13.08.2016

Bir Zamanlar: Harvey

el_invisible_harvey_1950_1Elwood P. Dowd, bir kaç yıl önce bir gece Fairfax caddesinde yürürken, “İyi akşamlar  Bay Dowd.” diyen bir ses duyar. Arkasını döndüğünde ise 2 metre 9 santim boyunda bir tavşanla karşılaşır. Nedense onu garipsemez ve uzun bir sohbete koyulurlar. Fakat Elwood P. Dowd hala tavşanın adını bilmemektedir. Sorduğunda ise tavşan: “Senin en sevdiğin isim nedir?” şeklinde karşılık verir. Bay Dowd için kolay bir sorudur, düşünmeden “Harvey” der. “Ne tesadüf.” der tavşanımız da “Benim adım da Harvey.

1950 yapımı bir Henry Koster masalı; 35 yaşında, varlıklı bir ailenin ferdi olan Elwood P. Dowd ile dev, görünmez bir tavşanın dostluğunun hikayesi Harvey. Ailesi ve çevresi için bir deliden farksız olan Elwood P. Dowd, herkese karşı hoşgörülü ve içten davranan saf bir adamdır. “Her gün güzel bir gün” der ve her anını keyifle yaşar. En büyük kötülüklerden ve aşağılanmalardan sonra bile naif gülümsemesiyle iz bırakır insanın kalbinde. Onun bütün bu iyiliğine karşılık, teyzesi ve yeğeni ondan utanmakta ve onu hastaneye kapatmak istemektedir. Ondan ve onun dev arkadaşı Harvey’den bıkmışlardır artık. Fakat Bay Dowd, onlara kızmak bir yana, bu arzularına tebessümle karşılık verir ve iyi niyetini asla bozmaz. Konuştuğu herkesi nezaketiyle büyüleyen ve evine davet eden saf kahramanımız, dostu Harvey ile hayata daima gülümser.

Harvey, esasen bir pooka‘dır. Pooka ne derseniz: Kelt mitolojisinde geçen bir peridir. İstedikleri gibi şekil değiştirmelerine karşılık genellikle tavşan veya at gibi görünmeyi tercih ederler. Bay Dowd’ın sadık dostu Harvey de işte onlardan biridir. Sünger gibi içen ve alaycı davranan Harvey, ailesinin tüm öfkesine karşılık Bay Dowd’ı asla terk etmez. Bay Dowd da yanında onun için daima bir şapka (kulak kısımları kesilmiş) ve bir palto taşır. Devamlı gittikleri barda hep iki martini söyler ve dostunun konforuyla ilgilenir. Filmdeki bu sahnelerin dışında, set ekibi de Harvey’i o kadar benimser ki onun için de bir sandalye ayırırlar ve yemek siparişi verirler. Öyle ki, isimlerin sıralandığı son sahnede “Harvey as himself” yazısı bile geçer.

harveyFilm boyunca da Harvey’nin bir hayal mi yoksa gerçek mi olduğu kestirilemez. Her ne kadar gerçek hayatta mitolojik bir figür olmaktan ileri gitmese de filmde herkes için gerçek bir karakterdir. Ufak tefek detayların yanında başkalarının da onu görmesi, fakat bizim asla  görmememiz, onun gerçekten var olduğunu gösteriyor. Yani düşünülenin aksine Elwood P. Dowd, bir deli veya alkolik değil, tamamen sağlıklı bir insanı canlandırıyor filmde.

James Stewart’ın ne kadar yetenekli ve tanınmış bir aktör olduğunu belirtme gereği duymadan, filmdeki performansına da değinmek istiyorum. O kadar doğal ve abartısız bir oyunculuk sergiliyor ki, diğer aktörlerin tiyatroyu andıran oyunculuklarının yanında oldukça şık duruyor. Kendisi de zaten, oynadığı karakterler içerisinde en sevdiği olarak Elwood P. Dowd ismini veriyor bir açıklamasında. İzlerken de onun sadece karakterden değil, kendinden de birer parça ortaya koyduğunu içten içe hissediyoruz. Harvey’e olan bakışlarında, boşluktan ziyade sevdiği bir canlıya baktığını anlıyor, onunla beraber biz de dost oluyoruz Harvey ile. Böylesi bir kibarlık ve masumiyet ancak onun düşük omuzları ile hafif gülüşüne yakışabilirdi zaten. Kendisi bu karakterde o kadar seviliyor ki 1970 yılında Broadway’de bir kere daha canlandırıyor. Yalnız seyirci için değil yönetmen için de James Stewart bulunmaz bir nimet. Henry Koster’in söylediğine göre, hayatında ki en keyifli deneyimlerinden biriymiş James Stewart ile çalışmak. “Sete daima ilk gelen ve rolünü herhangi bir sürtünme yaşamadan oynayan, profesyonel bir aktör” diyor onun hakkında.

Yazıyı Elwood P. Dowd’ın bir sözüyle kapatmak gerekirse;

Yıllar önce annem bana hep şunu derdi: ‘Bu dünyada Elwood, çok zeki çok canayakın olmalısın. Yıllarca zeki oldum, cana yakınlığı tavsiye ederim.’