04.06.2018

Brink of Life (Nära Livet): Yaşamın Eşiğinde

Bergman’dan Annelik ve Doğumla İç İçe Varoluş Sorgulamaları

Ingmar Bergman’ın nispeten az bilinen filmlerinden Nära Livet/Brink of Life, bir tek mekân filmi. Bir hastane odasında geçen filmde üç hamile kadının öyküsü aracılığıyla Bergman anneliğe, doğuma ve kürtaja dair farklı bakış açılarını çıkarıyor karşımıza. Senaryo bu kez Bergman’a değil, Ulla Isaksson’a ait. Kadroda Bergman filmlerinde görmekten bıkmayacağımız Bibi Andersson, Ingrid Thulin, Eva Dahlbeck, Max von Sydow, Erland Josephson, Barbro Hiort af Ornäs, Inga Landgré var.

Üç kadının farklı hikâyeleri, geçmişleri ve karakterleri zamanla açığa vuruluyor. Hamile kadınlardan biri (Eva Dahlbeck) dört gözle anne olmayı bekliyor. Ingrid Thulin’in oynadığı karakter, sevgilisi çocuk istemediği için kürtaj yaptıran, bunun için acı çeken ve yaşamının geri kalanına dair endişeleri olan bir kadın. Bir diğeri, Bibi Andersson, anne olmak istemeyen ve kürtaj yaptırmayı düşünen genç bir kadın.

Bergman’ın annelik-hamilelik-kürtaj durumlarını ele aldığı filminde karakterlerin var oluş sorgulamaları yaptığı anlara tanık olmamız kaçınılmaz oluyor. Kürtaj yaptırıp yaptırmama kararı karakterlerin varoluş sorgulamalarıyla iç içe işleniyor. Yaşam ve ölüm çatışması katı gerçeklerle dolu bir dünyaya bir çocuk getirip getirmeme sorusunda da karşımıza çıkıyor.

Annelik-Hamilelik-Kürtaj Meselesine Gerçekçi Bir Yaklaşım

Usta yönetmen üç farklı kadının hikâyesini bu kez belgeselvari bir gerçekçilikle ele alıyor. Kapalı mekânın yarattığı klostrofobi ve yakın planlar doğumun getirdiği fiziksel ve psikolojik acıları gördüğümüz sahneleri daha da etkili bir hale getiriyor. Bergman’ın oyuncularından aldığı verimin etkisi de yadsınamaz. Anne olmaya, olmamaya veya olamamaya dair farklı perspektifler Andersson, Thulin ve Dahlbeck’in güçlü ve yoğun performanslarıyla vurgulanıyor.

Filmde kürtaja dair ahlaki, dini veya politik ikilemlerden ziyade, her bir kadının hamilelikle, doğumla ve kürtajla ilgili fiziksel ve psikolojik sıkıntılarına odaklanılıyor. Kutsal annelik vurgusu yapılmadığı gibi umutsuz bir bakış açısı da yer almıyor filmde. Bir kadının en zorlayıcı ve yalnız anlarını vurgulamak konusunda Bergman yine güven veriyor.

Nära Livet, yönetmenin en iyimser ve görsel olarak da en mütevazı filmlerinden biri. İzlediğimiz en görkemli Bergman yapıtlarından olmayabilir ama ele aldığı temalar diğer filmlerinden daha az kalibreli değil ve en az Cries and Whispers ve Autumn Sonata kadar etkili bir bakış açısıyla işleniyor. Bu film için, İsveçli Usta’nın diyalog ağırlıklı filmleri arasında başarılı örneklerden, diyebiliriz. 1958 Cannes Film Festivali’nde Ingmar Bergman bu filmle En İyi Yönetmen Ödülü’nü alırken En İyi Kadın Oyuncu Ödülü filmin dört kadın oyuncusu (Bibi Andersson, Ingrid Thulin, Eva Dahlbeck, Barbro Hiort af Ornäs) arasında paylaştırılmış.