06.02.2018

Bound: Kara Film Evreninde İki Kadın Âşık

Dünya Sinemasında Wachowskiler

Wachowski Kardeşler, sanatlarının yanısıra cinsiyet değiştirme operasyonlarıyla da tanınan iki Leh sinemacı. 2006 öncesine kadar Wachowski Biraderler diye anılan ikili, şimdi Wachowski Kız Kardeşler, hatta Lehçenin kurallarına tam uyup doğru söylemek gerekirse Wachowska Kız Kardeşler oldular. Özellikle The Matrix Trilogy ile tanınan ikili, ilk filmlerinden itibaren hem filmlerinin senaryosunu birlikte yazmaları, hem de yönetmenliğini birlikte yapmalarıyla dünya sinemasında farklı bir yere sahip. Günümüzde de bir TV dizisinin (sense8) yaratıcısı konumunda bulunan bu özel ikilinin ilk işleri olan 1996 tarihli Bound’un (1994 tarihli Assasins’in yalnızca senaryosu kendilerine ait), Wachowskilerin sineması için büyük önem taşıdığına inanıyorum. Kimi sinemacılar için The Matrix Trilogy’nin ayak sesleri şeklinde anılan Bound, Neo-Noir türüne yenilikçi ve modern bir bakışla yaratılan bir suç filmi.

Bound’daki Wachowski İmzası

The Matrix Trilogy haricinde V for Vendetta ve Cloud Atlas gibi önemli filmlerde de imzaları bulunan ikili için sanıyorum ki günümüz sinemasında kendi imza stillerini oluşturabilmiş yönetmenlerden denebilir. Bunun nedeni o otantik “teknolojik-distopik” senaryo anlayışlarının yanısıra tekniklerinde de yatıyor. Eserlerinde, film boyunca tempoyu koruyabilmelerinde vurucu senaryolarının yanısıra başarıyla kullandıkları sinema dillerinin de payı var. Bound’da bunun örneğini görmekteyiz.

Senaryo bakımından elbette kendisinden sonra gelen Wachowski eserleriyle benzerlik göstermese de Bound, özellikle film temposunun korunumu ve sinematografik özellikleriyle sonradan pekala bilinecek olan Wachowski tarzını üzerinde taşıyan bir film. Bu hususta Bound’u senaryo olarak olmasa da, özellikle temel film paradigmasının etkili kullanımı bakımından inanıyorum ki Matrix’in ayak sesleri şeklinde anmak çok yanlış olmaz. Bu etkili kullanımdan kastım hikaye anlatımında filmlerin görünmez çizgilerle bölündüğü o act’lerinin birbirlerine fevkalade destek olması ve başından beri inşa edilen film temposunun asla yalpalamaması, tam aksine yönetmenlerin ellerindeki etkili bir silah olarak izleyiciye sunulması. Bound’da ilk dakikadan itibaren kinetik enerjiye dönüştürülmeye başlanan bu anlatı, soygun planının da faaliyete geçmesiyle bir an olsun gücünü kaybetmiyor. Sinematografiyle desteklenen bu başarılı hikaye anlatımı da doğal olarak Bound’u akıcı ve izlemesi heyecanlı bir eser haline getiriyor.

 

Filmi Özel Kılan Ne?

Elli metrekarede geçen soygun filmi mi olurmuş? Mekânı doğru kullanınca oluyor işte. Bound, bir apartmanda yan yana iki daireden birine yeni taşınan antagonistimiz Corky (Gina Gershon) ile filmdeki Femme Fatale karaktere hayat veren komşusu Violet’in (Jennifer Tilly) duygusal birlikteliklerinden doğan suç ortaklığını konu alan bir film. Neo-Noir elementlerini kullanan, fakat bu türün en temel özelliği olan “esas adam” yerine bir kadın karakter kullanan Wachowskiler, bu seçimleriyle Bound’a esasında olması gerekenden daha büyük bir anlam yüklüyor.

Sivri zekası ve pek etkili kullandığı seksapalitesinin yanısıra kadın bedenini metalaştıran bir kavram olan “Femme Fatale” içeren Neo-Noirlar, daima güçlü erkek karakterler ihtiva eden ve kadının, güzel ve manipülatif bir rolden ötede bir yere sahip olamadığı filmlerdir. Ama Bound’da, genelde antagonistini öldüren, öldürten ya da olumsuz anlamda derinden etkilenmesini sağlayan Femme Fatale karakterinin (Violet) bu defa ana karakter olan Corky ile aşklarının karşısında duran protagoniste karşı pozisyon aldığını ve filmin erkek egemen Neo-Noir yapısıyla dalga geçercesine mutlak bir kadın zaferiyle bitmesine sebep olduğunu gözlemliyoruz. Alışılagelmiş Film-Noir temasını, proplarını ve davranışlarını erkek yerine kadın bir antagonistle kullanan Bound’un, bu özellikleriyle bir “feminist film” olup olmadığına dair tartışmalar da mevcut. Bu savı destekleyen yegane özellik elbette filmdeki kadın karakterlerin tüm erkekleri bir şekilde atlatıp zafere ulaşmaları. Belki de Neo-Noir türüne getirilen bu yenilikçi yorum, Wachowskilerin kendi kimlikleri üzerinde o gün de düşündüklerinin bir göstergesii

Özel Dokunuşlar

Erotizmi yüksek düzeyde kullanarak başlayarak Bound, film ilerledikçe bundan vazgeçiyor. Cinsellik, Corky ve Violet’i suç ortağı olmaya iten birlikteliği temellendiren bir öge olarak kullanılıyor. Bu erotik sahneleriyle de bilinen Bound’da Wachowskiler bu ikilinin ilişkisini ne kadar derinleştirmeye çalışmış olsa da, (özellikle Corky’nin) karakter derinliğinin fazlasıyla yavan kaldığına, hatta ve hatta Violet ve Corky’nin zaman zaman karakter olarak güçlerini kaybedip tiplere dönüştüğüne inanıyorum. Bu eksikliğe Wachowskiler Neo-Noir türünün antagonist ve Femme Fatale kimliğiyle dalga geçiyor şeklinde bir açıklama getirmek mümkün, ama belki biraz kolaya kaçmak olur.

Para kurutma ya da boyalı zemin üstünde cinayet gibi kült sahneler içeren Bound, kullandığı “grafik eşleştirme” cutlarıyla ve zaman zaman anlatısını destekleyen karakter özdeşleştirme (kamerayı karakterin perspektifinden kullanma) yöntemleriyle sinema dilini etkili biçimde kullanıyor. Gergin sahnelerde ince ince işlenen müzikleri ve Joe Pantoliano’nun leziz oyunculuğuyla da güç kazanan Bound’un, Wachowskilerin filmografisinde önemli bir yer tuttuğu aşikar.