20.07.2017

Christopher Nolan: Hollywood’un Dâhi Çocuğu

Prestige

İbrahim TOSYALI

Prestige

Christopher Nolan‘ın filmlerinin başarısını yalnızca yönetmen bazında vurgulamak haksızlık olur, hele hele senaryonun arkasında kardeşi Jonathan Nolan varsa. Biri yönetmenlikte diğeri senaryo konusunda üst düzey işler yapan iki kardeşi tanımlayacak kelime ise zeka. 21. yüzyılda tekdüzeleşen Hollywood sinemasına kattıkları ile kendilerine yer edinmeyi başaran Nolan kardeşlerin en büyük eserlerinden biri, The Prestige.

İngiliz yazar Christopher Priest’in 1995’de yayınlanan aynı adlı romanından uyarlama The Prestige, 19. yüzyılın sonlarında Londra’da sinema, tiyatro gibi sanatlardan önce gösteri sanatı olarak sihirbazlığın hakim olduğu bir dünyada geçiyor. Robert Angier ve Alfred Borden ismindeki, başrolü oldukları sihirbazlık gösterileri yapmak isteyen iki arkadaşın bu uğurda yaptıkları fedakarlıkları ve çektikleri ızdırabı konu alıyor.

Vaat, Dönemeç ve Prestij… Filmde de defalarca vurgulandığı gibi sihirbazlık gösterileri bu 3 bölümden oluşur. Vaat; seyirciye sihrin yapılacağı objenin tanıtılmasıdır. Dönemeç; kadının ortadan ikiye ayrılması, tavşanın kaybolması, elleri bağlı olan kişinin suya atılması gibi örneklerle açıklanabilir. Sihrin dönüm noktasıdır. Prestij ise sihrin gerçekleştiği bölümdür. Nesnenin kaybolması etkileyici olsa da seyirci için yeterli değildir, tekrar ortaya çıkmasıyla sonuçlanmak zorundadır. Film de sihirbazlık gösterindeki gibi bu üç bölüme bağlı ilerliyor.

prestigeThe Prestige de daha önce çekilen Nolan filmleri gibi zaman olarak karmaşık sekanslardan oluşuyor. Borden’ın hapse girdikten sonra Angier’in günlüğünü okumasıyla birlikte bol bol flashback’e sahip olan film takip edilmesi zor bir hikayeye dönüşüyor. Bu yüzden filmin içinde iki farklı dönemeç olduğu söylenebilir. Borden’ın günlüğün içindeki anılara kaybolması ve Borden’ın hatası yüzünden yardımcıları, aynı zamanda da Angier’ın aşkı olan Julia’nın ölümü. Hikâyenin bu iki dönüm noktası finalde Borden ve Angier’ın yüzleşmesiyle prestij gerçekleşir.

Film her ne kadar sihir, sihirbazlık, ilüzyon merkezli gözükse de esas adanmışlık ve bilime dikkat çekmek gerekir. Borden’ın başarılı olmak için hayatı boyunca feda ettikleri, Angier’ın da Borden’ı alt edebilmek için göze aldıkları tüm ilüzyonlardan ötede. Filmde Borden – Angier arasındaki ilişkisine paralel olarak ilerleyen Tesla – Edison rekabeti de filmde defalarca geçen “Are you watching closely?” repliğinde değinilen esas nokta olabilir.

the prestige 11943’te Tesla’nın da destek verdiği söylenen Philadelphia deneyinin arkasındaki sırla paralellik gösteren bilim kurgu atmosferi The Prestige‘in hikâye olarak bambaşka ve tartışmalı bir yola girmesini sağlıyor. Tesla karşısındaki Edison’un davranışları, aynı dönemde yaşayan tüm bilim insanlarına karşı duyduğu kıskançlık birçok kez vurgulanıyor. Filmde sihirbazlıkla ilgili tüm numara ve sırların açıklanırken bilimsel mucizelerin cevapsız kalması da seyirciyi doğru hedefe yöneltmek adına bilerek yapılmış bir başka oyun olabilir.

Birden fazla karaktere bürünen Christian Bale, hırsı gözlerine kör eden Hugh Jackman, Nikola Tesla gibi özel bir karakteri abartmadan ama saygın bir şekilde yansıtan David Bowie, filmin bilge adam karakteri Michael Caine… Senaryo ve kurgusundaki tüm başarılı noktaların yanında oyuncu kadrosuyla da öne çıkan The Prestige, Tesla’nın makinesi dışında pek görsel efekt kullanmadan bu başarıya ulaşıyor ve Christopher Nolan‘ın rüştünü ispat ettiği filmi konumuna geliyor.