10.02.2019

Bir Cehennem Alegorisi: Climax

Seza KÖREKEN

Climax, sansasyon yaratan filmlerin yönetmeni Gaspar Noé’nin son filmi. Beş sayfalık bir senaryoya sahip olması, on beş günde çekimlerinin tamamlanması, savrulan kamera hareketleri ve cut noktalarıyla deneysel bir yapım olduğu gerçek. Daha ilk sahneden Luis Bunuel gibi sinemaya deneysellik katmış yönetmenlere küçük göndermeler görmek de mümkün.

Karakterlerin derinliğinden çok karakterlerin arasındaki ilişkiyi sunuşuyla ve bu sunuş biçiminin de oldukça yüzeysel olmasıyla postmodern filmlere iyi bir örnek teşkil ediyor. Yine postmodern yapıda görülen alegorilere de yer verilmiş. Film genel biçimiyle cehennem alegorisiyken, toplumsal davranışı özetleyen alegori sekansları da izleyiciye sunulmuş durumda. Toplumsal davranış biçimlerinin verildiği sahnelerde orta sınıf eleştirisinden de bahsetmek mümkün. Her biri birbirinden farklı olan karakterler bir özneye karşı birleştiklerinde tekil hale gelip psikolojik ve fiziksel şiddet uygulamaktan geri kalmıyorlar. Bunun mantıklı bir açıklaması olması da gerekmiyor, belki insanın doğuştan kötü kabul edildiği bir argümanla açıklamak mümkün olabilir. Toplumsal olarak tepki verirken öznenin egosu ortadan kalkar. İnsan doğuştan sadist bir güdü besleyen canlıdır ve egosu ortadan kalkınca bu güdüsünün önüne geçecek hiçbir şey kalmamıştır.

Sürekli artan gerilim

Climax gerilimi sürekli arttıran bir yapıya sahip. Yönetmen seyirciyi gerip ara ara rahatlatma yolunu seçmemiş. Gerginlik sürekli artıyor. Hareketli kamerayla aksiyon ortamından uzaklaşsa bile dipten gelen seslerle ortamda diğer karakterlerin ne yaşadıklarına seyirciyi ortak edebiliyor. Ayrıca filmin tek mekânda geçiyor olması da bu biçime hizmet eden faktörlerden biri. Birbirine bağlanan uzun koridorlar, birçok yaşamın birbirine eklemlenmiş olmasının bir sembolü niteliğinde. Gaspar Noe’nin kurguladığı mizansenler de bu durumu destekler nitelikte. Bir kişideki ruh halinin veba gibi tüm ortama yayılması ve “bad trip” denilen deneyimi yaşamaları, bu deneyime kameranın da dahil olmasıyla içerik, mekan ve biçim birbiri üzerine uyumla eklenerek seyirciyi hiç bitmeyecek gibi hissettiren gerilime ortak ediyor. Başına kötü şeyler gelen karakterlerin filmin sonuna kadar bir daha gösterilmemesi de gerilimi tırmandırmak için tercih edilen yöntemlerden biri.

Renkler ve Gaspar Noé

Gaspar Noé deyince renkler de önem kazanıyor. Bu filminde de renklerin kullanımı yaratılan ortamı görsel olarak destekler nitelikte. Film ilerledikçe, gerilim arttıkça kırmızının yoğunluğu da artıyor. Kırmızının yoğunluğu artıkça izleyici de sanki o cehennem hiç bitmeyecekmiş hissine kapılıyor. Kırmızı yoğunluğundan sonra gelen yeşil koridor rahatlama etkisi yaratsa da açık kapılardan görünen kırmızı odalar ve dipten gelen acı çeken insan sesleri izleyiciyi bir saniye bile olsun bulunduğu ruh halinden çıkarmıyor.

Climax’te yaratılan cehennemin cinsiyetçi ve milliyetçi bir yapıya sahip olması içinde bulunduğumuz zaman da düşünüldüğünde dikkat çekici. Birçok ülkede milliyetçi söyleme sahip adayların iktidara taşınması ve kadın üzerinden yapılan siyasi propagandalar güncelliğini koruyor. Filmin başında cennet inancını sorgulayan audition sahnesinin olmasıyla birleştirildiğinde süregelen bir cehennemde yaşıyor olunduğu fikri çıkarılabilir.

Climax, Gaspar Noé’nin tarihindeki en az rahatsız edici filmi olmayabilir. Yine de çok rahatsız edici bir film söz konusu. Yönetmen, izleyicinin uzun süre aklından çıkmayacak bir etki yaratmayı başarıyor.