20.07.2017

Christopher Nolan: Hollywood’un Dâhi Çocuğu

Following-1998-Nolan

Esra TOPÇU

Following

“Bir süredir yalnızdım ve yalnız hissetmeye başladım. Sıkıldım. Bütün gün hiçbir şey yapmıyordum. O zaman gizlice izlemeye başladım. ” 

Londra’nın kalabalığı arasında kaybolmuş bir insan, yolunu bir yabancının yoluyla paylaşarak yalnızlığını giderme çabasındadır. O, rastgele seçtiği insanları takip eden, onların hayatının küçük bir sahnesine ortak olan, daha sonra o sahnelerden bir dünya meydana getiren bir gözlemcidir. Yazar olmak ister ve yazılarının öznesi olan insanları ancak bu şekilde tanır. Onların adımlarını izlemek, nereye gittiklerini, ne yaptıklarını, hayatlarına ne şekilde devam ettiklerini bilmek ister. Bu merak onun kimsesiz dünyasını besleyen güçlü bir duygudur. Başta kuralları olan bu duygu, zamanla bağımlı olacağı tehlikeli bir arzuya dönüşür.

“Birini seçersin ve birden bire o insan artık kalabalığın bir parçası olmaktan çıkar.”

Christopher Nolan‘ın ilk uzun metraj filmi The Following, bir saatlik süresi ve siyah beyaz oluşuyla öteki filmlerinden ayrılan özel bir konuma sahip. Bütçesi oldukça mütevazi olan film, Nolan’ın arkadaşlarıyla çekmiş olduğu, konu itibariyle gizemli sayılabilecek bir yapım. Ayrıca filmi oldukça basit bir kamerayla çektiğini de belirtmek gerekir. Film-noir akımının eski popülerliğine sahip olmadığı bu dönemde, 1998 yılında, film-noir ‘den izler taşır.

following

Filmin senaryosu oldukça göz dolduruyor ve tatmin ediyor insanı. Psikolojik yönü ağır basan gizemli bir karakter olan Bill ve onun yazar olma hayalleriyle örtüşen takip ve gözlem arzusu filmi izlettiren birinci unsur. Hırsız denemeyecek ama en az onun kadar tuhaf amaçları olan Cobb’la tanışması, onun pasif takibini aktif bir pozisyona sokuyor.

Cobb, insanların evine girişini fakat kayda değer bir hırsızlık girişiminde bulunmayışını “Asıl amaç, içeri dalıp birilerinin hayatına girip, gerçekten kim olduklarını bulmak.” olarak açıklıyor Bill’e. Bir dedektif gibi, odaları dikkatle inceliyor ve köşeye sinmiş ne kadar duygu ve durum kırıntısı varsa ortaya çıkarıyor. Amacı bu işten para kazanmak değil, kesinlikle. Eğlenmek için yapıyor, çünkü onun gibi insanların birine zarar vermeden eğlenebilecekleri tek yol bu. Amacı yalnızca insanları tanımak, onları – onlardan habersiz – ziyaret etmek değil; onlara sahip olduklarının, hayatlarındaki asıl yerini sorgulatmak.

Cobb, girdikleri bir evin, manevi eşyalarla dolu bir kutusunu yere fırlatır ve şöyle der:

“Bir günlük gibi. Saklarlar ama birilerinin görmesini de isterler. Benim yaptığım gibi. Onların sergisini geziyorum. Aynı paranın farklı yüzleri. Bu yolla birinin göreceğini bilirler. İşte her şey bunun için. Başkasının hayatını bozmak ve sahip oldukları şeylerin farkına varmalarını sağlamak. Ellerinden alırsın ve onlara neye sahip olduklarını gösterirsin.”

followingg

Cobb, bir toplum düzenleyicisi olabilir. Takım elbisesi ve taranmış saçlarıyla, devlet adına insanları uyarmak üzere çalışan bir çalar saat. İnsanlar eşya üzerinde ki duygu durumlarını onlara hatırlatan, onları uyandıran bir saat. Bu saat, Bill’in, halihazırda içinde yanmakta olan merak duygusunu kamçılar ve Bill,onunla meslektaş olmaya karar verir. Fakat çalar saat olmak, onun için uygun bir iş alanı değildir. Çünkü o Cobb kadar mekanik ve onun kadar özenli olamaz. İşin içine duygularını ve yalnız benliğini doyurma çabasını sokar. Onun engeli de budur. Onun amacı insanların hayatına girmek değil, onların hayatını yazmak üzere kopyalamaktır. Cobb bunun farkındadır, onun asla kendisi gibi olamayacağını bilir. Yine de onu eğitmeye devam eder.

Nolan’ın bu filmdeki özgün tekniğini Memento’dan ayrıca tanıyoruz. Olay, belli bir sıraya göre aktarılmaz, parça parça sunulur ve filmin sonunda parçalar birleşir. Filmde ki zaman asla gerçek zaman gibi düz bir doğrultuda akmaz. Yapboz’un alakasız parçaları birleştirilmeye çalışılır önce. Küçük bölgeler tamamlanır ve nihayetinde büyük resmi görmeye fırsatımız olur.

Cobb’un dediği gibi “Herkesin bir kutusu vardır.” Nolan, The Following ile bize kutusunun kapağını açıyor ve bizi uzun süre oyalayacak zihninin ilk malzemesini seriyor önümüze. Biz de, insanları takip eden bir gölgenin peşine takılıp, onunla kalabalık bir yolculuğa çıkıyoruz.