09.02.2022

“Bir Daha İzlemem” Dediğimiz Filmler

Halil ŞİMŞEK

Irréversible (2002)

İzleyen pek çok kişinin hafızasında bir şekilde yer edinen Gaspar Noé imzalı Irréversible, bu listeye en üst sıralardan girmeyi hak etmiş filmlerin başında geliyor hiç kuşku yok ki. Monica Bellucci, Vincent Cassel ve Albert Dupontel‘in başrolünde yer aldığı film, kendi adıma anlatı tekniği ve seyircinin duyularını sonuna kadar zorlayan zorlu sahnelerinden dolayı bir daha izlemeyi düşünmediğim harika filmler kategorisinde. Doğrusal olmayan bir anlatı ve farklı çekim teknikleri kullanarak üretilen film, sinema tarihinin en sert tecavüz sahnesi olarak nitelendirilen olay sonrası intikam hırsını olabildiğince sert biçimde işliyor. Mideyi allak bullak eden kamera hareketleri, zihni yoran sesler ve her şeyden önemlisi yaratıcı sinema dili, filmin bu listede yer almasını fazlasıyla hak etmesini sağlıyor.

Ai no korida (1976)

Listemde bir daha asla izlenmeyeceğim derecede kötü filmlerin başında ise Japon sinemasının sansasyonel ismi Nagisa Ôshima’nın film demeye dilimin varmadığı işi Ai no korida geliyor. Pek çok ülkede yıllarca yasaklı kalan bu film, erotizmin sınırlarını aşarak insan iradesine adeta bir sinir harbi yaşatıyor. Japonya ve Geyşa kültürüne dair çeşitli çıkarımlar yapmaya da imkan tanıyan fakat mide bulandıran ve bir türlü bitmek bilmeyen cinsellik dolu sahneleriyle işlediği konuyu mahveden filmin varlığı, kendi adıma sinema tarihinin kara lekelerinden biri.

Teströl és lélekröl (2017)

Değerini bilenlerin kolay kolay unutamadığı Ildikó Enyedi imzalı Teströl és lélekröl, bu listeye girmeyi hak eden başarılı filmler kategorisinde yer alıyor kesinlikle. 36. İstanbul Film Festivali’nde son anda edindiğim bir biletle şu anda sadece güzel anıları kalan Rexx Sineması’nda izleme fırsatı bulduğum bu filmi, sanırım o gün orada olan pek çok sinemasever unutmayacaktır. Nahif bir aşk hikâyesini mezbaha gibi akla son gelebilecek yerlerden birinde işleyen film, başrollerindeki Alexandra Borbély ve Géza Morcsányi’nin uyumuyla bir daha izlemeyeceğim muhteşem filmler arasında kendine yer buluyor. Yer yer sertlik barındırdığı kadar yumuşak bir büyülü gerçekliğe sahip film, rüyaların gücünü bedeni sarsan ve soğuk terler döktüren meşhur bilek kesme sahnesiyle bütünleştirerek sinemanın etkileyici gücünü ortaya koyuyor.