19.03.2019

Çölde Çay: Bertolucci’nin Çölde Süren Arayışı

Seza Köreken Yalçınkaya

Çölde Çay, Bernardo Bertolucci’nin 1990 yapımı filmi. Gezgin Amerikalı çift Afrika’ya seyahat eder ve aralarındaki ilişkiyi çözümlemeye çalışırlar. Birbirine çok âşık olan Kit ve Port birlikte var olabilmenin yollarını ararlar.

Filmi çekerken tüm dünyadan kendini soyutladığı belirten Bertolucci filmin ruhunu oyuncularla birlikte, çölün ortasında aylarca çekim yaparak oluşturduklarını ve istemsizce dış dünyaya ait bilgilerden arındıklardan bahsediyor. Öyle ki kendisine birçok haberi eşinin telefonda verdiğini söylüyor.

Işık Oyunları ve Oryantalizm

Bertolucci filmlerinin ortak dikkat çeken noktası yönetmenin tercih ettiği ışıklar olmuştur. Işığın geliş açısı, rengi ve kullanıldığı ortam hem mizansene hem de hikayeye anlam katar. Genellikle sıcak renklerin hakim olduğu bu filmde kırmızı ışık ve ışığın yer değiştirişi karakterlerin ruh haline ve hikayenin bulunduğu noktaya göre kullanılmış. Aynı zamanda iç mekanda güneşin hareketine göre gerçek zamanlı ışık oyunları da görmek mümkün.

Çölde Çay, Amerika’daki yaşamı ve Afrika’daki yaşamı gösteriş tarzıyla oryantalist öğeler içeriyor. Bertolucci kimi zaman kamerasını bir belgesel yönetmeni gibi yönetirken kimi noktalarda da oryantalist kalıyor. Yönetmenin bu tür bir tercih yapması karakterlerin içinde bulundukları hezeyanla da bağdaşıyor. Arayış içerisindeki karakterlerin bulundukları ortama bakış açılarına göre Bertolucci de kamerasını yönlendiriyor.

Bocalayan Karakterler

Kitap uyarlaması olan Çölde Çay, diğer birçok uyarlama gibi metne sadık kalmamış. Yine de kitabın temasından ayrılmadığını söylemek mümkün. Çölde Çay daha çok kendi içinde tutarlılığı olan bir film olarak görülebilir. Hikaye kendi ritminde ve hikayenin elverdiği seçeneklerle ilerliyor. Dışarıdan eklenen bir aksiyon barındırmadığı için karakterler arası ilişkiden ve bunun sonuçlarından besleniyor. Bakıldığında bir kadın erkek hikayesinden çok modern insanın bocalamalarını görüyoruz. Tüketime ve para kazanmaya odaklanmış bir sistem içindeki bireylerin cevap aramaları, bulamayışları ve tekrar aramaları üzerine metaforlara rastlıyoruz. Çokça bahsedilen çöl metaforu da filmin tamamına yayılmış durumda. Issızlık, tamamıyla yabancı olunan insanlar ve toplum. Kendilerini ne kadar doğru ifade etmeseler de her türlü yanlış anlaşılan karakterler sürekli bocalıyor.

Çölde Çay dönemin kolonici sistemine de karşı duruyor. Bunu yaparken büyük ve didaktik şeylere ihtiyaç duymadan daha küçük göstergeler ya da karakterlerin sohbetinin başlangıcı şeklinde veriliyor. Çünkü Kit ve Port daha bireysel insanlar, bunu bir propagandaya dönüştürme ihtiyacı hissetmiyorlar. Başka bir arayış içerisindeler. Filmin dönüp tekrar aynı noktaya gelmesi karakterlerin de dönüp tekrar tekrar farklı mekanlarda aynı arayışı sürdürmelerinin göstergesi niteliğinde.

Kimlik Arayışı ve Kadın-Erkek İlişkisi

Bireysel özgürlüklerin farkında olan ve bunu benimsemiş Kit ve Port aslında kimlik mücadelesi verirken temel güdülerinden kendilerini soyutlayamıyor oluşları çatışma oluşuyor. Modernite ilişkilere de özgürlük getirir, çift değil birey önemlidir. Ama kıskançlık duygusundan ayrılamayan karakterler hem kendi içlerinde hem de birbirleriyle anlaşmazlık yaşamaktadır. Bu şekilde yalnızlıkları derinleşmekte ve ilişkileri çıkmaza girmektedir. George da çatışmayı körükleyen bir etken haline gelir. Sadece gezmeye ve eğlenmeye gelmiş olan arkadaşları George zamanla Port’un atlatması gereken kişi haline gelir. Kıskançlık güdüsüyle hareket eden Port bunu çok da belli etmeden küçük bir planla gerçekleştirmeye çalışır.

Kadın erkek ilişkisini sadece evlilik özelinde değil anne-oğul haliyle de sunan Bertolucci insanın varoluşunda anne etkisini de en sade haliyle veriyor. Karikatürize bir ilişki gibi görünse de annenin oğlu üzerindeki iktidarı toplumda sıkça görülen bir durumdur.

İtalyan Yeni Dalga yönetmenlerinin ikinci kuşağından olan Bertolucci; karakter derinlikleri, ortam, ışık ve kamera kullanımı birleştirerek eşsiz bir film ortaya koyuyor. Sonsuzluk içerisinde yürüyen kervanlar ve ortama tamamen yabancı insanlarla modern insanın bunalımını romantik bir dille anlatıyor. Bu şekilde Çölde Çay akılda kalmayı başarıyor.