09.02.2022

“Bir Daha İzlemem” Dediğimiz Filmler

Hilal ÇETİNDER

One Flew Over the Cuckoo’s Nest (1975) / A Clockwork Orange (1971)

“Bir filmi ikinci kez seyretmek aslında ilk kez seyretmektir. Başından sonuna ne kadar güzel kurgulandığını anlayabilmek için sonunu bilmemiz gerekir.” (David Gilmour, Film Kulübü kitabı)

Bu nedenle belki hem iyi, hem sevilen filmleri defalarca seyretmenin keyfine doyulmaz. Bir daha seyretmek istemediğim filmler sorulduğunda, bu keyfi hiçe sayarcasına ‘tüm zamanların en iyileri’ listemin tepelerinde yer alan iki harika uyarlamayı seçmem şaşırtıcı gelecektir çoğu sinema sevdalısına, eminim. Bazı filmleri uzaktan sevmek aşkların en güzeli belki de… Guguk Kuşu (One Flew Over the Cuckoo’s Nest) ile Otomatik Portakal (A Clockwork Orange) benzer sebeplerle beni derinden etkileyen ‘tek seferlik’ filmlerimden. Nedenleri, içeriği ve gelişimi farklı da olsa hapishaneye düşmemek için alternatif çözümlerle yola devam etmek isteyen aykırı Randle ile sebepsiz şiddetin diğer adı Alex’in öncesi ve sonrasını, “rehabilitasyon” süreçlerini düşünürken dahi içim ürperiyor. Hemşire Mildred’ın donuk gözlerini hafife alan Randle’ın kocaman kalbini ortaya döküşüne sonsuz kere tanık olmak istesem de o finale gönlüm razı gelmiyor bir türlü… “Evlat olsa sevilmez” Alex’in “otomatik portakal”a dönüşmesine de…

Brutti, sporchi e cattivi (1976)

Ettore Scola’nın kıyıda, köşede kalmış filmlerinden Çirkinler, Kirliler ve Kötüler (Brutti, sporchi e cattivi), Roma’nın varoşunda tek göz gecekonduda yaşayan ‘böylesi olmaz olsun’ dedirten kalabalık aileyle gösterdiklerine kayıtsız kalabilmek çok zor. Vahşi gerçeklerin vahşileştirdiği insanlar, kötülüğün ulaşabildiği zirve, fakirliğin çarpıcı fotoğrafı… İsminin hakkını, tam karşılığını verebilen o nadir filmlerden. Tam da bu nedenle işte, “Bir daha mı? Asla!”… Öte yandan, üç boyutluymuşçasına bütün duyularımızı harekete geçiren bu benzersiz filmi bütün sinema tutkunları –bir kez- görmeli elbette.