23.04.2018

Cem Yılmaz Filmleri

İnci TULPAR

Hokkabaz (2006)

Herkesin Cem Yılmaz sineması hakında bir fikri var ülkemizde. Filmlerinin seveni de sevmeyeni çok… Ben ‘sevenler’ tarafındayım dolayısı ile filmlerini baştan ‘seveceğimi’ düşünerek izliyorum. Bu pozitif ön beklentinin oluşmasında en büyük etken olan film ise; Hokkabaz’dır.

Cem Yılmaz’ın, senaryosunu, yönetmenliğini ve başrolünü üstlendiği 2006 yapımı, Hokkabaz filminin, hem Yılmaz kariyerinde hem de Türk sineması içinde mizah barındıran dram filmleri kategorisinde sıcak ve naif bir konumda olduğunu düşünüyorum.

Filmin arkasında akıp giden, perdeden seyirciye ulaşan ufacık melânkolik bir sızı var film boyunca… İşte filmin naifliği de buradan geliyor. Sıradan insanları hayat ile, aile üyeleri ile, başarısızlık duygusu ve yalnızlık ile başa çıkma çabalarını anlatan bir yol filmi Hokkabaz… Aynı zamanda bir aşk filmi de… “Gönül ferman dinlemiyor” derler ya; işte öyle ümitsizce başlayan, “Bu kız bana bakar mı?” derken, ‘gün ola harman ola’ dedirten cinsten…

Yeterince meraklandıysanız; biraz da konusundan bahsedelim: Halk tarafından pek de teveccüh görmeyen bir sihir adamı olan İskender (Cem Yılmaz) kendisine sihirbaz dese de, aslında yaptığı numaralar hokkabazlığa daha yakındır. Can arkadaşı Maradona (Tuna Orhan) ile birlikte, ters giden bir gösteri sonrası, göz ameliyatı için gerekli olan parayı bulmak için, Anadolu turnesine çıkmaktan (kaçmaktan) başka çözümü kalmamıştır. Yanlarına İsmail’in egzantirik babası Sait’i (Mazhar Alanson) da alarak yollara düşerler… Yolculuk, bu ilginç üçlüyü, hem yaklaştıracak hem de ilişkilerini test edecektir.

Yazanın notu: Cem Yılmaz’ı pek çok kez stand-up gösterilerinde de zevkle izledim. Doğal bir komedi yeteneği olan, zeki ve “şeytan tüyüne” sahip bir yeteneği olduğunu düşünüyorum. Bir sanatçının, bu kadar yetenekli olduğu bir alan varken, ‘konfor alanı’ dışına çıkıp, niye film çektiğini de düşündüm. Bu sene Pek Yakında filmini de izledikten sonra, vardığım sonuç: Cem Yılmaz, sinema sanatını seviyor! Hem seviyor, hem sayıyor… Adeta, nostaljik bir kişisel bağı var sinema ile… İşte sadece bu sebepten bile, yaptığı filmler, hep sıcak, hep özenli oluyor…

İmkân, akıl ve sevgi ile kotardığı daha nice güzel filmlerini izlemeyi dört gözle bekliyorum…