27.05.2017

Çilek Filminin Yönetmeni Emrah Sönmez’le Röportaj

Öncelikle filminiz için tebrik ederiz. Çilek projesi nasıl başladı biraz bahseder misiniz?

Projenin temelleri 7-8 sene önceye dayanıyor. Benim aklımda hep Amerikanvari hikayeler dolanıyordu ama bir taraftan da bizim halkımızın sevebileceği, bizim kültürümüze uygun, sırıtmayacak bir iş yapma arzusu içindeydim. Oldum olası yol filmlerini de severim zaten. Kafamdaki bu fikirlerle öykü oluşmaya başladı. Sonra araya başka film-dizi işleri girdi, Çilek 2013’e kadar gündemimizde olmadı. 

Halil Sezai nasıl dahil oldu projeye? 

Yıl 2013 olduğunda, Çilek’i yapmak için yapımcılarla görüşüyorduk. Halil Sezai benim Ankara’dan okul yıllarımdan tanıdığım bir arkadaşım. Fikir almak için senaryoyu okuttuğumda direkt yapalım bunu, ben para yatırayım, tanıdığımız bildiğimiz insanlarla çalışalım dedi. Oyuncularımızdan Selen Öztürk, Kadir Özdal, aynı zamandan hem senaristimiz hem oyuncumuz olan Çağlayan Neyman Hacettepe konservatuardayken, ben de Güzel Sanatlar’da öğrenciydim. Ayhan Anıl, Soydan Soydaş ve bir çok arkadaşımızla bir şekilde o yıllardan tanışıyoruz. Mesela çizimleri yapan Aslı Yazıcıoğlu da benim çok eski arkadaşımdır, çizgi film dönemlerinde 10 sene aynı odada çalıştık, sonra yakın dönemlerde İstanbul’a geldik, bir sürü işte beraber çalıştık. Hatta şöyle bir anımı anlatmak isterim; setin son günleriydi, gece bir orman çekimi sırasında set ekibiyle yemek yerken set amirimiz “yine bir setin sonuna geliyoruz, çok özleyeceğim herkesi” falan dedi. Ben de ona “her setin sonunda birileri özlenir, ben aslında burada bütün özlediğim adamları bir araya topladım, ben sizleri özlemiştim önceki setlerde” dedim. Yani öyle güzel bir ekibimiz vardı ve çekerken çok eğlendik. Zaten ilk hedef eğlenmekti. Eğlenmeyeceksek yapmalım mantığıyla yola çıkmıştık. Halil Sezai ile ilk konuştuğumuzda da aynı şeyi söylemiştim, eğlenmeyeceksek hiç yapmayalım, dostluğumuz arkadaşlığımız bozulmasın demiştim. Sonuçta çok eğlendik, yani ilk hedefimizi gerçekleştirdik.

Film müziklerini Halil Sezai mi yaptı?

Evet Halil Sezai yaptı. Ama şunu net olarak belirtmek isterim; Halil Sezai bildiğimiz anlamda bir Halil Sezai albümü yapmadı, filme tema müziği yaptı. Bana ait duyguların, oyuncuların çıkardığı duyguların üzerine müzikler kurguladı, kendi duygularına yaptığı bir Halil Sezai müziğinden bahsetmiyoruz yani. Halil Sezai’nin yanında bir de Ekin Eti vardı müziklerde. O da gene bizim Hacettepe’den arkadaşımız, zaten Çilek’le ilgili bir yıl önce çıkan ilk haberlerde film müziklerini Halil Sezai ve Ekin Eti’nin yapacağı belliydi. Ve çok kısa sürede, inanılmaz bir ekip çalışmasıyla, güzel bir iş çıkardılar.

Halil Sezai galayı terketti haberi için ne diyeceksiniz?

Ben bu haberi internetten okudum galanın ertesi günü. Dedim ben Halil Sezai ile aynı salonda izledim filmi, sonra çıkışta bir yerlere eğlenmeye gittik. Yani bizim gala çıkışı birbirimize sarılmış fotografımız var, daha ne diyim ki? 🙂

Başrolde Azra Akın’ı oynatmak en başından beri planlanmış mıydı? Çilek karakteri ona göre mi yazıldı?

Hayır, dediğim gibi proje fikri o kadar eski ki, aklımızda hiç isim yoktu. Ben oldum olası erkek özelliklerinin kadına yüklendiği, kadının sert olduğu, tek başına kahraman olduğu filmleri sevmişimdir. Dolayısıyla böyle bir karakterin üstüne oturttuk Çilek ismini. Kurguyu kafamda tasarladıktan sonra oturup bunu Çağlayan’a anlattım, hadi yazalım şunu dedim. Ben yazamıyorum çünkü. Hayatım boyunca çizerek anlattım, çizgi film kökenliyim ben. Zaten filmdeki çizgi roman görüntüleri de benim o kökenimden geliyor. İşte ben Çağlayan’a hikayeyi anlattım, sonra o üzerinde epey uzunca çalıştı. Sonra Çilek’i aramaya başladık. Benim kağıt üzerinde çizdiğim bir takım tasarımlarım vardı, o görsellere yakın birini arıyorduk. Ben daha önce bir dizide de Azra ile çalışmıştım ve setteki disiplininden inanılmaz etkilenmiştim. Mesela şunu söyleyeyim, onun senaryosunun üzerinde benimkinden çok daha fazla not, etiket, işaretlenmiş sayfa vardı. Dizide de buna tanık olmuştum ve çalışkanlığı beni çok etkilemişti. İşte internetten Çilek’e uyabilecek isimlere falan bakarken Azra geldi aklımıza. Hadi bir arayalım dedi Halil. Aradık, senayoyu okuduktan sonra o bizi arayıp Çilek olmam için ne yapmam gerek dedi, mesela bu da çok etkilemişti beni. Dedik hadi gel bir konuşalım, öyle başladık yani. Sonuç olarak da Azra’nın performansından inanılmaz memnun kaldık. 

Filmi Ereğli’de çektiniz değil mi?

Evet Ereğli’de çektik, dediğim gibi Ereğli benim için tanıdık bir çevreydi. Bir sürü akrabamın olduğu, çocukluktan beri gittiğim bir yer Ereğli. Aynı zamanda amaç İstanbul dışına çıkıp maliyeti küçültmekti. Çünkü İstanbul dışına çıkınca bir yerde bütün ekibi konaklatmak, İstanbul içinde parkta bile olsa çekim yaparken ödediğiniz paralarla kıyaslayınca her şekilde daha hesaplı oluyor. Bunları düşünürken Ereğli’nin çileği meşhur olduğu için kafamda “Çilek” ismi canlandı. Hani hep söylenir ya, bir yerlerin meşhur ürünü üzerinden yürürseniz oralardan da maddi destek alabilirsiniz diye. 🙂

Alabildiniz mi?

Alamadık 🙂 Alamadık derken tabi ki büyük destek gördük ama maddi bir destek alamadık. Ama tabi çekim esnasında çok destek gördük, emniyet olsun, belediyede olsun, sahil güvenlik olsun çok kolaylık sağladılar. Ayrıca Ereğli halkının sıcaklığı, ilgi ve alakası ile çekimlerimiz çok keyifli ve rahat geçti. Öyle ki şehir hayatına hiç dönmek istemedik diyebilirim. 

Sete girdikten sonra ne kadar zamanda çektiniz filmi?

21 iş gününde çektik. Aslında yaptığımız şeyler epey zordu. Biz o yamaca tırmandık mesela, tüm ekipmanla 80 metre yüksekte çektik bazı sahneleri. Ben o mekanları 2-3 sene üstüste gidip gezdim zaten. Orada baraj gölü yapmak için kesilmiş bir yamaç var ve iş makinelerinin kesiş biçiminden dolayı basamaklı bir yapı oluşmuş. Yani gerçekten 80 metre yüksekteydik ama 3 metre altımızda bütün bir setin üzerinde barınabileceği bir basamak vardı. Görsel efektlerle sadece o basamakları yok ettik. Böyle büyük işlerimiz vardı yani, ormanlara gittik, Ereğli-Devrek yolu üzerinde epey yolculuk yaptık. Oraları bilenler filmde o yolu gerçekten katedecekler.

Oraları hiç bilmeyenler için herkesin bu kadar birbirini tanıdığın, eş dost, akraba olduğu bir film biraz şaşırtıcı mı olacak acaba?

Ama gerçekten öyle. Mesela o soygun sahnesinde banka önündekilerin hepsi bizim akrabamız. O karakterler de hep gerçekte var olan insanlar. Oradaki insanların üzerine dizayn ettim ben zaten hikayeyi. Bildiğim insanları yazdım, zaten bilmediğiniz bir şeyi dizayn etmeniz mümkün değil, in cin ya da dinazor bile yazsananız bir yerlerden duymuş, beslenmiş olmanız lazım.

Kaan karakterini kendinizden yola çıkarak mı dizayn ettiniz? 

Tabii tabii, Kaan benim aslında. Ereğli’de bankada çalışan teyzem var benim! Çocukken kardeşimle o bankayı soyma hayalleri kurardık… Ama tabii Kaan gibi bir adam değilim… 🙂

Kaan’ın çocukluğunu oynayan minik oyuncu da sizin oğlunuz değil mi? Onu yönetmek zor oldu mu?

Evet, benim oğlum. O çok zor bir sahneydi aslında. Daha önce bir reklam filminde de çocuk oyuncuyla çalıştım, çocuklarla çalışmak çok zor. Mesela reklam çekerken ikinci sahne de kız sıkıldı gitti. Ne diyebilirsiniz ki çocuğa, ben gidiyorum dedi gitti. Yeni kız getirip tekrar çektik bir sürü şeyi. Dolayısıyla çocuklarla ve hayvanlarla çalışmak çok zor.

Siz reklamcılık kökenli misiniz? 

Aslında animasyon kökenliyim. Dünyanın 17-18 ülkesine çizgi film üreten bir firmada çalıştım Ankara’da. Daha sonra İstanbul’a geldim, burada da önce yine animasyon üzerinden yürüdüm, bir yerden sonra animasyon kliplerde çalıştım, sonra onlardan sıkıldım, çizmekten çok yoruldum, reel sektöre yöneldim. İşte reklam yaptım, dizide çalıştım, sanat yönetmenliği yaptım, prodüksiyon tasarım yaptım derken böyle böyle sektöre bir şekilde girdim.

Kalıcak mısınız peki bu sektörde? 

Tabii tabii artık reelim. 🙂 Animasyon hep bir tarafımda olacak ama onları reelle birleştirmek gibi dertlerim var artık.

Var mı aklınızda yeni bir proje? 

Var tabii, şu anda yeni dizayn ettiğim bir proje var. Bir baba oğul hikayesi bu defa ama gene Hollwoodvari bir film olacak. Yani bu çizgiyi korurum ama türde değişiklikler olabilir tabii. Belki korku filmi çekerim. 🙂 Ben kafa olarak daha entertainment (eğlence) kafasında bir adamım. O yüzden mesela sağdan soldan gelen eleştirilerin ötesinde filmin gişede ne yapacağını merak ediyorum. İzleyici izlerken eğlenecek mi, o daha önemli benim için.

Vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz, gişeniz bol olsun…

Ben teşekkür ederim..