25.05.2019

Border: Önemli Olan İnsan Olmak

Bazen insan oturup düşünmeli, kim olduğunu, nereden geldiğini, yaşadığı hayatı. Ve sorgulamalı; biz genlerimizin bize verdiği kimliğe mi sahibiz yoksa kendimizin seçtiği kimliğe mi? İran asıllı İsveçli yönetmen Ali Abbasi’nin ikinci filmi Sınır (Grans/Border) gümrükte güvenlik personeli olan Tina’nın öyküsünü sunuyor bizlere.

Tina’nın ilginç bir yeteneği var. Kendisi insanların duygularını, daha doğrusu suçluluk duygularını koklayabiliyor. Utancın, seksin, suçun, günahın kokusunu alabiliyor. Ama dış görüntüsünden dolayı kendi çevresi, iş arkadaşları ve komşuları benimsemiş olsa da genel olarak insanlar ona çekinerek bakıyor. Bir gün kendisine benzeyen birisiyle karşılaşıyor ve ondan da her ne kadar ilginç bir koku almış olsa da herhangi bir suçluluk emaresine rastlanamıyor. Ama bu yabancının Tina’nın hayatına girmesiyle film politik, sosyal-gerçekçi bir öyküyü doğaüstü bir tema ile buluşturup bir kendini arayış hikayesine evriliyor. Bunu yaparken de mültecilik, ırkçılık, persona, kimlik arayışı ve insanlığa dair sizi İskandinav mitlerinin esintisiyle soğuk ama bir o kadar çekici bir yolculuğa çıkarıyor.

Dış Güzelliği Neyleyim, Önemli Olan İç Güzellik

Border, aynı zamanda gerçek canavarlara dair bir sorguya da düşüyor. Tina dışarıdan diğer insanlar için korkutucu bir görüntüye sahip olsa da doğaya, hayvanlara, insanlara duyarlı naif bir kadın. Her ne kadar sonradan hayvanlarla olan bu etkileşiminin altından esasında başka şeyler çıksa da argümanımızı enterese etmiyor bu. Ama filmde şık giyimli bir adamın veya mutlu gözüken bir ailenin içinden çocuk pornosu üreten bir şebeke çıktığında esasında görüntünün nasıl bir maskeye dönüştüğüne tanıklık ediyoruz. Özellikle Tina, bu yabancıyla benzerliklerinin üzerine girdikçe gerek fiziki gerek ruhsal kimliğini keşfetmeye başlıyor. Özellikle filmin cinsiyetler üzerinden gittiği sekanslar epey vurucu. Ama Border’a tam manasıyla fantastik bir film diyemeyiz her ne kadar o rüzgarı size getirse de.

Gerçekteki Fantastik ve Fantastik Gerçeklik

Gir Kanıma (Låt den rätte komma in) gibi yaratıcı ve sarsıcı bir vampir hikâyesini üreten isim John Ajvide Lindqvist’in eserinden uyarlanan Border; hikâyesini öylesine gerçek bir biçimde veriyor ki anlattığı şeye sizi inandırıyor. Bu inandırıcılığındaki en büyük paylar ise Tina’nın kişiliğine; personasına yolculuğuyla birlikte yan hikayesinde yürüttüğü polisiye janra.

Çocuk pornosu üreten bir şebekeyi çökertmeye çalışan bir polisiyeyi de arkasına alan, alt temellerini çağımızın sorunlarıyla dolduran ve bunu gayet ciddi ve başarılı biçimde aktaran Border’da ister istemez bir İskandinav masalı değil, çarpıcı bir tablo. Filmin adında yer alan Sınır’ı da hem Tina’nın çalıştığı yer hem de ötekileştirilmiş bir canlının kendi sınırlarını bilmek zorunda bırakılması ve sonrasında sınırlarını aşma girişimi düşünüldüğünde taşlar yerine oturuyor. Bununla beraber filmin final sekansında Tina’nın tercihleri de en başta sorduğumuz sorunun cevabını bizlere veriyor. Cannes’ın “Belirli Bir Bakış” bölümünden “En İyi Film” ödülüyle dönen ve Oscarlarda da saç-makyaj tasarımı kategorisinde aday olan Border gerçekten etkileyici bir deneyim. Buna o ağır makyaj altında olmasına rağmen inanılmaz bir oyunculuk sergileyen Eva Melander’in performansı da eklenince filmin çarpıcılığı daha yetkin bir hâl alıyor. İstanbul Film Festivali’nde kaçırdıysanız bu hafta itibariyle sinemalarda olacak filmi mutlaka perdede görün.