01.11.2018

Bohemian Rhapsody: Queen ve Freddie Mercury

Burak ŞEN

Queen, tarihin gelmiş geçmiş en büyük müzik gruplarından birisi. Birbirinden çok farklı kafa yapılarına sahip dört insanın müziğe karşı olan devrimci ve yenilikçi bakış açısı, belki de ittifak ettikleri tek özellikleri. Bu hafta sinemalarımızı ziyaret eden ve senenin en merak edilen işlerinden Bohemian Rhapsody başta grubun solisti olan büyük fenomen Freddie Mercury olmak üzere grubun kuruluşundan büyük Live Aid konserine kadar olan süreci görkemli bir şekilde bizlere sunuyor.

Aslen Zanzibarlı olan o zamanki ismiyle Farrokh Bulsara havalimanında kargo işleriyle uğraşan, şarkı sözleri yazan ve geceleri müzik dinlemeye giden bir gençken solisti giden bir grupla sahneye çıkmaya başlıyor. Biz de filmde grubumuzun diğer üyeleriyle böylelikle tanışmış oluyoruz. İngiltere’nin salaş bir barından dünyanın zirvesine tırmanan bu akıl almaz hikâye perdede gerçekten çok ihtişamlı duruyor.

Tüm Önyargıları Yıkan Performansıyla Rami Malek

Freddie Mercury’i canlandırmak için seçilen Rami Malek büyük tartışmalar yarattı. Malek’e kimse güvenmiyordu rol için. Hatta set fotoğrafları ilk geldiğinde bir şaşkınlık olmadı değil kulislerde. Bizlerinde kafasında şüpheler vardı ama oyuncunun performansını görmeden konuşmanın mantıksız olacağı kanaatindeydik ki Rami Malek buna rağmen kendisine hayran bırakan bir performans ile karşıladı bizleri.

Enerjisiyle, karakterin egzotik edasıyla, sahnede devleştiği kısımlarla Rami Malek, Freddie Mercury sınavını yüksek notlarla tamamlamış bulunmakta. Öyleki dış basın tarafından film çok eleştirilmesine rağmen Rami Malek için neredeyse kötü konuşan yok. Bununla birlikte filmin diğer oyuncuları da iyi performanslar sunuyor. Gwilym Lee’nin özellikle fiziksel duruşuyla Brian May’in aynısı olması yer yer oyuncu olduğunu unutturmadı değil.

Eksik Bir Şeyler Var

Ama Bohemian Rhapsody’de o görkemli finale kadar olan süreçte tam manasıyla Queen ruhunun bize geçmediğini söylemekte yarar var. Grubun yükselişinin anlatımında bir takım verimsizlik mevcut. Aynı zamanda senaryo bir yerden sonra gereğinden fazla Mercury’nin eşcinselliğiyle ilgileniyormuş gibi görünüyor ve başta Mercury’nin hastalığı olmak üzere kimi önemli kısımlar tam tatmin edici boyuta ulaşamıyor. Ama bu sahneler, melodrama ve ajitasyona kaçmadan kotarılmış.

Filmin ilk yarısında özellikle Mercury’nin müzik dünyasını tabularına karşı takındığı anarşist ve asi tavrın anlatılışı çok güzel. Aynı zamanda destan haline gelmiş, tarihe geçmiş şarkıların da nasıl ortaya çıktığını görmek şahane. We Will Rock You gibi yediden yetmişe herkesin bildiği fenomen şarkının nereden türediğini mutlaka görmelisiniz.

Bohemian Rhapsody, oyunculuklarıyla lezzetli bir tat bırakan, temposu ve sinerjisiyle iyi bir film. Senaryonun ilk yarısına tekabül eden kısmı çok sevsekte ikinci yarısına denk düşen yakanın tam istenileni izleyicisine geçiremediği kanaatindeyiz.

Yer yer şarkılara sizlerde eşlik ediyorsunuz ve izlerken ayağa kalkıp eşlik etmemek için kendinizi zor tuttuğunuz, yirmi dakikalık şahane finaliyle çıkışta kendinizi çalma listesindeki Queen parçalarını ararken buluyorsunuz. Ama gelgelelim bir süre sonra filmin üzerinizde pek bir etki bıraktığını söyleyemeyiz. Yine de Queen şarkılarını sinemada dinlemek çok değerli. Üstelik buna teknik ekibin dekoruyla, kostümüyle tertemiz ve özenli işçiliği de eklenince harika bir sunuma dönüşüyor. Sinemada görülmeye değer!