31.05.2017

O AN: Blow-Up

Michelangelo Antonioni 1966 yılında bir cinayetin aydınlatılmasını anlatan Blow-Up filmini çeker. Gerçek ile yanılsama arasındaki ilişkiyi sorgulayan film Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülüne layık görülür. Thomas’ın (David Hemmings) bir sanat fotoğrafçısı olduğu bu filmde onu sadece aydınlatmaya çalıştığı cinayet vakasını kovalarken değil, mesleğini icra ederken de izleriz. Mesleğinde oldukça usta olan Thomas oyun oynamayı çok seven bir karakterdir. Öyle ki cinayeti çözmeyi bile oyun olarak düşünür. Günlük, rutin işlerden hiç haz etmeyen bu deli dolu adam oyun oynama isteğini mesleğine kadar taşır.

İşte filmde Thomas’ın oyun oynadığı bir sahne var ki bahsedilmeden geçilecek gibi değil. Güzeller güzeli bir model ile fotoğraf çekimi yaptığı sahnede bakın Thomas bu kez nasıl bir oyun oynar: Thomas stüdyosunda fotoğraf çekimi yapacaktır. Fotoğraf makinesini bir nevi penis olarak -zaten bir sonraki sahnede fotoğraf makinesini tam da penisinin hizasına ayarlamıştır tripod aracılığıyla- kullanır. Fotoğraf çekimini de seks olarak tahayyül eder. Thomas, bir seks objesi olarak bilinen pelüşlerle ortamı da oldukça uygun hale getirecek kadar titizdir ayrıca. Çekime başladığında oldukça sakinken ilerleyen dakikalarda adrenalini gittikçe yükselir. Bir süre tripod ile yaptığı çekimden sonra -ki bunu bakışma, kur yapma olarak düşünebiliriz- kadına yaklaşır. Böylece ön sevişmeye başlanır. Sevişme sırasında tüm dizginler Thomas’ın elindedir; kadının ne yapacağını, nasıl bir konum alacağını o söyler. Kadına yere yatmasını söyledikten sonra ise zevk doruğa ulaşmıştır. Thomas art arda, her defasında daha büyük istekle deklanşöre basar. Ve nihai son gerçekleşir; Thomas zevkin doruklarına tırmanarak orgazm olur. Kadının bu sevişmeden zevk alması ya da tatmin olması onun için hiç önemli değildir. Kadını yerde öylece bırakarak yaşadığı zevkin tadına varmak için inzivaya çekilir.

Bu sahnenin tüm film içinde ufacık bir bölüm olduğunu düşünerek filmin ne kadar büyüleyici olduğu sanırım hayal edilebilir. Modern sinemanın öncülerinden Mıchalengo Antonioni, bu filmde tüm sanatsal birikimini konuşturur. Çekildiği dönemde bazı sahneleri sansüre uğramış bu film aynı zamanda 68 kuşağının müjdecisi olarak da görülebilir.