31.01.2018

Bir Dağcılık Belgeseli: Meru

Dağcılık belki de birçoğumuzun üzerinde düşünmediği bir konu. Meru’nun ana karakterleri içinse aynı şeyi söylemek imkansız.

Su Kapkın

Meru, dağcılık dünyasının en önemli isimlerinden olan üç Amerikalı dağcı ve film yapımcısı Conrad Ankers, Jimmy Chin ve Renan Öztürk’ün, Himalayalar’ın tırmanışı en zor dağlarından biri olan ve daha önce zirvesine çıkılmamış Meru dağına tırmanış hikayelerini ele alan 90 dakikalık bir belgesel. Ekrana geldiği 2015 yılında ‘En İyi Belgesel’ dalında Oscar ödüllerinde son 15’e kalan ve Sundance Film Festivali’nde Seyirci Ödülü’ne layık görülen Meru, bizlere doğaya ve insan bedeninin sınırlarına dair yeni bir bakış açısı katıyor.

Neredeyse 3 yılda gösterime hazır olan filmde üçlünün daha önceki deneyimlerine dair kesitler de bulmak mümkün. Hikaye; Ankers, Chin ve Öztürk’ün yanı sıra “Into The Wild”ın yazarı olan eski dağcı Jon Krakauer’in de anlatımıyla şekilleniyor.

6600 metre yüksekliğinde ve son 2000 metresi neredeyse kayadan bir duvar olan Meru’ya tırmanışın bu hikayesini benzerlerinden ayıran bir şey var: 3 kişilik ekibimiz normalde olabildiğinde az yükle çıktıkları tırmanışlarının aksine bu sefer her türlü dağcılık tekniğine ait araç gerecin yanı sıra tüm profesyonel çekim ekipmanlarını da alarak neredeyse toplamda 100 kiloyu aşan bir yükü sırtlanarak tırmanışa geçiyor. Ekibimiz, bu fedakarlığın ödülünü kendi türünde en yüksek çekim kaliteli yapımlardan birini oluşturarak alıyor. Keskin, ciğerlere oksijen dolduran nefes kesici dağ çekimleri bize çıkmadığımız maceraların, görmediğimiz yerlerin özlemini duyuruyor. Belgeselin ana hatlarını tırmanış esnasında kurgulamak mecburiyetinde kalan ekibin, tek bir yanlış hareketin ölüme götüreceği yollarında herhangi bir çekimi tekrarlama olanağı ise kesinlikle yok.

Meru bize sadece -20 derecenin altına düşmeyen sıcaklıklarda kısıtlı olanaklarla hedeflerine ulaşmaya çalışan dağcıları seyretmeyi sunmuyor. Karakterlerin özel yaşamına, iç dünyalarına da inerek birçok yapımda eksikliğini hissettiğimiz duygusal arkaplanı da sunarak empati kurmamızı sağlıyor. Belgesel türünde her zaman alışık olmadığımız şekilde bir karakter gelişimine tanık oluyoruz. Tırmanıştan aylar önce çok ciddi dağcılık kazaları geçiren Chin ve Öztürk, daha önce deneyip başarısız olan, dağcılık sporuna en iyi arkadaşını ve akıl hocasını kaybetmiş olan, onları anan Ankers, açık sözlü anlatımlarıyla daha önce bir dağ yamacına yaklaşmamış olanlarımızın bile bu riski neden aldıklarını anlamamızı sağlıyor.

Hemen hepimiz, altlarındaki binlerce metrelik boşluğa incecik bir iple kafa tutan dağcıları ekranlarımızda gördüğümüzde şunu sormuşuzdur: “Neden?”. Sanırım Meru, bu soruya cevap vermeye en yaklaşan yapım.