini geriye çeker, bıyıklarını düzeltir ve partnerinin dudaklarına esas öpücüğü kondurur sonunda.

4 yıl sonra takiben gelen yeni bir Edison çekiminde, çift yine kamerayla göz göze gelmemeye çalışarak bir yanak yanağa bir dudak dudağa gelir ve gittikçe enerjisi artan ve dinamikleşen bir performans sergileyerek, belki de ekranda ilk defa filmlerdeki öpücük sahnelerinin yakalamak istediği o soruya hazırlarlar seyredeni; bir sonraki sahnede acaba ne olacak?

Çok uzunca bir süre “öpüşme” ekrana taşınabilen tek seksüel aktivite olmasının yanında, sansürcü rejimlerin kontrolleri ve baskısı altında başka her türlü başkaldırının temsilcisi ve karşılığı da olmuştur film yapımcıları ve seyirci için…

Bugün bile, her türlü seksüel aktivitenin ifşasına ulaşmak bir tık uzaklığımızda iken, filmlerdeki öpücük sahneleri seyirci üzerindeki o merakını, güzel gizemini ve çekimini korur…

Ve unutmayın ki; bir öpücük asla sadece bir öpücük değildir…

Kaynak: nytimes