31.05.2016

Çizgi Ötesi: Howl’s Moving Castle (Yürüyen Şato) – 2004

Yürüyen şato

“- Korkunç hissediyorum. Bir kayanın altına sıkışmışım gibi.
– Evet, kalp ağır bir yüktür.”

Miyazaki animeleri, izleyen herkesi masalsı bir dünyaya taşır. Bu dünyada yönetmenin engin hayal gücünü görürüz. Fantastik ögelerle çevrili, zenginlik görsellik ve mizensenle bezenmiştir Miyazaki‘nin animeleri. Howl’un Yürüyen Şatosu da bu özellikleri taşıyan animelerden biri.

Diana Wynne Jones‘un aynı adlı romanından uyarlanan anime bir Studio Ghibli yapımı. Filmin yönetmenliğini başta Mamoru Hosoda üstlense de Hosoda’nın projeden ayrılmasıyla yönetmen koltuğuna Hayao Miyazaki geçmiştir.

Kötülükler Cadısı tarafından lanetlenen Sophie’nin üzerindeki büyüyü kaldırabilmek umuduyla evden ayrılmasıyla başlıyor macera. Sophie yola kendisini takip eden korkulukla (Sophie ona ‘Şalgamkafa’ diyor.) devam ediyor ve büyücü Howl’un şatosuna denk geliyor. Bu Sophie’nin Howl ile ikinci karşılaşması oluyor. Howl’un şatosu ise, sıradan bir şato değil: Yürüyor. Farklı yerlere açılan bir kapısı var. Ve şatoyu böyle güçlü kılan bir de ateş cini. Ateş cininin ismi Calcifer. Geveze, esprili. Bir de Howl’un yardımcısı var bu şatoda: Markl. Akllı, sevimli bir çocuk. Tabii Howl. Yetenekli, yakışıklı ve narsist. Böyle bir şatoda temizlikçi olarak yaşamaya başlıyor Sophie. İyi kalpli, sevecen, kendisine kötülük yapanları bile affedip onlara yardım eden, her işin altından kalkan becerikli Sophie.

Animede geçen olayların yeri ya da zamanı belli değil. Ama bir “savaş zamanı” geçiyor olaylar. Büyücülerinin desteğinin alındığı bu savaşta Howl da yer alıyor. Savaşta taraf olmaktan, savaşmaktan nefret eden Howl, şikâyet ediyor bu durumdan. Savaşın dehşeti bire bir aksettirilmese de hissettiriliyor animede. Hem üzerlerindeki büyüyü kaldırmak için mücadele veriyor kahramanlarımız hem de kötülükle, savaşla boğuşuyor bir yandan.

Howl's Moving Castle

Miyazaki’nin animelerinde sık sık gördüğümüz şeydir bu: İyi ile kötünün savaşı. Sonunda hep iyi galip gelir. Ama o güç mücadelesine hep tanık oluruz. İyi insanların seçtiği yol, iyi yoldur ve o iyi yolda ilerleyen kişiler zafer elde eder. Buradaki iyi kahramanımız da Sophie. Bir cadının hışmına uğrayan, ama aslında dünya tatlısı bir genç olan Sophie aynı zamanda güçlü bir kadındır. Güçlü, her şeyin üstesinden gelen, becerikli, daha aklıselim, kendine inanan kadın karakterler, Miyazaki’nin vazgeçilmezidir zaten. Bu animede de karşımıza bu özellikleri taşıyan Sophie olur ve evet, yine iyi kazanır.

“Ruhların Kaçışı” ile 2001’de “En İyi Animasyon” Oscar’ını alan (ki bu, yabancı dilde Oscar kazanan tek animedir.) Miyazaki, 2004 yapımı Howl’s Moving Castle ile Oscar’a aday olmuştur. Görselliği, mizanseni, Joe Hisaishi‘nin elinden çıkma müzikleri ve masalsı etkisiyle, en iyi Miyazaki animesi olmasa bile, kendisini zevkle izleten bir anime Howl’s Moving Castle.

Unutmadan, Diana Wynne Jones’un “Yürüyen Şato”su da güzel bir çeviriyle sunuldu Türkçeye. Hâlâ okumadıysanız tavsiye ederim.