23.05.2016

Billy Wilder ve Yönetmen Arkadaşları

Biri bana “Bir filmin sinemada klasik sıfatını kazanması için ne lazım?” gibi bir soru yöneltseydi “Herhangi bir Billy Wilder filmi izle, cevabını alacaksın” diye yanıtlardım herhalde. Wilder, Hollywood’un kalıplaşmış sinema formüllerini birkaç adım öteye taşımış, yenilikçi hamleleriyle sinemanın görsel dünyasını ve hikaye anlatımını zenginleştirmiştir. Bütün bunları yaparken de sinema tarihinin unutulmaz yönetmenlerine filmlerinde yer vermiş, böylece keşfetmeye meraklı sinefillere güzel detaylar armağan etmiştir. Gelin iki film üzerinden bu detaylara birlikte göz atalım…

1950 yapımı Sunset Blvd. bilindiği üzere unutulmaz sinema başyapıtlarından biridir. Kara – film janrındaki yapım, içinde barındırdığı dram ve gizemin yanı sıra aynı zamanda sektöre yöneltişmiş bir eleştiri niteliği taşır. Billy Wilder da hikayenin bu eleştirel yanını kuvvetlendirmek için sinemanın gerçek yüzlerini filmin içine serpiştirir. Sessiz sinema dönemine unutulmaz eserler armağan eden Avusturya doğumlu yönetmen Erich von Stroheim’ı filmin ana karakteri olan Norma Desmond’un eski kocası ve hizmetçisi rolünde görürüz bu filmde. Foolish Wives ve Greed gibi iki klasiği yönetmiş olan Erich von Stroheim’ı eski bir Hollywood yıldızının hizmetçisi rolüne konumlandırmak oldukça ilginç ve ters köşe bir fikir değil mi sizce de?

Filmin ilerleyen bölümlerinde Norma Desmond bir sinema setini ziyaret eder. Bu setteki yönetmen The Ten Commandments’i yönetmiş olan Cecil B. DeMille’in ta kendisidir. Usta yönetmen filme adapte olmakta hiç güçlük çekmez çünkü kendisini oynamıştır. Yıllardır yaptığı işi kamera karşısında aynı rahatlıkla bir kez daha yapmıştır.( Daha doğrusu yapıyor gibi yapmıştır)

Filmdeki bir briç partisindeyiz. Masada oturmuş briç oynayanlar arasından tanıdık bir sima çarpar gözümüze. Bu kişi sessiz sinemanın efsane komedyenlerinden Buster Keaton’dan başkası değildir. Filmin bütün karmaşasının ortasında bir anda Keaton’a rastlamak yüzümüzde bit tebessümün oluşmasına yol açar…

Stalag 17 filmindeyiz. İkinci Dünya Savaşı’nda geçen bir esir kampı öyküsünü izlediğimiz filmde Anatomy of a Murder ve River of No Return gibi sinema klasiklerini yönetmiş olan Otto Preminger, Nazi ordusundan bir Albay olarak çıkar karşımıza.

Görüldüğü üzere Billy Wilder filmleri sinema tarihine ilgi duyanlar için nefis detaylar barındırmakta. Hepsi bir an önce keşfedilmesi, keşfedildikten sonra da içinde barındırdığı güzel detayların araştırılması gereken yapımlar. Tavsiyem şu ki; Billy Wilder filmlerine izleyici olarak siz de konuk olun ve filmlerinde ağırladığı diğer misafirlerle birlikte keyifli bir vakit geçirin.