08.02.2020

Birds of Prey: Tek Tabanca Harley

Durum Değerlendirmesi

Shazam filmi ile bir süreliğine ara verdiğimiz DC evrenine Harley Quinn’in kendine has tarzıyla geri dönüyoruz. Bir süredir Warner Bros ve DC’nin gündemi, Joaquin Phoenix’li Joker. Joker, iki şirketin uzun zamandır elde etmek için türlü çabalar sarf ettiği başarı ve takdiri, iki şirketin yaptığı tüm yanlışların doğrusunu yaparak elde etti. Shazam ile ilk belirtilerini az da olsa gördüğümüz değişim kaçınılmazdı. Şirket, üslubuna ve filmlerine yeni bir perspektif kazandırma konusunda fena gitmiyor diyebiliriz. Bir yandan en ikonik karakterlerin sanatsal güdülerin ön planda tutulduğu “gerçek” filmleri çekiliyor, çekilmeye başlandı. Bir diğer yandan da çıkan yüksek beklentili kötü filmlerin yarattığı enkaz ile çorbaya dönen kısa vadeli DC evrenini, solo filmler ile tekrar ayağa kaldırma çabaları meyvelerini vermeye başladı. Bu değişimin ikinci halkası olarak nitelendirebiliriz Birds of Prey’i.

Harley Quinn Tek Başına

Film, başlığı itibariyle Birds of Prey adından anlaşılacağı üzere geçmişleri karanlık olan bir grup kadının ve onlara eşlik eden Harley Quinn’in hikâyesi. Ya da yapımcılar böyle düşünüyor. Film, tamamen Harley Quinn odağında ilerleyen ve Harley Quinn’in verdiği savaşa farklı sebeplerden ötürü katılan/katılmış bulunan kadınları anlatıyor. Kısacası filmin gerçek adı Harley Quinn. Birds of Prey, yan hikâyeden ötesi değil. Film, Joker’dan  -en son Suicide Squad’ta gördüğümüz ve muhtemelen bir daha göremeyeceğimiz Jared Leto’nun canlandırdığı Joker- ayrılan ve hayatında ilk kez yalnız kalan Harley Quinn’in kendini tüm Gotham’a ve öncelikle kendine ispatlama macerasını konu alıyor. Erkeklerin dünyasında başarılı çılgın bir manyağın arkasındaki kadın olarak tanımlıyor kendini. İşler değiştiğinde ve tek başına kaldığında hiçbir şey eskisi gibi kolay olmuyor Harley için. Adını ve forsunu sadece Joker sayesinde almadığını herkese göstermesi gerekiyor. Karakter çiziminde komedi yönünü bir kenara bırakırsak Deadpool esintileri almak da mümkün.

Bir Delinin Gözünden

Film, Harley Quinn’in zaman zaman dördüncü duvarı da yıkarak kendine has anlatıcı üslubu  ile ilerliyor. Kendine has derken kastımız, aslında tüm filmi ailesiz büyümüş ve buna rağmen üniversiteyi bitirip doktor olmuş, hastasına aşık olmuş ve onun için kimyasal sıvı dolu bir kazana atlamış, Batman tarafından yakalanmış sonra tekrar kaçmış, Gotham’ın suç kralı ile sevgili olmuş ve ondan ayrılmış Harley Quinn’in bakış açısından yani onun hafızası neyi, ne zaman, ne şekilde hatırlıyorsa öyle izliyoruz. Karışık değil mi? Filmin temposu da hikâye anlatıcılığı da böyle karışık işte. Fakat, bunun sebebinin ne olduğunu bilmeniz ve filmin bir süre sonra sizi filmi bu şekilde okumaya ikna etmesi, sorunları ortadan kaldırıyor diyebiliriz.

Margot Robbie VE Harley Quinn

Yeni Harley Quinn, Suicide Squad sonrası ilaç gibi geliyor. Margot Robbie’nin muhteşem performansı bir yana sex objesi konumundan belalı ve bulaşılmaması gereken, kendi içinde gel gitler yaşayarak özgün deliliğini fütursuzca gösteren Harley Quinn, hafızalardan silinmeyecek türden. Karakterler ile özdeşleşen oyuncular listesine bir yenisi daha böylece Margot Robbie’nin özverisi sayesinde eklenmiş oluyor.

Güçlü Harley Quinn Zayıf Birds of Prey

Filmin belki de eleştirilecek en büyük problemi, yan karakterlerin ve diyalogların beklentilerin altında kalması. Birds of Prey ekibinin üyeleri ne yazık ki kötü oyunculuklar ve kötü diyaloglar ile altı doldurulmuş Harley Quinn’in yanında çok sırıtıyor. Üstüne üstlük kötü çizilmiş yan karakterlerin geçmişlerinin hızlı ve yetersiz işlenmiş olması da eklenince filmin iyi yaptığı şeyler daha az fark edilir hale geliyor. Filmin çizgi roman külliyatına dayanıyor olması var olan karakterlerin derin ve içi dolu hikâyelere sahip olduğunu fakat filmin bunu yeterince doğru yansıtamadığını gösteriyor. Sorun, filmin çizgi romana harfi harfine uyması gerektiği değil çizgi romanlardan alıp ekrana koydukları iyi çizilmiş karakterleri kötü uyarlanmış karakterler haline getirmeleri.

Sinematik Evrenin Zararları

Filmin, bağlı olduğu evren ve hikâyenin geçtiği şehrin Gotham olması, filmin başında nedeni değil sadece sonucu verilen Joker-Harley Quinn ayrılığının seyirciye yeterince geçmemesine sebep oluyor. Filmden bağımsız faktörlerden ötürü ne Joker ne de Batman bu filmde bir noktada kendilerini gösteriyor. Bu en nihayetinde sözleşmeler ve anlaşmalara bağlı bir faktör. Bu durum anlaşılabilir. Fakat film, bu karakterlerin seyirci tarafından göz ardı edilmesine müsaade etmiyor. Batman’e göndermeler yapılıyor ve hiç gözükmese de Harley Quinn’in karakter değişimindeki tek faktörün Joker olduğu sürekli hatırlatılıyor. Neredeyse bir baş karakter gibi sadece adı ile filmde olan Joker’in neden gözükmeyeceğine bir sebep bulunmaması ya da bulunan bahanenin hiç ama hiç ikna edici olmaması izleyiciyi umutsuz bir beklentiye sokuyor. Film, pek çok noktada Joker’i çağırıyor. Joker’in normal şartlarda kendini göstereceği pek çok fırsat doğuyor fakat hepsi es geçiliyor.

Son olarak filmin seyir zevkinde aksiyon sahneleri ve müziklerin payı çok büyük.  Orijinal ve eski parçaların yeni versiyonları, seyirciyi çok etkileyici bir şekilde tasarlanmış dövüş koreografilerine hazırlıyor ve Harley Quinn’in dinamiklerine tam oturan aksiyon sahneleri ile filmden aldığınız keyif katlanıyor. Harley Quinn ve Margot Robbie filmin olumsuz yanlarına rağmen karmaşık DC evrenin umut vadeden ikinci işi olarak yerini alıyor.